İyi günde, kötü günde…

Gördüm…

Beğendim…

İşime öyle geldi.

Çıkarlarım da uyuyordu.

Niyet ettim, Allah rızası için aşık olmaya…

Tanıştık…

Konuştuk…

Anlaştık…

Büyükler araya girdi.

Çay içmeler…

Geliş-gidişler… (Ziyaretler)

Esasında ev-yer görmeler…

Damadın durumu iyi mi?

Zengin mi, fakir mi?

Evlense geçinebilir mi?

Bakışlar o yönde...

Durum olumlu giderse…

Söz kesilir.

Ardından duruma göre, nişan-düğün…

Nikah masasına oturulur.

İyi günde, kötü günde…

Önce cicim ayları…

Sonra başka aylar…

Sıkıntı, üst üste bindiği zaman anlaşılır insanlar…

Kadın, erkekten bekler.

Erkek, kadından.

Güçleri yetmez.

Gözler ailelere dikilir.

Geriden de bir şey gelmez.

Geçim sıkıntısı daha da artar.

Önce “erkeklik” ölür.

“Stres” derler adına…
Sonra kadının çenesi düşer.

Dili uzar.

Araya “dil” girer.

“El” girer.
Hayat çekilmez olur.

Sanki daha önce hiç güzel şeyler yaşanmamış…

Kimse mutluluktan ağlamamış…

Eski defterler açılır.

- Sen, zaten eskiden beri benim annemi sevmedin.

- Sen, benim babamı sevmedin.

- Sen, kardeşime şunu yaptın.

Yakın akrabalardan yaralayacak bir olay bulunmazsa, uzaklara bakılır.

O da bulunmazsa, başka şeyler mutlaka bulunur.

Bu bir “üste çıkma” yarışıdır.

Biri kaşır.

Diğeri daha çok kaşır.

Yara büyür.

Kimse hatırlamaz güzel günleri…

Yürümüyorsa, teşekkür etmez.

Edemez…

Nefsine ağır gelir.

- Sen, benim kahrımı çok çektin.

- Sen çok sabrettin.

- Sen, bana zamanında çok iyi davrandın.

Bunlar hatırlanmaz, ne hikmetse…

Yuva, önce bir uçurumun başına getirilir.

El birlik uçurumdan atılır.

İşin garibi, sonuç üzüntü verici…

Can yakıcı…

Herkesin canı yanar.

Kimse mutlu olmaz.

Herkes haklıdır.

Kimse bitli yorganı üzerine almaz.

Esasında önemli olan sonuçtan ders alabilmektir.

Hayat devam ediyorsa…

Aynı uçurumun başına tekrar tekrar gelmemektir.

Uçurumdan düşüp parçalanmamaktır.

Hatta geride kalanları dahi parçalamamaktır.

En önemlisi budur işte...

[*] [*] [*] [*]

Şimdi buradan bakalım;

İşimize bakalım.

Arkadaşlarımıza bakalım.

Eşimize-dostumuza bakalım.

Hatta herhangi bir zamanda, herhangi bir otobüste yolculuk ederken tanıştıklarımıza bakalım.

Ne alıp-veremediğimiz var insanlarla?

İyi günde her şey güzel…

Çıkarlar ters düşünce, ortadaki kemiğe saldıran eski nesil zağarlar gibi…

Başka bir boyut;

Şimdilerde köylerde olan bir olay…

Yıllarca bizi, bahçelerimizi, hayvanlarımızı sulayan dereler vardı.

İklimlerden dolayı kurudular.

Bizde onlara lağımları bağladık.

İşimiz bitti ya…

Şimdiler de pislik akıyorlar.

Bu mesele böyle uzar gider.

Sözü fazla uzatmamak lazım…

Vefalı olmak lazım