Adaylar belirlensin.
Sonrasında,
Listeler açıklansın derken.
Siyasi rekabet iyice kızıştı.
AK Parti listesinde,
Gönül Demirsu gibi gövde isimler yer alırken,
CHP listesi ise sönük kaldı.
Çok sayıda emekli listede.
Az sayıda,
Kadın ve genç var.
Toplamda,
Baktığımızda,
Tahsin Erdem bunların,
Dezavantajını yaşamaya devam ediyor.
Haliyle ise,
Git gide geriliyor.
Niyeyse bu hıncını ise,
Gazetecilerden çıkarmaya çalışıyor.
Tahsin Erdem’e göre,
Tek tarafsız gazeteci Mustafa Özdemir.
O da,
Tahsin Erdem’den taraf olduğu için,
Tehdit olmamasından ötürü kaynaklanıyor.
Gazeteciler Cemiyeti’nde,
Fadime Yılmaz Elma’ya dediği, “Mustafa Özdemir’in bana bir adım yakın olması size bu soruyu sorma hakkını vermez" sözleri,
Her şeyi özetliyor değil mi?
Erdemli belediyecilik diyen birinden,
Erdemsiz yakıştırmalar.
Öte yandan,
Cem Dereli’den çaldığı proje ile,
Bize vizyon satmaya çalıştı.
Cem Dereli’nin kent lokantası fikri,
Tahsin Erdem tarafından çalındı.
Dereli’ye göre,
Seçim kazanmaya daha yakın olan Tahsin Erdem’e,
Lokanta esnafı ne diyecek?
Öte yandan,
Cem Dereli ODTÜ mezunu adam.
Proje var.
Vizyon var.
Misyon var.
Sahi Tahsin Erdem de ne var?
Meclis listesinde bile,
İş ehli çok kimse yok.
Emekli dolu.
Neyse!
Yavaş yavaş tansiyon yükselir.
Tahsin Erdem’e tavsiyemiz,
Dil altı hapı bulundursun yanında.
* * * * * * * * *
Bugün keyfim yerinde.
Deniz daha bir mavi gibi.
Kuşlar daha güzel mi ötüyor ne?
Limanda rakı içme zamanı.
Güzel kadınlar daha bir güzel sanki.
Zonguldak’ın havasına ne olmuş?
Ne güzel esiyor.
Gönlüme bahar gelmiş gibi.
Rakı içemezsek,
Türk kahvesi de içebiliriz.
Öyle keyfim yerinde.
Sokaklarda biraz ıslık öttürerek yürüdüm.
Yılanları düşündüm.
‘Kış uykusundan uyanmışlar mıdır?’ diye.
Kesin uyanmışlardır.
Bu kış ılık geçti.
Çiyanları düşündüm peşine.
İnce bir tadım kaçtı.
Araba modelleri geldi aklıma.
Gülümsedim.
Ali Rıza Tığ ‘yeter bu kadar’ dedi.
Ama araba modelleri çok keyifliydi.
Sonra dar ağacındaki ipi sormak aklıma geldi.
Darağaçları hep hüzünlü gelir bana.
Şiir ile dar ağacını çok yakıştırırım birbirine mesela.
Adalet Sarayı aklıma geldi.
Hakimlerimiz denize bakarken,
Birine ceza verirken konsantre olabiliyorlar mı acaba?
Peltek bir suçlu nasıl savunma yapabilir acaba?
Sonra devletin yaptığı TOKİ’ler aklıma geliyor.
Devlet demişken Polis de kafamın bir yerinde.
Her gün her gün olmaz ki.
Dudağımın kenarında bir cigara.
Karanfil kokuyor adeta.
Keyfim yerinde.
Bir teneke kolay kutusu buldum yerde.
Hafif çakırkeyif,
Tekmeleye tekmeleye geziyorum sokaklarda.
Bugün aşık olabilirim mesela…
Sezai Karakoç’u mırıldanırken buldum kendim.
Kafamdaki onca kirli ve leş insanı düşünürken.
Mona Roza…
Bir güneş toprağı yarıp çıkacak.
Kadınlar sansa da yaşadığını,
Şarkısız kaldıkça yaşamayacak.
Kadınları şarkılar, geceler aydınlatır.
Kadınları şarkılar, akrepler aydınlatır.
Kadınları şarkılar, zehirler aydınlatır...
* * * * * * * *
Hayattayken oldukça iyi niyetli ve dürüst olan bir adam ölünce cennete gitmiş. Cennette her şey güzelmiş ama bir gün canı sıkılmış ve cehenneme gidip orayı da görmek istemiş. Isteğini kabul etmişler. Cehenneme gittiğinde her yerde dev, yüksek kaynar kazanlar, içinde yanan insanlar ve her bir kazanın başında zebaniler varmış. bir kazanın başına gelmiş ve başındaki zebaniye sormuş:
"neden burada bekliyorsun. Burada yananlar kim?
Zebani: "Bu Tarbzonluların kazanı. Üst üste çıkıp kaçmaya çalışıyorlar. Bende buradan çıkmaya çalışanı engelliyorum."
Başka bir kazana daha gitmiş. Başındaki zebaniye aynı soruyu sormuş,
Zebani yanıtlamış: "Burası Rizelilerin kazanı. Birlik olup tırmanmaya, kaçmaya uğraşıyorlar, onları bekliyorum".
Böylece birkaç kazan daha görmüş ama bir kazan ilgisini çekmiş. Içinde insanlar varmış ama başında zebani falan yokmuş.
Merak edip sormuş: "Neden bu kazanı kimse beklemiyor."
Bir başka zebani cevap vermiş:
"Haa o mu? Orası Zonguldaklıların kazanı. Onlardan biri yükseldiği zaman diğerleri bacağından tutup çekiyor zaten."