Üreten belli.
Oraya giden belli.
Hatta.
Pazara giden belli.
Herkes gitmez.
Mesele şu.
Onlar ihtiyaç sahibi.
Hele hele...
Köşe bucak...
Kaldırım kenarında ürün satanlar var ya...
Asıl mesele onlar.
Bir-iki bir şey satacak.
Akşam evde çorba kaynayacak.
[*][*][*]
Sabahın ilk ışıkları ile kalkacak.
Ürün hazırlayacak.
Akşama kadar satmak için çabalayacak.
Akşam birkaç bir şey alacak.
Evde çorba kaynayacak.
Zor bir hayat.
Diyeceğimiz şu...
Zincir marketlerde yapmadığınız pazarlığı onlar ile yapmayın.
Onlar ihtiyaç sahibi.
Sizin vereceğiniz paraya muhtaç.
Ama üretiyorlar.
Onların bu durumunu kullanmayın.
Ürünlerini değersizleştirmeyin.
Evine götürecekleri 'aş'dan kısmayın.
Onlardan kestiğiniz para size bir değer kazandırmaz.
Ama onların evinde sıcak bir çorba kaynamasına vesile olur.
Yumurta kaç lira?
-Yumurtaları ne kadara satıyorsun?
Yaşlı adam cevap verdi,
-Tanesi 2 lira hanımefendi..
-10 liraya 10 yumurta alacağım, yoksa gideceğim.
Yaşlı satıcı şöyle cevap verdi:
-Gel istediğin fiyata al.
Belki de bu iyi bir başlangıç olur.
Bugün tek bir yumurta bile satamadım.
Buradan eli boş dönmek var.
Getirdiklerimi bir de geri taşımak var.
Evdeki eksikler var.
Hepsi bir anda geçti kafasının içerisinden.
Bu arada yumurtaları poşete koyup kadına uzattı.
Yumurtaları aldı ve kazandığını (!) hissederek çekip gitti.
Yoğurtçunun ihtiyacı...
Bir zamanlar...
Dışarıda hava soğuk.
Sabah kahvaltısını yapmış.
Pencerenin önünde kahvesini yudumluyor.
Dışarıyı izliyor.
- Yoğurtçuuuu
Ses geldi.
O da içeri seslendi.
- Hanım.
Bir kap getir.
Yoğurt alalım.
- Ev de yoğurt var.
Şu an ihtiyacımız yok.
-Bizim ihtiyacımız yok ama yoğurtçunun var.
Yoksa bu soğuk havada yoğurt satmak için dışarı çıkmazdı.
[*][*][*]
Her zorluğa rağmen üreten insanlar var.
Helal kazanç peşinde koşanlar var.
Çalışıp-çabalayanlar var.
Bu insanlara yardım etmek isteyenler var.
[*][*][*]
Kötü örnekler de var.
Allah cümlemizi iyi insanlarla karşılaştırsın.
Kötülerle mücadele gücü versin.