Kapalı mekanlarda sigara içmeyi yasaklayan kanunla ilgili son zamanlarda yapılan uygulamalar sağlığımız adına bizleri daha da umutlandırıyor.
Bartın&[#]8217;da denetim ekipleri tarafından yapılan çalışmalar geçen hafta içinde gazetemize haber olmuştu.
İşyerlerinde sigara içip de yasağı ihlal edenler var.
Ne kadar çok denetim yapılır ve ceza yazılırsa o kadar iyi.
Caydırıcı olur, sigara içmeyenler daha çok korunmuş olur, sigarayı bırakanlar bile olur.
Sadece Bartın&[#]8217;da değil yurt çapında birçok yerde denetimlerde ve cezalarda artış var.
Konunun bu noktaya gelmesinde Sayın Başbakanımızın ve Sağlık Bakanımızın hassasiyetinin ve kararlılığının payı büyük.
Muş&[#]8217;tan gelen haberi gelin birlikte okuyalım:
Muş Vali Yardımcısı Mustafa Karaca&[#]8217;ya, makam odasında sigara içtiği gerekçesiyle 75 lira para cezası kesildi
Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı Şube Müdürü Osman Eken başkanlığındaki Tütün Kurulu üyeleri, ihbar üzerine önceki gün Karaca&[#]8217;nın odasını kontrole gitti. Karaca&[#]8217;yı odasında sigara içerken yakalayan üyeler, kül tablasını da tutanağa geçirdi. Üyeler Karaca&[#]8217;ya 75 lira &[#]8216;kapalı alanda sigara içme cezası&[#]8217; kesti.
Eken, &[#]8220;Yasağa uymayan herkesin üzerine gideceğiz. Kimseye ayrımcılık yapmayız&[#]8221; dedi.
Bir dönem Muş Tütün Kurulu Başkanlığı da yapan Karaca ise &[#]8220;Bundan sonra odamda sigara içmem. Zaten iş stresinden arada bir yakıyordum ama yakalandım&[#]8221; diye konuştu.
Bu haber gazetelerde &[#]8220;Makamda sigaraya 75 TL ceza&[#]8221; ve &[#]8220;Vali Yardımcısı sigara içerken yakalandı&[#]8221; başlıkları ile verildi.
Helal olsun Muş Tütün Kurulu&[#]8217;na.
Örnek bir uygulama yapmışlar.
Vali Yardımcısı da davranışıyla kötü örnek olmuş.
İnşallah dediği gibi yapar ve bundan sonra odasında sigara içmez.
Yasalara en başka yetkililerin uyması gerekiyor.
Zaman su gibi akıp gidiyor.
Manzaralarda bugün 43&[#]8217;deyiz.
Romen rakamlarının Türkçe&[#]8217;sini de yazıyorum ki daha anlaşılır olsun.
Sanki daha dün başlamışım gibi.
Sadece manzaralardan başlı başına bir kitap çıkıyor.
Daha önce de dediğim gibi nasip olursa anılarımla birlikte ayrıca bu yazılarımı da kitap yapacağım.
Kitabımın adını da &[#]8220;Küçük şehir, büyük aşk&[#]8221; koyacağım.
Manzara yazılarıyla yaptığım işin bir adı da medya müfettişliği.
İyi bir müfettiş olduğumu, mesleğimize iyilik yaptığımı düşünüyorum.
Sadece mesleğimize değil bu sektörde çalışanlara da iyilik yapıyorum.
Mesela bazıları yazılarıma cevap verdikçe yazarlığını geliştiriyor, ilerletiyor.
Bunlara böyle bir faydam da oluyor.
Sayemde birçok kişi yazar olacak.
Gerçi iyilik bilmezler ama olsun.
Biz yapalım da denize atalım.
Bir de kendilerine yazı günleri edinseler, daha da gelişmiş ve ilerlemiş olacaklar ama herhalde korktukları için böyle bir sorumluluğun altına giremiyorlar.
Yazı günleri olmadığı için ben bunlara seyyar yazar diyorum.
Kafalarına estiğinde, birisine bir şey demek istediklerinde, konu bulduklarında, ilham geldiğinde yazdıklarından dolayı bu tabiri kullanıyorum ki siz de bana mutlaka hak veriyorsunuzdur.
Böyle yazan zatlardan biri geçen hafta içinde bana ve TSO&[#]8217;ya takılmış, eleştiride bulunmuş.
Aklı sıra bana gazetecilik taslamış.
Bilmiyor ki bana gazetecilik dersi verebilmesi için tam 40 fırın ekmek yemesi gerekiyor.
Aslında biliyor da işine gelmediği için bilmiyormuş gibi yapıyor.
&[#]8220;Gazetemize her gün onlarca açıklama geliyor. Bunları araştırmaya kalksak günler, haftalar, aylar sürer&[#]8221; demişim.
O da öyle sevinmiş ki köşeye sıkıştığı zamanlarda buna iki eliyle sarılıyor.
Bugüne kadar belki de 10 kere kullanmıştır.
Sözlerimi çarpıtıyor, işine geldiği gibi kullanıyor, nalıncı keseri gibi kendisine yontuyor.
Daha önce bu konuda izahatta bulunmuştum ama bir kez daha anlatayım.
Anlatayım ki bu şahıs üç beş kişi de olsa kimseyi kendisine inandıramasın.
Bunu Hema&[#]8217;nın basını açıklama bombardımanına tuttuğu, bu alanda trafiğin yoğun olduğu bir dönemde yazmıştım.
Bahsettiğim dönemde Hema&[#]8217;dan her gün bir açıklama, bazen iki, üç açıklama birden geliyor, biz de çevrecilerin açıklamalarını nasıl kullanıyorsak bunları da öyle kullanıyorduk.
Şirket bütün çalışanlarına açıklama yaptırıyordu.
Çevreciler bu açıklamaları kullanan gazetelere kızıyor, gazetecileri araştırmadan, bunların doğruluğunu tespit etmeden değerlendirip yayınlamakla suçluyor, tepki gösteriyorlardı.
Ben de dedim ki &[#]8220;Gazetemize her gün onlarca açıklama geliyor. Bunları araştırmaya kalksak günler, haftalar, aylar sürer&[#]8221;
Hema 11 bin işçi alacağız, şu kadar milyon ton kömür çıkartacağız, çevre dostu santral kuracağız, kömürü yer altından şöyle hızlı çıkaracağız öyle yapacağız böyle yapacağız diyor ya çevrecilere göre bizim, şirketten gelen bu ve benzeri açıklamaları araştırarak kullanmamız gerekiyormuş.
Hiç olacak şey mi?
Sadece Hema&[#]8217;dan değil gazetemize birçok yerden her gün onlarca açıklama geliyor.
Bunları araştırmaya kalksak günler, haftalar, aylar sürer.
Hem basın açıklamalarının araştırıldığı nerede görülmüş.
Düşünebiliyor musunuz, bir şirket veya parti ya da bürokrat açıklama yapıyor, gazeteciler bu açıklamada dile getirilen sözlerin doğru olup olmadığını araştırmak için açıklamayı araştırmaya, incelemeye, yani beklemeye alıyor.
Hiç böyle bir şey duydunuz mu?
Hema&[#]8217;nın açıklamalarını araştırmaya kalkarsak diğer açıklamaları da araştırmamız lazım.
Mesela Milletvekilimiz Tunç, Kirazlıköprü barajına bu yıl 17,5 milyon TL ödenek ayrıldığını, Amasra Yolcu İskelesi ve Küçük Tekne Yanaşma Yeri projesine de 2 milyon TL&[#]8217;lik ödenek sağlandığını açıkladı.
O zaman bizim bunu araştırmadan kullanmamamız lazım.
Hükümeti, bakanlığı, kurumları, kuruluşları arayıp bu miktar doğru mu değil mi diye sormamız gerekir.
Vali Bey&[#]8217;in Belediye Başkanının, askeriyenin, dernek ve oda başkanlarının açıklamalarını da araştırmamız gerekir.
Gazetecilikte böyle bir yöntem yok.
Size bir ihbar gelir, ya da birisi açıklama yapar, şurada yolsuzluk var, burada görevi ihmal var, orada usulsüzlük var derler, gider bunları araştırırsınız, bu ayrı konu.
Şirketten gelen &[#]8220;santrali şöyle kuracağız, yatırımı böyle yapacağız, bu kadar işçi alacağız, kömürü şu yöntemle çıkaracağız&[#]8221; açıklamasının nesini araştırayım?
Ben kaz diyorum o saz anlıyor.
Konuyu açıklığa kavuşturmuşumdur herhalde.
Bu yine anlamaz ya neyse biz gelelim TSO konusuna.
Demiş ki Ticaret ve Sanayi Odası öğrencilere yaptığı yardımı gizlemeyerek yasaları ihlal ediyor.
Bu konuda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&[#]8217;nun genelgesi varmış.
Sayın Çubukçu&[#]8217;nun genelgesi TSO&[#]8217;yu bağlamaz ki.
Bu tamamen okullarla ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile ilgili bir durum.
Elma ile armudu birbirine karıştırmamak lazım.
Maksat zaten üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.
Hafta içinde bir okul bir okulda bulunan ihtiyaç sahibi öğrencilere yardımda bulundu ve bunu da basının önünde yaptı.
O zaman onu neden yazmadın.
Sen TSO Başkanı ile ters düş, ondan sonra adamı hedef alan yayınlar yaparak onu yıpratmaya çalış.
Yok böyle gazetecilik.