“Nostalji olsun” diye…
Başlık atıyoruz.
“Nerede o eski bayramlar?”
Arefe gününde kabir ziyareti…
Bayram sabahı namaz mahmurluğu…
Sonra birlikte kahvaltı…
Ev ziyaretleri…
Gelen-giden…
Ağırlamalar-uğurlamalar…
Kavuşmalar-ayrılmalar…
Neydi o günler?
Hatta nostaljik bir-iki hikaye…
- O günleri çok özlüyoruz.
Keşkeler falan…
Ha bu arada, bayram alışverişi bölümünü de unutmayalım.
Ne oldu?
Çok güzel oldu.
Mutlu olduk.


[*] [*] [*] [*]

Biz, bayram sabahı erkeden kalkardık.
Davarları güneş tepeye dikilinceye kadar doyururduk.
Sonra geri götürüp…
İkindi vakti tekrar boşlardık.
Günlerin uzun zamanında bizim bayram yapma süremiz dört saati geçmezdi.
Bayram yerine giderdik.
Rahmetli Narılı Hüseyin Eniştem, sırtında taşıdığı tahta dolabı bayram yerindeki bir ağacın gölgesinde açar…
Bir-iki oyuncak, şeker, bisküvi vs satardı.
Ondan bir-iki şeker aldık mı?
Tamamdır.
Mutlu olurduk.
Çok güzelmiş.
O gün bulunamayan şey şekerdi ve görmek bile güzeldi.
Altın gibi kıymetliydi.
Yokluğun nesi güzel?
Geçmiş bayramların…
Eski bayramların en güzel tarafı samimiyet…
Dostluk, arkadaşlık…
Kimse arkadaşının kebapçıda ısmarladığı yemeği anlatmaz.
Hatta unutur.
Ama herkes bölüşülen bir ekmeği, yarım ekmeği unutmaz.
Ondaki paylaşmanın tadını anlatır.
İşi dostluğa bağlar.
Dostluk güzeldir, yoklukta insanları bir birine bağlar.


[*] [*] [*] [*]


Gelelim günümüze...
Bayram geldi.
Hoş geldi, safa geldi.
Yoksul insanlar var.
Ancak bunları doyuran…
Kollayan, yardımsever işadamları var.
Dernekler var.
Devletin yardım kurumları var.
Önemli eksiklikleri giderebilecek güçte belediyelerimiz var.
Yoksullara ciddi yardımlar yapıyorlar.
Tek eksiklikleri, bu kadar yardımın rastgele dağıtılması…
Ciddi bir organizasyonla bu yardımlar tek havuzdan devlet eliyle yapılsa…
Daha da güzel olur.
Yardımlar, belli zamandan sonra hediyeleşme durumuna getirir insanlarımızı…

[*] [*] [*] [*]

Bana gelince…
Bu sıralar adını-sanını bilmediğim insanlar…
Duyup da tanımadığım kişiler…
Tanıyıp da merhabamız olmayan gazeteciler…
Ali Rıza Tığ’a kaptırmak için bana yazıyorlar.
- Bu hata benim…
Anlatsak…
- Patron o… Sorumlu o…
İşi başka yere taşırlar.
Eski bayram olsaydı, eline bir taş alıp komşunun yaramaz tavuklarını kovaladığı gibi “taşlardı” onları…
Yeni bayramı seviyorum.
Komşunun köpeği havlamış…
Derede kurbağa bağırmış…
Kedi miyavlamış…
Takmıyor…
Keyfini sürüyor.
Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz.


[*] [*] [*] [*]


Hayatın tadını çıkarın.
En güzel bayramlar sizin olsun