Siyasette bazen bir cümle, bir şehir turundan daha hızlı yol alır.
Bu kez başrolde asfalt var.
Evet, bildiğiniz asfalt!
Ama öyle sıradan değil; kariyer hedefi olan, kısa sürede gündem olan “yamalı asfalt”...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Zonguldak’a geliyor, yolda bir asfalt görüyor ve vicdanı devreye giriyor.
“Utandım” diyor!
Asfalt utandı mı, bilmiyoruz!
Ama salondakiler bir anda kendine geliyor.
Çünkü memlekette asfalt, sadece asfalt değildir.
Yetki alanıdır, sorumluluktur, bazen de siyasi mayın tarlasıdır.
Cümle daha havadayken bakışlar yön değiştiriyor.
Oklar, doğal refleksle Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e dönüyor.
Salonda sessiz bir “Acaba?” dolaşıyor.
Tam o sırada sahneye fısıltı giriyor.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz yaklaşıyor…
Kulağa kısa ama etkili bir cümle bırakıyor.
Siyasetin en hızlı iletişim ağı...
“Kulis Wi-Fi”
Ardından bir kağıt.
Evet, klasik…
Türk siyasetinin kurtarıcı aksesuarı not kağıdı!
Bir bakıyorsunuz, az önce Anadolu’nun tarla yoluna benzeyen asfalt, bir anda statü atlıyor...
“Karayollarına ait.”
Asfalt bile bu kadar hızlı kurum değiştirmemiştir.
Zeybek durumu toparlıyor...
“Ben, belediye başkanımı burada eleştirmem.”
Salon rahatlıyor.
Asfalt da muhtemelen derin bir nefes alıyor.
Şimdi soru şu...
Bu bir gaf mıydı, yoksa refleks mi?
Belki de mesele çok daha basit...
Türkiye’de asfaltın bile kimliğini sormadan eleştiremiyorsunuz.
Çünkü burada yollar ikiye ayrılmaz...
“Belediye mi yaptı, Karayolları mı?” diye dörde ayrılır.
Sonuç mu?
15 gün sonra o asfalt kalkar mı, bilinmez…
Ama o gün salonda bir gerçek sağlam kaldı.
Bu ülkede en dayanıklı şey asfalt değil...
Notla yapılan siyasi manevradır!

Belediyenin içerisi serin, dışarısı yorgun!

Belediyecilik, bazen aynaya bakmak gibidir.
Ama hangi aynaya?
Zonguldak Belediyesi’nde son dönemde hummalı bir hareket var.
Ama bu hareket biraz içeride yoğunlaşıyor gibi... Başkanlık katı adeta “yenilenme bölgesi” ilan edilmiş durumda.
Önce Tahsin Erdem’in makam odası elden geçti.
Ardından Özel Kalem…
Derken klima değişimi başladı.
Yani içeride hava artık daha ferah, daha modern, daha “yeni”...
Ama dışarıda başka bir hava esiyor.
Acılık Caddesi’nden geçen vatandaş, başını kaldırıp belediye binasına baktığında pek aynı ferahlığı hissetmiyor.
Boyası dökülmüş, sıvaları yorgun bir bina… İçerideki yenilikle dışarıdaki görüntü arasında ciddi bir “imaj farkı” var.
Vatandaşın yorumu net...
“Biraz da dış cepheye bakım yapılsa…”
Aslında bu cümle sadece bir bina eleştirisi değil. Aynı zamanda bir bakış açısı eleştirisi.
Çünkü içeriyi yenilemek kolaydır.
Daha az göz önündedir, daha kontrollüdür.
Ama dış cephe…
Herkese açıktır.
Herkes görür.
Herkes yorum yapar.