Halk Ekmek Fırını kuracağı iddiasıyla seçim kazanan ancak fırın kurmak yerine CHP’li Ali Papila’ya ait Ay Ekmek’te üretim yaptırıp Halk Ekmek Büfelerinde satan Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in ‘şirazesi’ kaydı.
CHP’li Ali Papila’nın zam talebi üzerine ekmek almayı kesen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak’ta fırını olmayan Şiraze adlı firmanın Ereğli başta olmak üzere ilçelerdeki fırınlardan topladığı ekmeği satmaya başladı.
Hangi fırında, hangi koşullarda üretildiği belli olmayan ekmekleri Zonguldak halkına, Halk Ekmek Büfelerinde satan Tahsin Erdem’e kamuoyundan büyük tepki geldi.
Konu bu kadarla sınırlı değil!
Bu Şiraze adlı firma konkordato ilan etmiş!
Konkordatonun başında da Tahsin Erdem’in yakın arkadaşı Zonguldak SMMM Odası Başkanı Hasan Kahveci varmış!
O görevi bırakmış!
Yani bu kadar bilgiyi ben öğrenebildiğime göre, Tahsin Erdem de öğrenebilir!
Çünkü büyük oğlu Hasan Seyithan; Hasan Kahveci’nin yanında staj yapıyor!
Zonguldak’ta fırın, fırıncı kalmadı!
Konkordato ilan etmiş, fırını olmayan, Ereğli ve Alaplı’dan fırınlardan ekmek toplayan bir şirkete ihale nasıl veriliyor?
Bu ihale nasıl yapıldı?
Zonguldak kamuoyunun nasıl haberi olmadı?
Hani ihaleler şeffaf olacaktı?
Canlı yayınlanacaktı!
Tahsin Erdem’in bir tane doğru işi olmayacak mı?
Zonguldak tarihinin en başarısız, en korkak, en vizyonsuz, en beceriksiz Belediye Başkanı ile karşı karşıyayız!
Tahsin Erdem, bile isteye halkın sağlığını tehlikeye atıyor!
Halka ucuz ekmek yedireceğim diye Ereğli’de, Alaplı’da hangi koşullarda üretildiği belli olmayan ekmeği halka satıyor!
Zonguldak Valiliği, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü’nün duruma el koyması gerekiyor!
Bu ekmekler nerede, hangi koşullarda üretiliyor?
Zonguldak halkının sahipsiz olmadığının Tahsin Erdem’e gösterilmesi gerekiyor!
Bunu biz mi yapacağız?
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu mu yapacak?
Altın kuralı öğreteceğiz!
Zonguldak’ta bir profesör, muayenehanesine gelen hastalardan muayene parasını peşin istiyor!
Vatandaş, “Muayene olmadan para olur mu?” diye soruyor!
“Bazı hastalar para vermeden kaçıyor” şeklinde savunma yapıyor!
Bizim açgözlü profesöre muayene oldunuz!
“15 gün sonraya kontrol” dedi!
Siz de 16’ıncı gün gittiniz!
Şak diye yeni muayene ücreti alıyor!
“Ama hocam” diyorsunuz!
“Ben profesörüm! 15 gün benim altın kuralım” diyor!
Hiç bir kuralı filan yok aslında!
Bütün kuralı hastadan bir 5 bin lira daha almak!
6 bin 500 liralık işlem için karttan 7 bin 600 TL çekmiş!
Banka komisyonunu vatandaştan almış!
Nakit ödeme yaparsan fiş, fatura yok!
Koskoca profesör ama yaptığı işlere bak!
Zonguldak insanını 5 bin lira olarak gören bu açgözlü profesör radarımıza girdi!
Şimdi biz kontrol süresi veriyoruz!
15 gün içinde benzer şikayetler duyarsak altın kuralımızı işleteceğiz!
Bu adam tıp profesörü ise biz de işimizin profesörüyüz!
Altın kural neymiş bu ahlaksız profesöre öğreteceğiz!
Çin işi
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu’nun Çin’e yaptığı teknik gezinin ayrıntıları netleşiyor!
Fazlı Uncu’nun Çin’e üretim yapılacak tesise gittiği, tesiste üretim olmadığı, bu durumun Genel Müdürlüğe rapor edildiği ortaya çıktı!
Fazlı Uncu’nun Karadon Müessese Müdürü iken Çinli firmalarla ilişkilerinin mercek altına alınması gerekiyor!
Bu ilişkileri mercek altına alacak olan biz değiliz!
Bizim matematiğimiz o rakamlara yetmez!
Biz edebiyat tarafıyla ilgileniriz!
Ama devletin bu konuda bir şeyler yapacağına eminim!
Fazlı Uncu’yu ‘Genel Müdür’ yapmayacağına emin olduğum gibi!
Müessese Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı iken bunları yapan, Genel Müdür olunca kim bilir neler yapar!
Fazlı Uncu neredeydi?
Çalışma Bakanlığı Müfettişlerinin Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerinde üretimi durdurma kararı aldığı akşam (09 Ocak 2026 Cuma) kurumdan erkenden çıkan TTK Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu nereye gitti?
Hangi sendikacı ile oturdu?
Ne içti, ne kadar içti?
Üretimden, işçi sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu, üretim durdu diye efkârından mı içti?
Yoksa her Cuma yaptıkları rakı içme ritüelini mi gerçekleştirdi?
Genel Müdür Yardımcısı olduğu kurum, böylesi bir krizde iken o rakı boğazından nasıl geçti?
Kediler lojmandan çıkacak mı?
TTK’da çalışan bir kadının kedilerine ayrı, kendisine ayrı aldığı lojmanlarda kaldığını yazmıştık!
İlgililer, kadına yeni bir lojman tahsis edildiğini, lojmanda çalışma yapıldığı için kadının kedileri ile aynı lojmanda kaldığını, kendisi yeni lojmana geçince kedilerin diğer lojmanda kalacağını söylediler!
Kedilerin lojman tahsisinin iptal edileceğini özellikle belirttiler!
Yetkililer, lojmanında çok sayıda kedi besleyen bu kadına uyarı yazısı yazıldığını, yeni lojmanına geçmesi için de ayrıca bir uyarı yazısı daha yazıldığını ilettiler!
Koskoca TTK’nın uğraştığı işlere bak!
Babasının hatırına işe giren bir kadın, lojmanında şikâyete neden olacak kadar kedi besliyor!
TTK’nın gündemi üç müessesenin kapatılması!
Babasının hatırı için TTK’da çalışan kadının derdi, kedileri!
Bir Zonguldak çocuğu olsa çoktan atmışlardı lojmandan!
Hey gidi Zonguldak!
Kimler sürüyor sefanı!
TTK’da işçi/memur hikayesi
TTK’da bir işçinin, aynı kurumda çalışan memurun eşiyle ilişkisini konu alan haberler yapmıştık!
Yeni hikayenin başrolünde yine bir işçi var!
Ama bu kez memurun eşi değil, memurun kendisi başrolde!
İşçi evli!
Memur bekar!
Aynı kurumda, aynı binada, hatta aynı odada çalışıyorlar!
Hatta lojmanları bile birbirine çok yakın!
Karadon, Kozlu ve Üzülmez’deki sorunlar aşılsın, ocaklar üretime yeniden açılsın, bu konuya değineceğiz!
Başroldeki erkeğin, kurumdan çok kendi işini yaptığını da belirtelim!
İşçi, mesai saatinde hem başka bir iş yapıyor!
Hem de fırsat buldukça gelip memurun işlerini yapıyor!
İşçi, akşam işe çıkmış gibi evden çıkıp, yine memurun lojmanına gidiyor!
Detaylar için, biraz bekleyin!
Niteliksiz dolandırıcı
Size bir niteliksiz dolandırıcıdan söz etmiştim ya!
Dün bir dostum aradı!
“Bu niteliksiz dolandırıcının yaptıklarını yazmaya ömrün yetmez” dedi!
Bakın bu niteliksiz dolandırıcı neler yapmış?
Devrek’te kör bir adama kötü bir telefon satarak dolandırdı!
Mahkeme ceza verdi!
Cezasını Hacı Ahmet Camisi’nde temizlik yaparak çekti!
Devrek’te bir esnafı, kendi karısıyla tuzağa düşürdü!
Milyonları götürdü!
Ereğli’deki bir araba bayisini dolandırdı.
Çalıştığı işyerini dolandırdı!
Ev sahibini dolandırdı!
Depremzedeyi dolandırma hikayesi ayrı bir alem!
Yüksek yargı mensuplarının adını kullanarak!
Daha ilk günden gelen konulara bak!
Adamın mesleği dolandırıcılık!
Akgülmez, Karagülmez
Devrek Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Sedat Kapucubaş, hakkındaki iddialar nedeniyle görevden alınmıştı!
Ama Belediyede çalışmaya devam etti!
O kadar sessiz çalışıyor ki!
Müteahhit Mehmet Karagülmez’in işlerini hallediyor!
Sessiz sedasız, işleri yürütüyor, imardan geçiriyor!
Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’ın ruhu bile duymuyor!
Şimdi yeni imar çalışması yapılıyormuş!
Oradan Akgülmez mi geçecek, Karagülmez mi?
Önden 7, arkadan 5’lik imarlar mı çıkacak?
Yoksa arkadan 7, önden 5 imarlar mı olacak!
İzleyip göreceğiz.
Kıssadan Hisse: Allah korkusu
Eve giren adam; evde tek başına yaşayan eşini ağlar halde gördü ve ağlamasının sebebini sordu?
-Kadın: “Evimizin önündeki ağaca konan kuşlar beni türbansız görebiliyor ve bu durumda Allah'a karşı günah işlemiş olabilirim; onun için ağlıyorum.” dedi.
-Adam: Karısının Allah korkusu duyarlılığından çok etkilendi; karısını kucakladı, alnından öptü, kazma kürek hazırladı ve karısını rahatsız eden kuşların konduğu ağacı kökünden söktü.
Adam çalışıyordu; işe gidiş dönüş saatleri belliydi, günlerden bir gün çalıştığı yerde doğan bir arızadan dolayı eve erken geldi, kapıyı açtı ve karısına sürpriz yapmak için sessizce içeri girdi ve hayatının sürpriziyle karşılaştı.
Kuşların onu türbansız görmesinin iffetine halel getireceğini düşünen eşi; aşığının koynunda gününü gün ediyordu.
Adam gördüğü durum karşısında şaşkındı, eşi ve aşığına hissettirmeden ihtiyaç duyabileceği birkaç parça eşyayı aldı, evden çıktı ve önüne çıkan ilk yoldan dönmemek üzere yaşadığı şehri terk etti.
Uzun bir yolculuktan sonra kendisini; kalabalık bir halk topluluğu içinde buldu, kalabalıkta herkes şaşkındı ve anlaşılmaz bir uğultu vardı, adam birine yaklaştı ve kalabalığın nedenini sordu?
Kalabalığın nedeni; kraliyet hazinesi çalınmış ve fail bulunamamıştı. Kral; sarayının önüne halkı toplamış ve fail bulununcaya kadar herkesin sarayın önünde kalmasını emretmişti.
Kalabalıkta adamın ilgisini bir detay çekti; ayak parmakları üzerinde yürüyen biri vardı ve adam, bu ayak parmakları üzerinde yürüyen adamın kim olduğunu sordu.
Ona; bu adamın kraliyetin din adamı olduğunu, ayağını tam basarsa, istemeyerek karınca ezebileceğini, Allah korkusuyla ayak parmakları üzerinde yürüdüğünü söylediler.
-Adam: Allah'ım hırsızı buldum, beni krala götürün diye çığlık attı; adamı krala götürdüler ve adam krala, hazineyi çalan hırsızın, kraliyetin din adamı olduğu, o değilse benim başımı kesin dedi.
-Kraliyetin din adamını getirdiler; kısa bir sorgudan sonra, karınca ezmemek için parmakları üzerinde yürüyen din adamı hazineyi çaldığını itiraf etti ama!.. Kralın kafasında bir soru kalmıştı, kral döndü ve hazineyi çalanın din adamı olduğunu söyleyen, daha önce hiç görmediği bu şahsa, din adamının hazineyi çaldığını nereden bildin dedi?
“Ey kral! Sevap kazanmak iddiasıyla davranışlarında Allah korkusunu abartanlar, abartılarını başka suçlarını örtmek için yaparlar” dedi.