İnternet takipçilerimizden değişik yorumlar alıyorum.

"Neden hep eleştiri yapıyorsunuz? Kaleminizden hiç güzel yazılar çıkmayacak mı?"

Çıkmaz olur mu?

İstersem, yağlı-ballı yazıların en güzelini yazarım ben!

Mesela, Zonguldak Belediyesi'nin kaldırım çalışmasını çağın hizmeti olarak sunabilirim.

Belediye Başkanı Muharrem Akdemir'in halkın sağlığını düşündüğü için doğal trekking alanı yarattığını söyleyebilirim mesela!

Zonguldak'la hiçbir ilgisi olmadığı halde Zonguldak için "kalbini yoran" değerli Milletvekilimiz Hüseyin Özbakır'ı göklere çıkartmak o kadar zor değil ki!

Bende biliyorum, yeni Valinin gözüne girebilmek için eski Valiyi kötülemeyi!

Ama yakışır mı delikanlıya gidenin arkasından söz söylemek?

Tefeciden para alıp siyasetçiye yazmak kadar kolay bir iş mi var?

Bunu herkes yapıyor zaten!

Ama bunlar hep denenmiş şeyler.

Pusula, bugün hala sürdürdüğü yayın politikasıyla geldi bugünlere...

Böyle de devam edecek...

Merve varken, Akay'a ne gerek var?

CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, vasi olarak atandığı babaannesinin parasını izinsiz bir şekilde bankadan çekip kendi çıkarına harcadığı için Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Ebru Uzun, parayı çektiğini, faiziyle geri yatırdığını kabul ediyor.

Türk Ceza Kanunu'nda yapılan bu işlemin suç olduğu açık şekilde belirtilmiş. Biz bu haberi yaptık.

Gazeteci olduğunu iddia eden Akay, bu haberi "belden aşağıya" şeklinde yorumlamış.

Ve Ebru Uzun'un avukatlığına soyunmuş!

Ebru Hanım, Merve Kır gibi bir avukatınız varken, Akay'a ne gerek var?

Siz kendinizi savunamayacak kadar aciz misiniz?

Akay yazdığı sürece bu polemik devam eder.

Bundan da siz zarar görürsünüz. Bizden söylemesi!

Yaşından küçük IQ'su olan kişiler!

Son günlerde yaşından küçük IQ'su olan kişiler tarafından eleştiriliyoruz.

Bunlara cevap versen bir dert, vermesen iki dert!

Üstelik hiçbir yaratıcılıkları da yok!

Birine "Nitelikli Dolandırıcı" diyorum, hepsi birden "Nitelikli Gazeteci" diye saldırıyor!

Kentin bu kadar sorunu varken, bir de bunlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Ama biz gerçekten eğleniyoruz!

Siz de eğleniyorsanız, sorun yok!

Hadi o zaman!

Devam...

Günün Fıkrası: Tavuklar ne olacak?

Adamın biri, bir dükkana girer ve bir plastik kova, 10 kilogramlık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır. Satıcı, aldığı malzemeleri dükkanın dışına kadar taşımasına yardım eder. Adam, tüm bu yükleri eve kadar nasıl taşıyacağını düşünürken, yanına yaşlıca bir kadın yanaşır ve bir adres sorar. Adam cevaplar:

"Orayı biliyorum, yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakın, ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum."

''Çok kolay... Boyayı kovanın içine koy ve bir elinle tut, iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut" der yaşlı kadın.

Adam, yaşlı kadının dediği gibi yapar. Eve doğru yürürlerken, adam, "Şurası biraz kestirme, oradan daha çabuk varırız" der.

''Olmaz, ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi kaldırıp bana tecavüz edersen?!" der yaşlı kadın.

Adam, "Yapma kadın! Bu kadar yüküm var, Allah aşkına bunları bırakıp bu dediklerini nasıl yaparım, saçmalama!" der.

Kadın:

"Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır, boyayı da kovanın üstüne koyarsın..."

Adam sorar:

"Tavuklar ne olacak?"

Kadın cevaplar:

"Tavukları da ben tutarım!.."