Valimiz Sayın İsa Küçük´ün bizi yazarlık yönüyle tanıştıran "Halet Abla Destanı" isimli kitabını inceleme fırsatı buldum.
Geçen ay İstanbul´da tanıtımı yapılan kitabın oldukça akıcı bir üslubu var.
Gazetecilik dili ayrı, kitap dili ayrı bir şeydir.
Vali Bey sanki asıl mesleği yazarlıkmış gibi kitap dilini çok güzel kullanmış.
Bırakın kitap dilini burada ayrıca destansı bir dil söz konusu.
Böyle bir dil kullanmak daha da zordur.
Vali Bey destansı dili de ustalıkla kullanmış.
Sayın Valimiz kitapta arkeolojinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Halet Çambel´in hayatını anlatıyor.
Halet Çambel´le eski görev yeri Osmaniye´de Kadirli ilçesinde bulunan Karatepe´deki kazı çalışmaları nedeniyle tanışıyorlar.
Kitap 252 sayfa ve 8 bölümden oluşuyor.
Arka kapaktaki yazı kitabın özeti gibi:
"Bu coğrafyada destanlar genellikle erkekler üzerine yazıldı ya da ´destan yazmak´ erkeklere mahsustu.
Şimdi bir kadın; Torosların içinde kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ başında Karatepe´ye gönül, Aslantaş´a ömür vermiş. Yol kesip köy basmamış bir kadın, yaşayıp yaptıklarını taşa toprağa suya ateşe yazmış bir kadın, bir arkeolog.
Halet Abla Destanı, Çukurova´nın doğusunda, Torosların içinde iki bin sekiz yüz
yıllık insan hayatının yalnızlığını, hüznü, acısı, mutluluğu ve umudunu bugün de sürdüren bir ömrün öyküsüdür.
Bir kadın, çevresindeki olaylar ve ona inanmış insanların öyküsü&[#]8230;
Bu öyküde, son yüzyıl boyunca Türk siyasal hayatı içinde yaşanan gelişmeler arasında,
tatlı, acı, ekşi ve kekremsi tadıyla yaşanmış mutluluğu ve yüreklerdeki insan sevgisini
bulacaksınız" Vali Bey son derece başarılı bir esere imza atmış.
Kendisini kutlamak gerekir.
Şiir yazdığını biliyorduk ama kitap yazdığını yeni öğrendik.
Böyle bir kitabı yazmak kolay değil.
Bunu onca işinin arasında hangi arada yaptı çok merak ediyorum doğrusu.
Öyle ya bir ili idare ediyorsunuz.
Gün boyu toplantıdan toplantıya, açılıştan törene, törenden temel atmaya koşuyorsunuz,
ziyaretler yapıyorsunuz, ziyaretçiler kabul ediyorsunuz.
Hafta sonları bile genelde çalışıyorsunuz.
Ayrıca önünüze imzalanması için her gün bir yığın evrak geliyor.
Sadece evrak olsa iyi, bunun raporu var, planı var, projesi var, dilekçesi var, genelgesi
var, mevzuatı var, var oğlu var.
Bunları okumadan imzalamak, onaylamak olmaz.
Sayın Valimiz okumaktan yazmaya vakit bulmuş, hem okumuş hem yazmış ve ortaya
böyle bir eser çıkmış.
Görevleri başında kitap yazan, yazabilen kaç vali var bilmiyorum ama çok yoktur diye tahmin ediyorum.
Valiler genelde ya merkezde görev yaptıkları sırada kitap yazarlar ya da emekliye
ayrıldıklarında diye biliyoruz.
Çünkü ancak o zaman böyle bir şey için yeterince vakitleri olur.
Kitap yazmak kolay bir iş değildir.
İyi bir kitap insanın yıllarını alır.
Nitekim Valimiz Halet Çambel ile 2003´te Osmaniye´de görev yaparken tanışmış.
Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından geçen Mayıs ayında basılan kitap 8 senelik bir
tanışıklığın, değerlendirmenin, emeğin ürünü.
Kitap yazmak zor ama valilik yapmak kitap yazmaktan çok daha zor olsa gerek.
Sonuçta bir vilayeti yönetiyorsunuz ve her şeyden sorumlusunuz.
İsa Bey dünya kadar işinin arasına bir de kitap sıkıştırmış.
Kendisini kutluyoruz.
İnkumu&[#]8217;nda da tuvalet sorunu
Amasra´dan sonra İnkumu tatil beldesinde de tuvalet sorunu yaşandığını öğreniyoruz.
Geçen Cuma günü TSO´da Metef Fuarına katılan firmalar için düzenlenen plaket töreni
öncesinde Vali İsa Küçük ile işadamlarının sohbeti sırasında gündeme gelen soruna
çözüm bulunması istendi.
Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çetin sorunu çözmek için çalışma yaptıklarını söyledi.
Turizm-turizm diyoruz ama turistlerin en önemli ihtiyaçlarından birini karşılamaktan
aciz durumdayız.
Turlarla günü birlik gelen binlerce turist var.
Bu turistler Amasra´yı İnkumu´nu gezerken sokakta sıkışsa nerede ihtiyaç giderecek?
Madem turizm kenti olmak istiyoruz o zaman taleplere cevap verebilecek sayıda ve
düzeyde tuvaletimiz olmalı.
Bu tuvaletlerden özürlüler de yararlanabilmeli.
Tuvaletler düzenlenirken sadece özürlüler değil obezler de dikkate alınmalı.
Amasra´da eski başkan Rifat Açıcı döneminde yaptırılan Avrupai tuvalette özürlüler için yapılmış bir bölüm vardı.
Ayrıca bu tuvalet geniş bir tuvaletti.
Yani obezler için de idealdi.
Bu tuvaletin kültür merkezi yapılmak üzere yıkılacak olması hiç doğru değil.
Bu karar gözden geçirilse iyi olur.
Memleketimden gazetecilik manzaraları (III)
Gazeteler ne kadar doğru ve düzgün çıkarsa o kadar iyi.
Yapılan hataları arkadaşlarımızın yüzüne vuruyorum ki belki eleştirilerimden ders alırlar da kendilerine çeki düzen verirler ve bizim gibi daha az hatayla çıkmaya gayret ederler.
İnşallah düşündüğüm gibi olur.
Bir önceki yazımı böyle bitirmiştim.
Az da olsa eleştirilerimizden gerekli dersleri çıkarıp kendilerine çeki düzen vermeye çalışan arkadaşlarımız var.
Keşke herkes öyle olsa.
Bizi anlayan anlıyor, anlamayan anlamıyor.
Kulağıma gelen çatlak seslere bakılırsa eleştirilerimiz bazılarının bir kulağından giriyor
diğer kulağından çıkıyor.
Ne yaparsınız, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve bürokratlar gibi bizim
içimizde de var, burunlarından kıl aldırmayanlar.
Kendileri eleştirirken iyi, başkaları onları eleştirince kötü.
Yeri geldiğinde iğneyi başkalarına, çuvaldızı kendilerine batırmayı bir öğrenebilseler şu
meslek iki adım daha ileriye gidecek ama nerede?
Çatlak ses var diye mesleğimizin ve birikimimizin bize biçtiği görevden kendimizi
alıkoyacak değiliz.
Kulağımıza gelen çatlak sesler bizim için sinek vızıltısı.
Özellikle yeni yetişme gazetecilere tavsiyem şudur:
Gazetecilik sorumluluk ister, dikkat ister, okumak ister, yazmak ister, okumak ve yazmak
için bilgi ister, birikim ister, ilke ister, meslek ahlakı ister, doğruluk ister, dürüstlük ister. İster oğlu ister.
Bunlara dikkat edin.
Haber ve köşe yazısı tekrar etmeyin. Okuru enayi yerine koymayın. Çıkmış haber
kullanmayın. Türkçe´ye dikkat edin.
İyi gazeteci olmak için bunları yapın.
Biz üstlendiğimiz görevi sonuna kadar sürdürmeye, meslektaşlarımıza doğru yolu
göstermeye devam edeceğiz.