İnsan, bazen ağzında gümüş kaşık ile doğar.
Muammer Avcı da, ağzında gümüş kaşıkla doğan birisi!
Rahmetli Talip Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Refah Parti yıllarında birlikte ticaret ve siyaset yaptı.
Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’yi kurunca, Avcı Ailesi, Refah Partisi’nde kaldı!
Muammer Avcı, 10 yıl AK Parti ve Erdoğan aleyhinde konuştu!
Zaman geçti, buzlar eridi...
Muammer Avcı, AK Parti’ye davet edildi!
Önce Hamdi Uçar’ın il yönetimine girdi!
Sonra il başkanı oldu!
Sonra kimseye çaktırmadan milletvekili adayı oldu!
Ve milletvekili oldu!
Muammer Avcı’yı, Zeki Tosun’un il yönetiminde görev aldığı dönemde tanıdım!
Bana, Zonguldak’a yapılan hizmetleri anlatıyor, aracına bindirip tünelleri gezdiriyordu!
Aracı ise, kafasında tas olmayan, safi beyin olan Mustafa Kemal Avcı kullanıyordu!
Muammer Avcı, Cumhurbaşkanı ile olan yakınlığını anlatırken, “Neden il başkanı olmuyorsun?” dediğimde, Mustafa Kemal Avcı, aracı "zınk" diye durdurdu, geri döndü, “Bizi neden il başkanlığı ile sınırlıyorsun abi?” dedi!
Muammer Avcı; önce il başkanı, sonra milletvekili oldu!
Muammer Avcı, il başkanı olduktan sonra acayip değişti!
Sanki onu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, babasıyla dost olduğu için il başkanı yapmamış da, Zonguldak’ta anketler yapılmış, herkes “Muammer Avcı il başkanı olsun” demiş de öyle il başkanı olmuş gibi anlattı!
Evinin önünde otururken, kardeşi Mustafa Kemal Avcı, “Bundan sonra Zonguldak’ta her şey bizden sorulur!” dediğinde olayın rengi anlaşıldı!
Bu iki olay, beni Muammer Avcı’dan uzaklaştırdı!
Çünkü "Avcı"lar gerçeklerden uzaklaştı!
Kin ve nefret siyaseti yürüttüler!
Herkesi görevden almak istiyorlar!
Her şey olmak istiyorlar!
Oysa insan, bir şey olur!
Bilemedin iki şey!
Mesela, bir insan; hem milletvekili, hem vali, hem belediye başkanı, hem il başkanı, hem il müdürü olamaz!
Bu kişi, Muammer Avcı da olsa olamaz!
Oysa Muammer Avcı, iyi bir il başkanı olabilirdi!
Olamadı!
İyi bir milletvekili olabilirdi!
Olamadı! 
İl başkanını istemiyor, belediye başkanını istemiyor, valiyi istemiyor, rektörü istemiyor, daire müdürlerini istemiyor, genel sekreteri istemiyor!
Elinde olsa, bir gecede hepsini değiştirecek!
Şimdi gidecek olan il müdürleri listesi yapılmış!
Altı isim belirlenmiş!
Zonguldaklı bürokratlar gidiyor!
Yerlerine başka bürokratlar atanmak isteniyor!
Son günlerdeki gürültünün nedeni bu!
Bu operasyona engel olacağı tahmin edilen isimlere yönelik operasyonlar yapılıyor!
Sevgili Muammer Avcı...
Hüseyin Özbakır gibi unutulmak, siyaset sahnesinden silinmek istemiyorsan, bırak bu kin ve nefret siyasetini!
Yanındaki kişiler, seni milletle kavga ettirip, seni savunmak istiyor, gözünü boyuyorlar!
Bu kavgadan Zonguldak zarar görüyor!
Sen zarar görüyorsun!
Yıpranıyorsun!
Psikolojin bozuluyor!
Bu partinin il başkanı var, belediye başkanı var.
Bu şehrin valisi var, başsavcısı var, emniyet müdürü var, jandarma komutanı var, rektörü var.
Sen, sadece milletvekili ol!
Sen, iyi bir milletvekili ol!
Enerjini; dedikodu dinleyip, onlardan etkilenerek harcama!
Bizimle kötü olacaksan, yine ol!
Ama şehirle kötü olma!
"Cöğüz" demesini bilmeyen insanları genel sekreter yapmaya uğraşma!
Sen, Ankara’dan Zonguldak’a kaynak aktar!
İlin-ilçenin işine karışma!
Lüzumsuz insanlarla başını ağrıtma!

Devrek için kayıp...

Devrek Kaymakamı Ümit Altay, İçişleri Bakanlığı tarafından Hatay’ın Dörtyol ilçesine görevlendirildi. Kararname dönemi olmadığı için İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya imzasıyla Hatay Dörtyol Kaymakamı olan Ümit Altay, ilk kararnamede asaleten bu göreve gelecek. 
Kaymakam Ümit Altay’ın gidişi, Devrek için kayıptır.
İnşallah çok daha iyi bir kaymakam gelir!
Ümit Altay’ın gidişine en çok Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt sevinmiştir!
Ümit Altay döneminde nefes alamayan Çetin Bozkurt’un iki personeli, bir müdürü cezaevine girdi!
Geçenlerde "Kaymakamlar kararnamesi çıkacak" diye davullar hazırlanmıştı!
Ümit Altay gidecek, Çetin Bozkurt bayram edecekti!
Bekliyoruz!

Zonguldak Fıkrası: Madenci garı sayılıya!
 
Ecevit'in Başbakanlık zamanları... Sosyal güvenlik ile ilgili bir yasa, kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılıyor. Emeklilik yaşı düzenlemesi de, en çok tartışılan konuların başında... Her gün yeni bir formül ortaya atılıyor:
"Erkekler 67, kadınlar 60 yaşında olsun..."
"Hayır, erkekler 70, kadınlar 63'te olsun" gibi sözler havada uçuşuyor. Herkeste bir telaş... Tam da o günlerde, ocağa inmek için asansöre binen işçiler arasında şamata, gırgır kıyamet koparken, iki arkadaş aralarında hararetle tartışıyor:
- Yahu, herkes için bir şey deniya da, madenci içün bi şey deyen yok. Biz, kaç yaşında emekli olcez?
Arkadaşının cevabı hazır:
- Salak, onda bilmeyecek ne va... Garılar içün ne denüse, sen onu kendiy içun anlaycasıy. Sikortaya* göre madenci "garı" sayılıya...
* 2002'de 50 yaşını dolduran kadınlar ve madenciler, diğer koşulları sağladıkları takdirde emekli olabiliyordu. Bu durum, diğer işlerde çalışan erkekler için 55 yaştı.

(Kaynak: Ahmet Öztürk)