Cumartesi günü gazetelerde bu başlıkla yer alan haber, Maliye Bakanlığı Başhesap Uzmanı Dr. Erdoğan Topalhocaoğlu&[#]8217;nun telefonunu çalarken trenden düşüp ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan zanlının tahliye edildiğini duyuruyordu.
Haber, cezaların caydırıcı olmadığını savunan Cuma günkü yazımın üzerine rastlayınca bize bu konuda bir yazı daha kaleme almak düştü.
Önceki yazımda, suç ve ceza arasında suç ve suçlu lehine olan dengesizliğin giderilmesi gerektiğini belirtirken, cezaların caydırıcı olması için idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini savunmuştum.
Çete üyelerinin bile birkaç yıl yatıp çıktığı bir ülkede cezaların caydırıcı olduğu söylenebilir mi? Cezalar birçok olayda işlenen suçun karşılığı olmuyor.
Bu da kamu vicdanını yaralıyor.
Bana göre en güzelini Amerika yapıyor.
Özellikle cinayetler bu ülkede genelde idamla cezalandırılıyor.
Adamı ya sallandırıyorlar, ya elektrikli sandalyeye oturtuyorlar ya da cezayı zehirli iğneyle infaz ediyorlar.
Özgürlükler, haklar, hukuklar, demokrasiler ülkesi Amerika&[#]8217;da bile idam cezası var, biz de yok.
Bizim tuzumuz bu kadar mı kuru?
Yazık, günah.
Kapkaççı adamın hem cep telefonunu hem de hayatını çalmış.
17 ay yattıktan sonra serbest kalmış.
Şimdi aramızda dolaşıyor.
Böyle örnek çok.
Cumartesi günü gazetelerde yer alan &[#]8220;iki hayata karşı 15&[#]8217;er yıl hapis&[#]8221; başlıklı haber de bir başka örnek.
Haber, İzmir Çeşme&[#]8217;de meydana gelen bir trafik kazasının mevcut yasalarla zanlılara böyle yansıdığını anlatıyordu.
Haberde, Çeşme&[#]8217;deki trafik kazasında iki kişinin ölümüne, dört kişinin de yaralanmasına neden olmakla suçlanan alkollü iki sürücü hakkında 15&[#]8217;er yıl hapis cezası istemiyle dava açıldığı belirtiliyordu.
Milletvekilimiz Yalçınkaya da geçen hafta meclise verdiği tabanca önergesinde, MKE&[#]8217;nin yaptığı satışların suça eğilimi körüklediğini söylüyordu.
Yalçınkaya MKE&[#]8217;nin peynir ekmek gibi tabanca sattığını belirtiyor, önlem alınmasını istiyordu.
Yurt çapında olayların her geçen gün arttığını biliyoruz.
Peynir ekmek gibi suç işleniyor.
Cezaların azlığı ve silah satışlarındaki dikkat çekici artış suça zemin hazırlıyor.
Bunlar vatandaşı suç işlemeye itiyor.
Birçok insan cezalar caydırıcı olmadığı için kolaylıkla ve rahatlıkla suç işliyor.
Yasaların yeniden düzenlenerek caydırıcı hale getirilmesi gerekiyor.
Bu işte bir yanlışlık var
25 Kasım&[#]8217;da memurlar bir gün iş bırakarak uyarı grevi yaptı.
Greve katılan memurlar arasında bir gün önce Öğretmenler Gününü kutlayan öğretmenler çoğunluktaydı.
Çoğunluğu öğretmenlerden oluşan memurların eyleminin sebebi grevli toplu sözleşmeli sendikal hak talebi ve maaşlarda ve sosyal haklarda iyileştirme isteğiydi.
Memurlar bu uyarıyı başka eylemlerin takip edeceğini ve haklarını alıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söylüyordu.
Hükümet ise bu görüşlere katılmıyor, memurların durumlarının iyi olduğunu savunuyordu.
Derken Türkiye 4 Aralık&[#]8217;ta eczacı eylemine sahne oldu.
Eczacılar ülke genelinde kepenk kapattı.
Bartın&[#]8217;da 61, yurt çapında 24 bin eczacı bir günlüğüne işyerini açmadı.
Eczacıların eyleminin sebebi hükümetin ilaç fiyatlarını düşüren uygulamasıydı.
Eczacılar ilaçlara indirim getiren kararnameyi protesto ederken, hükümet çıkardığı kararnamenin doğru olduğunu söylüyordu.
3 Aralık&[#]8217;ta Engelliler Günü vardı.
Yapılan açıklamalara, verilen mesajlara bakın, hepsi ayrı bir alem.
Engelliler her yıl olduğu gibi bu yıl da güç koşullarda yaşadıklarını belirterek, sorunlarını sıraladılar, çözüm istediler.
Muhalefet engellilerin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Engelliler Derneği sorunlarını anlatarak çözüm talep etti.
İktidar çıktı bu konuda yapılan düzenlemeleri anlatarak, &[#]8220;engelleri kaldırdık&[#]8221; dedi.
Açlık ve yoksulluk içinde yaşadıklarını söyleyen emekliler, dul ve yetimler herkesten çok dertli.
Onlar da üvey evlat muamelesi görüyoruz diyorlar, veryansın ediyorlar.
Çiftçiler mazot ve gübre fiyatlarından yakınıyor.
İşçiler geçinemiyoruz diyor.
Gaziler maaşlarının azlığından dert yanıyor.
Esnaflar piyasada yaprak kımıldamıyor, bizim halimiz ne olacak diyor.
Tüccarlar ve fabrika sahipleri arasında ekonomik krizden etkilendiklerini ve bu yüzden çok büyük sıkıntılar yaşadıklarını söyleyenler var.
Hükümet emeklinin, dulun, yetimin, işçinin, çiftçinin, esnafın, tüccarın, fabrika sahibinin yakınmalarına karşın olumlu konuşuyor.
Demek ki bu kesimlerin durumlarının iyi olduğunu düşünüyor.
Hükümet mi haklı?
Yoksa alt alta sıraladığımız bu kesimler mi?
Bu kesimler haksız ise bu kadar insan yalandan yere bağırıp çağırıyor demektir.
Haksız olan hükümet ise siyasiler pembe tablo çiziyor, politika yapıyor demektir.
Gördüğünüz gibi herkes ayrı hava çalıyor.
Bu da kafaları karıştırıyor.
Bir yerde bir yanlışlık var ama nerde?
Belki de herkes nasıl görmek istiyorsa öyle görüyor.
Yani nalıncı keseri gibi kendine yontuyor.
İşte size bir örnek daha:
İktidar Bartın hızla gelişiyor diyor.
Muhalefete bakılırsa Bartın hızla geriliyor.
Hangisine inanacağız?
Durmak yok, tatile devam
Önümüzdeki yılın tatil takvimi belli oldu.
Tatilciler şimdiden programlarını yapabilirler.
Buna göre kamu çalışanları, gelecek yıl 248 gün çalışacak, 117 gün tatil yapacak.
117 günün yılbaşı gibi özel günlerle bayramlara göre dağılımı şöyle;
2010´da yeni yıl tatili, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı´nda birer gün,
Ramazan Bayramı´nda 3,5 gün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı´nda 1,5 gün ve Kurban Bayramı´nda da 4,5 gün resmi tatil olacak.
16 Kasım Salı ile 20 Kasım Cumartesi günleri arasında gerçekleşecek Kurban Bayramı´nın Arife günü olan 15 Kasım Pazartesi günü tümüyle idari tatil ilan edilirse bayram tatili, hafta sonlarıyla birlikte 9 gün olacak.
Önümüzdeki yıl tatili sevenler için güzel bir yıl olacak.
Bu hesaba göre yılın 3&[#]8217;te biri çalışmadan, üretmeden geçecek.
Hadi hafta sonu tatilleri neyse de bayramlarla ve özel günlerle gelen ekstra tatillerin ödülden hiç farkı yok.
Devlet sanki vatandaşına &[#]8220;çok çalıştınız, yoruldunuz, hadi biraz dinlenin&[#]8221; diyerek ikramiye veriyor.
2010&[#]8217;da 117 gün üretim duracak, tüketim artacak.
Cezaların yetersizliğiyle ilgili yazımda da dediğim gibi tuzumuz bu kadar kuru değil.
Nüfusunun önemli bir bölümü açlık ve yoksulluk içinde olan bir ülkede yaşıyoruz.
Böyle bir lüksümüz olmamalı.