Zonguldak Belediyesi halk otobüsleri, yakın zamanda hizmete başlayacak.
Halk otobüslerinde 2 kadın şoförün çalışacağı duyuruldu.
Zonguldak Belediyesi halk otobüsleri AVM hattında çalışacak kadınlardan birinin isminin S.B. olduğu öğrenildi.
Şimdi bu kadını neden yazıyoruz?
Ona gelelim...
İddiaya göre, S.B. Vakfıkebirli'ymiş!
Şaşırmadık!
Asıl şaşırdığımız şey şu...
Bu kadının eşi, Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in berberiymiş!
Çocuklarının arkadaşlarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını ve akrabalarını işe aldıktan sonra...
Sıra; kuaför, berber, terzi ve oto yıkamacı tanıdıklarına gelmiş!
Tahsin Erdem'in berberinin eşi olduğu söylenen bu kadın hakkında biraz araştırma yaptık.
Ehliyetini yakın zamanda almış!
Halk otobüsü şoförü olabilmek için SRC belgesi gerekiyor.
Acaba bu kadının SRC belgesi var mı?
S.B. isimli kadının Zonguldak Belediyesi'ne işe giriş işlemlerinin tamamlandığı ifade ediliyor.
Kadın, aslında bu işi yapamayacağını söylemiş!
Ancak Hande Erdem Hanımefendi yine devreye girmiş!
"2 ay çalışırsın, sonra seni masa başına alırız" gibi bir ifade kullanmış!
Yani bu kadar eleştiriler yapılırken, hala bu şekildeki tavırlar ayıp olmuyor mu?
Bakalım, şoför alımlarında ve sözüm ona süpürgeci alımlarında daha kaç "Vakfıkebirli" iş başı yapacak?
Övgü köşesi: Şenol Şanal...
Zonguldak Belediye Meclis Üyeliği, Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan fırın işletmecisi Şenol Şanal...
Kendisi bir fırıncı için fazla entellektüel geliyor bana...
Son zamanlarda Zonguldak'ta en ucuz ekmeği satan fırıncı olarak takdir topluyor.
Halk ekmekte 10 lira, Şanal Ekmek Fırını'nda 9 lira...
Halk ekmekten ucuz ekmek satmasıyla vatandaşın takdirini topluyor ve duasını alıyor.
Aslında ekmeğin 20 liradan satışı kararı var.
Ancak bu karar, Şenol Şanal sayesinde hiçbir fırında uygulanamıyor.
Çünkü halk ekmekten ucuz ekmek satıyor.
Kendisi zarar etse de halka hizmet etmiş oluyor.
En önemli temel gıda olarak bilinen ekmeği kentte en ucuza satan Şenol Şanal'a halk adına teşekkür ediyoruz.
Nezaket erozyonu...
Nezaket erozyonu yaşıyoruz.
Üzücü, rahatsız edici ve asap bozucu...
"siz" hitabı neredeyse tarih, "sen" seslenişi de sakız…
İnsanlar arası ilişkilerde aşamalar vardır. Her aşama sizi karşınızdaki kişi ile daha yakın kılar. Dolayısıyla evvelce "hanım" ya da "bey" diye hitap ettiğiniz birine, "ağabey" ya da "abla", ya da yalnızca isimleriyle seslenebilirsiniz.
Ama durup dururken hiç tanımadığınız bir hanıma "hanımefendi" demek varken "abla" demek, çok tuhaf. Hele de bunu bir kurumun elemenları yapıyorsa…
Geçenlerde teknik bir sorun yaşadım, belirtilen telefon numarasını aradım. Yetkili kişi arıza için personel gönderileceğini söyledi.
Geldiler, arızaya dair sorularımı baştan savma açıklamalarla geçiştirdikleri yetmezmiş gibi, kocaman adamlardan "Abla, ne istiyorsun?" gibi cevaplar aldım.
Bu insanlar kurumsal bir yapının elemanları olacaklar. "Abla", "sen" hitapları ağızlarına pelesenk olmuş, havalarda uçuşuyor. Konuşmayı derhal sonlandırdım.
Çünkü tanımadığım insanlarla senli-benli olmak istemiyorum, sınırlarımın böyle tek taraflı ve hadsizce çiğnenmesinden hoşlanmıyorum.
Hepimiz, istisnasız herkes nezaketi hak ediyor. Ama iş artık çığırından çıktı. Resmen saygısızlık sınırlarına ulaşıldı ve oralar da aşıldı.
Yazdıklarım tabii ki herkesi kapsamıyor ama durum da genellikle böyle…
Yaşlılar "dayı", kadınlar "abla-bayan", çoluk-çocuk "buraya bak" ifadelerinin mağduru.
Samimiyet artık argo ve küfürlü konuşmakla, çirkin lakaplar takmakla eş olmuş, sokaklarda yürüyüş yaparken duyduklarıma yüksek sesle "Aaaa" demekten hala kendimi alamıyorum.
Toplum olarak şahane hasletlerimiz vardı. Tanımadığımız birine bir soru soracaksak "Efendim" girizgahını kullanırdık. Ben hala, herkese karşı öyleyim şükür.
Samimiyeti laubalilikle karıştırmamak, nezaketi elden bırakmamak işte de, ilişkilerde de daima işe yarar.
Sınırları olan, başkalarına saygılı, empati kurabilen biri olduğunuzu anlatmanın güçlü yollarından biridir "nezaket"...
Şunu da unutmaylım; "aman geç bunları, herkes öyle konuşuyor" diyerek saygısızlığa kılıf uyduramazsınız.
Ve öyle bir anda, öyle bir durum yaşarsınız ki, özensizliğiniz, kaybınız olur. Gelin öze dönelim, birbirimize karşı saygılı ve nazik olalım. (Alıntı)