Zonguldak’ta "kömür" meselesi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kentin geleceğini doğrudan ilgilendiren siyasi ve sosyal bir konu.
Zonguldak'ta üretilen taşkömürü, demir-çelik sektörü ve ağır sanayi için vazgeçilmez stratejik bir hammaddedir.
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı açıklamalar da bu açıdan dikkat çekti.
İl Başkanı Çağlayan, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen “Zonguldak & Essen: Yeşil Dönüşüm ve Enerji Forumu”nda sorulan bir soruyu gündeme getirdi.
Muhalefet partisinden bir meclis üyesinin Essen’den gelen heyete, “Siz, kömürden çıkarken insanları nasıl ikna ettiniz. Biz, ne yapmalıyız?” sorusunu yönelttiğini söyledi.
Bu soru, bir tartışma konusu...
Çünkü Zonguldak’ın da önünde kömür üretimi, enerji dönüşümü, istihdam ve kentin geleceği gibi ciddi başlıklar var.
Essen’in kömürden çıkış sürecinde yaşadığı dönüşümün Zonguldak açısından örnek oluşturup oluşturamayacağı elbette tartışılabilir.
Ancak Başkan Çağlayan’ın dikkat çektiği nokta, başka...
Bir tarafta TTK’ya işçi alınması, kömür üretiminin sürdürülmesi ve madenciliğin Zonguldak ekonomisindeki yeri savunuluyor.
Diğer tarafta kömürden çıkış sürecini tamamlamış bir kentten, “İnsanları nasıl ikna ettiniz?” diye fikir almak ilginç değil mi?
Siyasi açıdan tartışmaya açık konu...
Bu soruyu kim sordu?
Neden sordu?
Sorunun amacı, Zonguldak’ın geleceği açısından alternatifleri öğrenmek miydi?
Yoksa yalnızca Essen’in dönüşüm deneyimini anlamaya yönelik teknik bir soru muydu?
Hele bir de, Yeni Parti Zonguldak Milletvekilleri Deniz Yavuzyılmaz, Eylem Ertuğ Ertuğrul ve İl Başkanı Devrim Dural'ın kömür üretimini savunurken, kömürden çıkılmaması gerektiğini vurgularken, TTK'daki işçi sayısının norm kadroya getirilmesi gerektiği konuşulurken, kendi partilerinden bir meclis üyesinin bu soruyu sorması kafaları karıştırdı!
Eğer amaç, Zonguldak’ın geleceğini planlamaksa, bu sorunun sorulmasında herhangi bir gariplik yok.
Çünkü Zonguldak, kömürden bir anda vazgeçebilecek bir kent değil.
Aynı zamanda yalnızca kömüre bağlı kalmanın da uzun vadede nasıl bir sonuç doğuracağı tartışılmalı.
Dolayısıyla mesele, “kömürden çıkalım mı, çıkmayalım mı?” ikilemine sıkıştırılmamalı.
Asıl soru şu olmalı...
"Zonguldak'ta kömürün stratejik önemini korurken gelecekte oluşabilecek ekonomik dönüşüme nasıl hazırlanacak?"
Essen deneyimi de bu nedenle değerlendirilebilir.
Ancak bunun siyasi polemiğe dönüşmesi, asıl tartışılması gereken konunun önüne geçebilir.
Çağlayan’ın açıklamasıyla birlikte şimdi kamuoyunun merak ettiği konu ise oldukça basit...
Essen heyetine bu soruyu yönelten meclis üyesi, bu konuya mantıklı bir açıklama yaparsa, belki kent olarak anlayabiliriz.
Çünkü aynı partiden farklı görüşler çıkması, kamuoyunu düşündürüyor!
Bir taraf kömürden çıkılmasını düşünüyorsa, bir taraf kömürden çıkılmamasını düşünemez!

ATT'nin görevi gazeteciye müdahale etmek mi?

Zonguldak'ta sahada çalışan basın mensuplarına karşı, haber alma özgürlüğüne karşı engellemeler devam ediyor.
Kentte yaşanan trafik kazalarına haber amaçlı çekim yapmaya gittiğimizde, sağlık ekiplerinin engelleriyle karşılaşıyoruz.
112 Çağrı Merkezi'nin yönlendirmesiyle gelen ambulanstaki ATT ya da şoför, basın mensuplarına müdahale ediyor!
Düşünün ki...
ATT kazazedeyi bırakıp gazetecinin yanına gelip, "Ne çekiyorsun, benim iznim var mı? O fotoğrafları çabuk sil" gibi ifadeler kullanıyor!
Sen oraya kazazedeye veya hastaya müdahale etmeye mi geldin?
Yoksa gazetecinin çekip çekmediğini takip etmeye mi geldin?
Gazeteci böyle bir olayda tek bir kişiyi çekmez,
çünkü burada tek bir kişi yok!
Polisi var, kazazedenin yakınları var, vatandaş var.
Son zamanlarda yaşadığımız birçok olayda o kaos ortamı bırakılıyor, gazeteci hedef oluyor!
Bir defa; bir sağlıkçının hastayı bırakıp gazeteciye gelip, "o fotoğrafı sileceksin" demesi çok yanlış bir tutum.
Orada senin tedavi etmeni bekleyen bir insan var.
Basın kartımızı soranlara gösteriyoruz.
Bunun dışında bizim çekmemizi engelleyecek hiçbir şey olamaz.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın bize verdiği yetkiyle olumsuz gördüğümüz her şeyi haberleştirebiliriz.
Başka türlüsü, kamu görevlisinin zararına olur.
Bu konulara da sürekli değinmeye devam edeceğim.
Herkes işini yapsın!