Dün, bu köşede dedik ki:
“AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı görevden aldırmak için uğraşanları görüyor musunuz?
Başrol oyuncusu, finansörü, senaristi, yardımcı oyuncusu, figüranı, hepsi aynı!
Mustafa Çağlayan’ı 'Merkez İlçe Başkanlığı' görevinden aldıranlar, alınmasına neden olanlar işbirliği yapmışlar, şimdi de 'İl Başkanlığı'ndan aldırmaya çalışıyorlar!”
Albert Einstein, "Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek, deliliktir" demiş.
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan hakkında yeni bir iddia bulamayanlar, eski iddialara sarılıyorlar!
Neymiş, parti için gelen 5 bin Avro bağışı kendi hesabına almış!
Bugüne kadar bu konuya çok girmek istemedim.
Şimdi biraz girelim...
Mustafa Çağlayan, AK Parti Merkez İlçe Başkanıydı.
Zonguldak’ta iş yapmak isteyen bir şirket var.
Şirketi Zonguldak’ta kuran kişi, Mustafa Çağlayan’ın bacanağı...
AK Parti Zonguldak Milletvekili Hamdi Uçar, bu kişilere yardımcı oluyor.
Şirket sahipleri, bir jest yapmak istiyor.
Hamdi Uçar, “Yapacaksanız, partiye yapın” diyor.
Şirketin temsilcisi, Mustafa Çağlayan’ın bacanağı...
Parti hesabına göndermesi gereken parayı, bacanağı olan AK Parti Merkez İlçe Başkanı Mustafa Çağlayan’ın hesabına gönderiyor.
Burada bir kötü niyet olsa, insan bacanağına parayı hesaptan mı yollar?
O dönem, Mustafa Çağlayan’ı "Merkez İlçe Başkanlığı" görevinden aldırmak isteyen Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan ve saz arkadaşları, bu konuyu basına taşıdılar!
O haberleri, Genel Merkeze götürdüler!
Milletvekillerini ikna edip, Mustafa Çağlayan’ı görevden aldırdılar!
O Mustafa Çağlayan, daha sonra "AK Parti Zonguldak İl Başkan Adayı" olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzuruna çıktı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte sucuk ticareti yaptığı Talip Avcı’nın oğlu Muammer Avcı’yı "İl Başkanı" yaptı!
Ama dedi ki:
"Mustafa’yı, Teşkilat Başkanı yapacaksın.”
Mustafa Çağlayan’ın gölgesinden rahatsız olanlar, rahat durmadı!
Muammer Avcı "Milletvekili Adayı" olunca, yerine Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Erdal Mercimek vekalet etti!
Ve kısa bir süre sonra AK Parti Genel Merkezi, Mustafa Çağlayan’a hakkı olan "İl Başkanlığı"nı teslim etti.
Şimdi yaşanan kaosun nedeni, Mustafa Çağlayan’ın bu göreve asaleten atanacak olması...
"Mustafa Çağlayan, asaleten İl Başkanı olmasın" diye her gün yeni bir senaryo yazılıyor!
Asıl mesele, Mustafa Çağlayan’ın "İl Başkanı" olması değil!
Zonguldak’ın teslim alınması!
AK Parti’nin ele geçirilmesi!
Önceki dönem Hamdi Uçar’ın yanında olan koca koca adamlar, bugün Muammer Avcı’nın yanında saf tutmuşlar!
Bir de küçük adamlar bulmuşlar!
Salmışlar sokağa!
Mustafa Çağlayan’ı daha önce görevden aldıran Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan'dı! 
O dönem Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan ne yapmışsa, bugün bu milletvekili ve yancıları aynı yöntemleri kullanıyor! 
Diyelim ki...
Mustafa Çağlayan’ı görevden aldılar.
Mustafa Çağlayan, çok daha güçlü bir şekilde gelir.
Hem de çok farklı bir şekilde gelir.
Aslında bunu bildikleri için Mustafa Çağlayan’ın önünü kesmek istiyorlar.
Mustafa Çağlayan’ın gölgesinden korkuyorlar.
Albert Einstein’ın dediği gibi...
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek, deliliktir."
Zonguldak’ın bu kadar sorunu varken, "Milletvekili hazzetmiyor" diye İl Başkanının üzerine gidiliyor!
Bir de kerameti kendilerinden bilenler var!
Onlara da bol bol keramet diliyoruz!

Zonguldak Fıkraları: İslam’ın şartı...

1950 öncesi Erzincan'dan Zonguldak'a gelmiş olan Sefer Korkmaz, o yıllarda madende çalışmaya başlamış. İlk görev olarak da, ocakta malzeme ambarı gibi bir yerde bekçilik yapmış.
Bu görevi esnasında, uyurken mühendis tarafından yakalanmış. Ocak elbiseli mühendisi tanıyamamış, onu sıradan bir işçi sandığından da olayı ciddiye almamış.
Mühendis, bu lakayt tavra çok sinirlenmiş ve hırsla: - Söyle ulan, İslam'ın sartı kaçtır?
Sefer Korkmaz, Alevi... Sünnilerin, Ebubekir ve Osman'ı çok sevdiğini düşünüyor ve mühendisi de herhangi bir işçi zannediyor. Espri niyetiyle cevap veriyor:
- İslam'ın şartı dörttür.
- Ulan dört olur mu, beştir.
- Yok arkadaş, dörttür.
- Ulan beş...
- Hayır, dört...
Mühendis, bu tatsız tartışmayı kesmek için:
- Say ulan öyleyse...
Sefer Korkmaz, gayet sakin bir şekilde saymaya başlar:
- Arabayla Tekir, Osmanla Bekir*
* Bu şaka, Sefer Korkmaz'ın işten atılmasına sebep olmuş.
(Kaynak: Ali Kaya)