Zonguldak Belediyesi'ne işe girmek isteyen bir kadın, Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in söz vermesine rağmen işe alınmadı!
Başkan Tahsin Erdem, iki kadına söz verdi.
Kadınların biri işe girdi, biri giremedi!
İşe girme çabaları boşa çıkan kadını, Halil Furat arıyor!
Halil Furat'a bu görevi kim verdiyse?
"Siz, sürekli başkanı niye sıkıştırıyorsunuz? Başkanı neden rahatsız ediyorsunuz?" gibi kelam etmiş!
Sanki Halil Furat, İŞKUR Müdürü!
Sanki kendi çocuklarından başka kimse belediyeye işe giremez!
Hep bana, hep bana!
Bir insan bu kadar bencil olamaz!
Bu kadar haddini aşamaz!
Bu kadar bir kişiye prim verilemez!
Pes doğrusu!

"Sen neden aday oldun Turhan?"

Yeni Parti'de, il kongresi öncesi ön seçim heyecanı yaşanıyor.
Bir tarafta Kurucu İl Başkanı Devrim Dural, diğer tarafta Turhan Oral…
Aslında bir siyasi partinin kuruluşundan sonra yaşanabilecek son derece doğal bir tablo bu... Birden fazla aday çıkar, delegeler tercihini yapar ve sandıktan çıkan irade kabul edilir.
"Yeni Parti” adıyla yola çıkan bir siyasi oluşumun en önemli sınavlarından biri, kendi içinde demokrasiyi ne kadar yaşattığı olacak.
İddiaya göre, geçtiğimiz haftalarda bir il yöneticisi,
adaylığını açıklayan Turhan Oral’a, “Sen, neden aday oldun? Senin adaylığın doğru mu?” diye çıkışıyor!
Oral’ın buna verdiği cevap ise dikkat çekici:
“Size demokrasiyi öğreteceğim.”
Bir partide aday olmak için “doğru kişi”yi belirleme yetkisi kime ait?
Genel merkeze mi?
İl yönetimine mi?
Yoksa sandık başına gidecek delegelere mi?
Eğer ortada bir ön seçim varsa, cevabın sandık olması gerekir.
"Kurucu il başkanı" olmak, elbette siyasi açıdan önemli bir ünvan...
Geçmiş dönem açısından ciddi bir referanstır.
Genel Merkez'in, Devrim Dural'ı ilk tercih olarak görmesi de siyasi bir değerlendirmedir.
Ancak bu durum, Turhan Oral'ın adaylığını “yanlış” hale getirmez.
Tam tersine…
Adaylık hakkının tartışmaya açılmadığı, tercihin delegelere bırakıldığı yerde demokrasi anlam kazanır.
Bir adayın karşısına başka bir aday çıkıyorsa, yapılması gereken, “Sen neden aday oldun?” demek değil...
“Buyur, kendini anlat. Delegeler karar versin” diyebilmektir.
Çünkü demokrasi, sadece başkalarından istendiğinde savunulacak bir kavram değildir.
İnsan, kendi partisinde de demokrasiyi savunabiliyorsa, o zaman söylediği sözün bir karşılığı vardır.
Yeni Parti açısından Zonguldak’taki bu kongrede, yalnızca “Dural mı, Oral mı?” sorusunun cevabı aranmayacak.
Asıl sınav şu olacak...
Yeni Parti, yeni bir siyaset anlayışını kendi içinde ne kadar uygulayabilecek?
Sandık kurulacak...
Adaylar yarışacak...
Delegeler karar verecek.
Ve kim kazanırsa kazansın, kaybedenin de o partinin mensubu olarak yoluna devam edebilmesi gerekiyor.
Çünkü gerçek demokrasi, kazandığında değil, kaybettiğinde de sandığın sonucuna saygı gösterebildiğin yerde başlar.
Yeni Parti'nin Zonguldak kongresi, bu açıdan yalnızca bir il başkanlığı seçimi değil, aynı zamanda partinin “yeni” olma iddiasının da ilk ciddi sınavlarından biri olacak.