Zonguldak yine,
Aynı senaryoyu izlemeye başladı.
Bu siyasete, ‘Spoiler siyaseti’ diyorum.
Yani,
İzlenen bir filmden bir sahneyi,
İzlememiş birine aksettirmek.
Tam karşılığı bence bu.
Biliyorsunuz,
Mustafa Çağlayan ile ilgili,
Benzer işler,
Merkez İlçe Başkanlığı’nda yapılmıştı.
Mustafa Çağlayan,
İlçe kongresinde aday olmamıştı.
Peki sonra ne oldu?
Daha güçlü dönerek,
İl Başkanı oldu.
Şimdiler ise,
Aynı senaryo,
Aynı figüranlar ile birlikte,
Çağlayan’ın İl Başkanlığını engellemek için sahneleniyor.
O dönem Mehmet Baş bu işin figüranıydı.
Şimdi yine sahneye çıktı.
Çok saçma bir sebepten,
Güya köpürerek,
Adliyeye koştu.
Mevzu ne?
Mustafa Çağlayan,
Mehmet Baş ile ilgili şikayetini geri çekmiş.
Sayın Baş’ın bugün yüzüne de söyledim.
Ne var bunda?
Senin açından olumlu bir gelişme değil mi bu?
Yok değilmiş.
Şikayet nasıl geri çekilirmiş!
Adliye koridorlarında,
Sinekten yağ çıkarmaya çalışanlar var ya,
Aynı tezgah bu.
O kadar benziyor ki.
Yazan,
Yazdıran,
Yazılmasına engel olmayan,
Yazılmasından keyif alan,
Hepsi senaryo yazarı.
İşin içinde,
AK Parti kademelerinden,
Ünvanı ne olursa olsun,
Bir çok kişi var.
Sayın Baş’a sormak lazım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da şikayetlerini zaman zaman geri çekiyor.
Ne var bunda?
* * * * * * * *
Akşam saatlerinde,
Karar67 Ofisine dönerken,
Köprü altı Derneği Başkanı seslendi.
Biraz gergin.
Biraz sinirli.
Bana sitem etti.
Klasik bildiğimiz laflar.
Yanlış yapıyorsunuz.
Yanlış yazıyorsunuz.
İşte tarafsınız falan filan.
Üstüne bir de ekledi, “Tüm yazılarınızı aldım. Vali beye göstereceğim” dedi.
Dedim ki, “Eeeeeee!”.
Yani zaten yıkılsın raporu veren devlet.
Kararı alan devlet.
Ama yıktıran Pusula mı?
Saçmalığa bakar mısınız?
Biz devlet ne derse ona bakarız.
Raporlar ortada.
Karar ortada.
He devlet derse ki yıkmayacağız.
Amenna!
Batuhan’ın,
Ali Rıza Tığ’ın yazdığına göre yıkım kararı alınmadı ya!
Vali bey bizim yazıları zaten görmüştür.
Adli merci değil ki orası!
Köprü altı esnafı,
Her şeyden bir şey çıkarma peşinde.
Babamın da yolunu kesmişler önceki gün.
Babama beni şikayet etmişler.
Hey Allahım!
Sevgili köprü altı esnafları!
Paran gidecek diye,
Köprü ayaklarına,
Bir fırça boya bile sürmediniz.
Belediye yapmadı diyelim.
Dernek için para toplayıp,
Bir iki bakım bile yapmadınız.
Şimdi herkesi suçlamaya başladınız.
Eleştiriyi önce kendinize yapacaksınız.
Yine söylüyorum.
Kıymetli paranız gidecek diye.
Bir fırça boya sürmediniz köprüye.
Anti pas bile sürmediniz.
Üstüne aranızda,
Kolon kesenleriniz bile var.
Bilmem kaç sahipli dükkanlar var.
Dükkanı ikiye bölüp,
Diğerini kiraya verenler var.
Var oğlu var!
Ama dayan gitsin gazetecilere.
Yok öyle bir dünya.