Vergi Haftasını kutluyoruz.
Bugün düzenlenecek törenle başlayacak kutlamalar kapsamında birçok etkinlik yapılacak.
Bu tür haftaları kutlamaktan maksat topluma mesaj vermek&[#]8230;
Vergi Haftasının en önemli amacını; &[#]8220;Vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlığının artırılması ve toplumda sağlıklı bir vergi bilincinin oluşturulması&[#]8221; olarak biliyoruz.
Vergi Haftası ile; Vatandaşların vergi konusundaki görüş ve önerilerinin alınması, gelir dağılımında adaletin sağlanması, haksız rekabetin önlenmesi, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve idare mükellef ilişkilerinin uyumlu hale getirilmesi de amaçlanıyor.
Bartın&[#]8217;da bu amaç doğrultusunda etkinlikler yapılacak. Defterdar Saim Çırıka personeliyle birlikte bazı kamu kurum ve kuruluşlarına çeşitli ziyaretler yapacak.
Bu arada Defterdarlığa ve Vergi Dairesine kutlama ziyaretleri yapılacak, konuklar ağırlanacak. Hafta kapsamında Akçamescit, İstiklal ve Cumhuriyet İlköğretim Okulları&[#]8217;nda &[#]8220;vergi&[#]8221; konulu söyleşiler düzenlenecek.
Atatürk İlköğretim Okulu öğrencilerine de Vergi Müdürlüğü gezdirilecek ve birimler tanıtılacak.
Söyleşilerde ve Vergi Dairesi ziyaretinde öğrencilere verginin önemi anlatılacak, &[#]8216;ağaç yaşken eğilir&[#]8217; düşüncesiyle &[#]8216;vergi bilinci&[#]8217; aşılanacak.
Vergi gerçekten çok önemli. Vergi olmazsa devletin değirmeni dönmez.
Defterdar Saim Çırıka&[#]8217;nın hafta dolayısıyla yaptığı açıklamada dediği gibi ödenen vergilerle topluma önemli hizmetler veriliyor.
Yine Defterdar Çırıka&[#]8217;nın dediği gibi kalkınmanın temeli, kutsal vatandaşlık görevi verginin fonksiyonu sadece kamu harcamalarına kaynak yaratmak değil, vergi aynı zamanda, gelir dağılımı, sermaye, yatırım, tasarruf ve fiyatlara da müdahale aracıdır.
Defterdar Saim Çırıka&[#]8217;nın şu sözleri bana göre daha önemli; &[#]8220;Ödenen vergi, mükellefimizin vatan ve milletine duyduğu sevgi ve saygının, güvenin, milli ahlak ve kültürünün de bir göstergesidir&[#]8221;
Çırıka, verginin aynı zamanda ahlak göstergesi olduğunu söylüyor.
Bu söze bakarak yapacağımız değerlendirmenin sonucu nasıl çıkar dersiniz?
Vergi sistemimiz genelde beyana dayanıyor.
Bu yüzden mükelleflerin gerçeği yansıtacak şekilde beyanda bulunmaları gerekiyor.
Sistemde vergilendirme olayları, belge düzenine bağlanmış. Her vatandaşın mal ve hizmet alım-satımında vesikasını alıp vermesiyle sorun büyük ölçüde çözümleniyor.
Belge alınmaması, verilmemesi veya usulsüz bir şekilde alınıp verilmesi durumunda kayıp kaçak oluyor.
Vergi sistemimiz gelire göre değil de gidere göre olsa daha iyi sonuç verir, kayıp kaçak çok daha az olur diye düşünüyorum.
Hafta kapsamında yapılacak etkinliklerde bana göre üzerinde en çok durulması gereken konu &[#]8216;sahte fatura&[#]8217; meselesi olmalı.
Biliyorsunuz bu konu geçen yıl Eylül ayında biri 50 yıllık diğeri 4 yıllık iki günlük gazetenin köküne kibrit suyu döktü.
Okullarda düzenlenecek vergi konulu söyleşilerle öğrencilere vergi bilinci aşılamaya çalışacak olan Defterdarlık &[#]8216;sahte fatura&[#]8217; ve diğer konularda da söyleşiler düzenleyerek büyüklere de vergi bilinci aşılamalı.
Aslında vergi bilinci küçüklerden çok büyüklere aşılanmalı.
Vergi haftası kutlu olsun.
Cumartesi günü düzenlenen termik santrale hayır eyleminde çevreciler sadece Hema&[#]8217;ya değil bazı basın yayın organlarına da tepki gösterdiler.
Ben eylemi izlemedim ama Yazı İşleri Müdürümüz Akif Yaman oradaydı.
Onun anlatımına göre Hema yanlısı olmakla suçlanan günlük bir gazete (74 Haber) yakılmış, bizim gazetemizin de internet sayfasına tepki gösterilmiş.
Gazetemize bir şey dedikleri yok. İnternet sayfamızın suçu da üç tane Hema haberinin yan yana durması.
Mesele Milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya ve Yılmaz Tunç için kısa bir süre önce yazdığım &[#]8220;Ne İsa&[#]8217;ya ne Musa&[#]8217;ya&[#]8221; meselesidir.
40 gün sırtında taşırsın, bir gün indirirsin, senden kötüsü olmaz.
Herkes nalıncı keseri gibi kendisine yontuyor.
Çevreciler, basın hep bizi yazsın bizden söz etsin, Hema&[#]8217;yı kötülesin istiyor.
Hema&[#]8217;da öyle. Hep şirketin açıklamalarına yer verilsin, çevrecilerden hiç bahsedilmesin, santral kötülenmesin, kanserden söz edilmesin istiyorlar.
Çevreciler, basın santralin zararlı olduğunu, şirket ise zararsız olduğunu yazsın istiyor.
Çevreciler santral zararlı derken bunu Türkiye&[#]8217;deki kötü örneklerine dayanarak söylüyor.
Şirket, evet Türkiye&[#]8217;de kötü örnekler var ama dünyada da iyi örnekler var, biz bunu yapacağız diyor.
Bu aşamada şirkete, &[#]8220;hadi göster bakalım şu iyi örnekleri, ayrıca beni kömür çıkaracağına ikna et&[#]8221; denilmesi gerekirken, bozuk plak gibi &[#]8220;santrale hayır, Hema kömür çıkarmayacak, ithal kömür getirecek&[#]8221; sözlerini tekrarlayıp duruyoruz.
Bu aşamada çevrecilerin de şirketin de sözleri iddiadan öteye geçmiyor.
Biz sadece çevrecilerin açıklamalarına yer verip şirketi görmezden gelemeyiz.
Ya da sadece şirketi yazıp çevrecilere sayfalarımızı kapatamayız.
O zaman yanlı davranmış, tek taraflı gazetecilik yapmış oluruz.
Bu gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmaz. Kimse kusura bakmasın. Herkesin canının istediği gibi değil gazetecilik ilkeleri neyi gerektiriyorsa öyle hareket ederiz.
Sektörümüzde tek taraflı yayın yapanlar olabilir. Bunu asla tasvip etmiyoruz.
İnternet sitemizde yan yana üç tane Hema haberi var diye böyle bir tepkiyle karşılaşmak beni şaşırttı. Gazetemizin arşivi ortada. Kimse bize taraflı diyemez. Diyenin alnını karışlarım.
Bu arada gazete yakma olayı bana Eski Milletvekilimiz Asım Kulak&[#]8217;ın kendisini ve dönemin Milletvekili Hacı Kabarık&[#]8217;ı kast ederek &[#]8220;Bunlar sopalık&[#]8221; manşetini atan İbrahim Balıkçı&[#]8217;ya ait Bartın&[#]8217;ın Sesi Gazetesini herkesin içinde yırtmasını hatırlattı.
Gazeteyi ha yakmışsın ha yırtmışsın.
İkisi de kaba saba ve demokrasi dışı bir hareket.
Nasıl yıllar önce Asım Kulak&[#]8217;a yakışmadıysa Hüseyin Çoban&[#]8217;a da yakışmadı!
Kendisini kınıyoruz!
Cinsel istismar, cemaat soruşturması ve darbe iddiaları
Emniyetten gazetemize zaman zaman hakkında yayın yasağı konulan olaylarla ilgili yazılar gelir, bize &[#]8216;bu konuda haber ve yorum yapma&[#]8221; diye tebliğ yapılır.
Basın Yayın Bürosundan Polis memuru Mehmet Büyükkaya elinde tebliğ tebellüğ belgesiyle bütün basın yayın organlarını dolaşır, imza ve kaşe karşılığı gerekli tebligatları yapar, görevini tamamlar.
Yayın yasakları hep il dışından, genelde Bartın&[#]8217;ın çok uzağından gelir.
En son Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi&[#]8217;nden bir karar geldi.
Olay çocuğun istismarı ve hürriyetten yoksun bırakma suçundan dolayı mahkemeye intikal eden bir olaydı.
Mahkeme yayın yasağı koymuş, gazetelere bu konuyu yazma diyor.
Bu ve benzeri birçok olayda yayın yasağı konuyor, basına tebliğ ediliyor.
Basın bu konularda haber ve yorum yapamıyor.
Zaten çoğu bizim haber ve yorum yapacağımız konular değil.
Bizden çok uzak illerde meydana geliyor ve olaylar da Bartın&[#]8217;dan uzaktan yakından ilgisi olmayan konular.
Nihayetinde biz yerel basınız ve yöremizle bölgemizin dışındaki konularla (çok önemli olmadığı sürece) ilgilenmemiz beklenemez.
Benim bu yayın yasaklarıyla ilgili dikkatimi çeken asıl konu çok önemli makam ve mevkilerde bulunan birçok kişiyi zan altında bırakan son iki yılın modası &[#]8220;darbe&[#]8221; iddialıyla ilgili yayınlara neden yayın yasağı konulmadığıdır.
Mesela Balyoz olayı.
Örneğin Erzincan ve Erzurum&[#]8217;da cemaat soruşturmaları ve Ergenekon bağlantılı olduğu iddia edilen olayların sonrasında bir Albayımızla bir Başsavcımızın tutuklanması, 3. Ordu Komutanı olan bir Orgeneralimizin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasıyla sonuçlanan olaylar zinciri.
Çocuğun cinsel istismarında gösterdiğimiz önem ve hassasiyeti; Türkiye&[#]8217;nin en çok konuşulan konusu olan, Ordumuzu yıpratıp moralini bozan ve kamuoyunda büyük yankılar uyandırıp infiale yol açan bu konuda da göstermemiz gerekmez mi?