Zonguldak Merkez ilçeye bağlı Acılık semtinde hizmet veren Elmas Park AVM'de aidat krizi devam ederken; esnafın büyük bir çoğunluğunun aidatlarını ödememesi nedeniyle yönetim ve esnaf arasında gerginlik yaşanıyor. Elmas Park AVM'de 2 yıllığına kira ödemeden ticaret yapan Fevkani Köprüaltı esnafı, mart ayından beri aidat ödemediklerini, aidatın kendilerine yüksek geldiğini ifade ettiler. Aidatlarını ödeyeceklerini ifade eden esnaf Yavuz Yazıcı, "Biz, burada nereye, ne harcanıyor, bunu öğrenmek istedik ama bize bilgi verilmedi" diye konuşmuş!
Kusura bakmayın ama böyle yüzsüzlük olmaz!
Köprü altındaki esnafın önemli bir bölümü kira ödemiyordu!
Zaten asıl kiracılar başkaydı!
Birçok esnaf, kiracının kiracısıydı!
Esnaf, kirayı alıyordu ama belediyeye ödemiyordu!
Buna rağmen kiralar, piyasa koşullarının çok altındaydı!
Köprü yıkıldı...
Belediyenin görevi olmadığı halde bunlara Elmas Park ayarlandı!
İki yıl kira vermeyeceklerdi!
Sadece aidat ödeyeceklerdi!
Şimdi aidatlarını da ödemiyorlar!
Ama aidatların nereye harcandığını merak ediyorlar!
İnsan, ödemediği paranın hesabını sorabilir mi?
Aslında bizim hesap sormamız lazım...
“Devletin malında bu insanlar neden ücretsiz oturuyor?” diye...
Bir apartmanda oturuyorsunuz...
Aidat ödemiyorsunuz.
Komşularınızın hakkına giriyorsunuz.
Bahane olarak da, “Aidatın nereye harcandığını bilmediğinizi” gösteriyorsunuz.
Önce aidatını öde...
Sonra sor kardeşim:
"Paralar nerede?"
Bir de "şu kadar para yenmiş" diyorlar!
Vermediğin parayı kim, nasıl yiyecek?
Siz, ne yiyip, ne içiyorsunuz?
Vermeden almak, Allah’a mahsus...
Bunu da mı bilmiyorsunuz?
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun dikkatine...
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin bulunduğu bölgede çok ciddi bir otopark sorunu yaşanıyor.
Üstüne bir de ulaşım sorunu ekleniyor.
Zonguldak-Ereğli yolundan üniversite hastanesine çıkış var!
Zonguldak Bahçeşehir Koleji Kampüsü’nün ulaşımı da aynı yoldan sağlanıyor.
Oysa Ilıksu’dan Zonguldak Bahçeşehir Koleji Kampüsü’ne çıkış yolu kullanılsa...
Ve Sivriler’e kadar o bölgedeki köyler, bu yolu kullansa...
Üniversite hastanesinin önündeki trafik azalacak.
Ama Ilıksu’dan Abaz’a çıkan yol, bir türlü aktif edilmiyor.
İl Özel İdaresi mi, Karayolları mı sorumlu?
Bize göre, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu sorumlu....
Bu yol ulaşıma açılmalı.
Hastane yolunun yükü azaltılmalı.
Mustafa Özdemir olsaydı...
Zonguldak Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü görevine, Ömer Çağla Kaya getirildi!
Ömer Çağla Kaya, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in çocuklarının arkadaşı!
Daha önce çocuklarının arkadaşı karı-kocayı işe almıştı!
Zonguldak Belediyesi, bir aile şirketine döndü!
Başkanın eşi, belediyeye kimin girip-giremeyeceğine karar veriyor!
Biliyorsunuz, Zonguldak’ın en güzel kadın avukatlarından biri olan CHP’li Merve Kır’ın belediyeye girişi yasaklanmıştı!
Sonra Başkanın eşinin arkadaşı, başkan yardımcısı oldu!
Başkan yardımcısının istediği kişi, emeklilikten geri döndü!
Böyle böyle zaman geçiriyorlar işte!
Ama Özel Kalem Müdürlüğü için Ömer Çağla Kaya’ya gerek yoktu!
Bu işi zaten Mustafa Özdemir yapıyor!
Resmi olarak bu göreve getirilebilirdi!
Karton bardaktan içerler, karar verirlerdi!
Devrek bürokrasisi...
“Devrek Kaymakamı Muhammed Evlice, saat 11.00’de işe gelir, 12.00’de çıkar.
Mesaisini, Erdemler Ekmek Fırını'nda tamamlar.
Resmi yazıları bir hafta bekletir.
Soran müdür fırça atar!
Devrek’in ileri gelenlerinin işi hemen çözülür.
Lojman ve makam odasına, Köylere Hizmet Götürme Birliği'nden bir milyon harcadı!
Öğrenci ödülü için beş bin istediler, "para yok' dedi!
Özcan Başkan ile arayı uydurmuş!
Kimi, kime şikayet edeceksin?
Kısacası, Devrek bürokrasisinde işler iyi gitmiyor.”
Böyle bir mesaj geldi...
Devrek Kaymakamı Muhammed Evlice’nin bu mesajı bir eleştiri olarak görüp, kendisini çek etmesini bekliyoruz.
Yüzsüz...
Seçimi kaybeden bir belediye başkanıyla ilgili özel anekdot geldi.
Meğer bu eski başkan, başkan yardımcısı olduğu yıllarda ilçede bir esnafa fatura kestirmiş!
Belediye, bu faturayı ödemiş!
Esnaf, o para ile başkan yardımcısına kırmızı bir araç alıvermiş!
Sonra o araçla tatile gidilmiş!
Tatilde kafalar çekilmiş!
O tarihte belediye başkan yardımcısı olan kişi, “Bir dönem belediye başkanı olayım, bana yeter! İkinci dönemi istemiyorum” demiş!
Gerçekten de dediğini yaptı!
Geldi, seçime girdi, kazandı!
Bir dönem belediye başkanlığı yaptı, seçimi kaybetti!
İlçe kaybetti ama başkan kazandı!
Villa yaptırdı, araba aldı, ev aldı, kenara para koydu!
Şimdi yüzsüz yüzsüz dolaşıyor ve utanmadan konuşuyor!
Kıssadan Hisse: Başarının sırrı...
Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam; sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyor, bir ağaç devrilirken, hemen diğerine geçiyormuş.
Gün boyu ne dinleniyor, ne de öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş.
Aksamları da, arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.
İkinci adam ise, arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş.
Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş.
Birinci adam öfkelenmiş:
"Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen, daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?"
İkinci adam, yüzünde tebessümle yanıt vermiş:
"Ortada bir sır yok. Sen, durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir."
Hisse: Eksikliklerimizi fark ederek kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Bilgilerimizi yenileyip, eski bilgileri sürekli tekrarlamayı bırakarak, Yunus’un dediği gibi, "her gün yeniden doğarız, bizden kim usanası..." tarzında muhataplarımızı sıkmadan farklı gözükebilmek ve dağarcığımızı güncellemek baltamızı bilemektir. Baltamızı bilemek, kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmek, zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Hep okumak, okuduklarımızı tartışmak; konferans, seminer, sempozyum gibi “biley taşı” gören toplantılarda sunulan yeni bilgileri içimizde özümlemek, sindirmek ve kendimize maletmek baltamızı bilemektir. Bu; zihnimizin, ruhumuzun, kişiliğimizin, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir durumdur.
Bütün Türk ve İslam büyüklerinin öğretilerinin merkezine şu sözü koyarsak, yanlış yapmayız:
“İnsan, kendini tanı...”
Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla, olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile, başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir.
Bireysel ve iş hayatımızda başarılı mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.
Kısacası, baltamızı her gün bilemeliyiz.
Ya da her an… (Alıntı)