Efendim son dönemde,
Zonguldak’ta,
Bir ‘AMİ’ meselesidir gidiyor.
Yani Citroen’e reklam faturası kessek yeridir.
Öyle meşhur oldu.
Biz yazınca ise,
Hemen bize tepki gösteriyorlar.
Ama diyorum ya,
Biz araba markasından bahsediyoruz.
Sorun bizde değil arkadaşlar.
Sorun Citroen’de.
Mesela,
Citroen’in Ami modeli var ya.
Aynı markanın,
Saxo modeli de var.
Şimdi habercilik açısından düşünelim.
Saxo model bir aracı,
Bir başkan adayı giydirmiş olsun.
Bu Saxo yolda bozulsun.
Çekici gelsin.
O sırada ben fotoğraf çekeyim.
‘Başkan Saxo’yu çektirdi’ başlığı atayım.
Bu yalan mıdır?
Buz gibi de haberdir.
Hem de,
Haberciliğe Kreatif bir yaklaşımdır.
Bunda ne var yani.
Hem de,
Türk dilinin esnemesine yardımcı olmuş oluruz.
Türk dili sanatsal bir hal almış oluyor.
Mesela,
Ford Escort var.
Bir başkanın makam aracı Escort olsun.
‘Başkan Escort’a bindi’ desem.
Bu yalan mı?
Bu tür örnekleri çoğaltabiliriz.
Tahsin Erdem olayları yanlış anlıyor.
Sonra gidiyor bizi şikayet ediyor.
Ali Rıza Tığ da bana söyleniyor.
Yahu Sayın Tığ ile zaten yeni barıştık.
Her şey güzel giderken,
Durduk yere aramızı bozacaksınız.
Ben Citroen Ami’yi yazmayınca seçim mi alacaksınız?
Ben Citroen Saxo’yu yazmayınca daha yaşanabilir bir şehir mi olacak?
Ben Ford Escort’u yazmayınca Ortadoğu’da kartlar yeniden mi karılacak?
Birazcık mizaha bile tahammül kalmamış kentte.
Mesela şöyle bir başlık atsam,
Zonguldak’ta taş taş üstünde kalmaz demek ki.
“Saxo’su çekilen başkan Ami’sine binemeyince Escort ile gezdi.”
Yıkılsın bu şehir!
* * * * * * * * *
Tahsin Erdem demişken.
Devam edelim madem.
Öncelikle bilmediğim için soruyorum.
Kıymetli yetkililer.
Gazipaşa’da bulunan cepte,
Tahsin Erdem’in karavanı duruyor.
Kimse de bir şey demiyor.
O halde,
Tüm karavancılara seslenelim.
Hepsi karavanlarını,
Gazipaşa’ya getirsinler.
Veya ben genişçe bir karavan alayım. (Ami’ye sığamam çünkü).
Gazipaşa’ya çekeyim.
Şehrin en işlek ve gözde lokasyonunda,
Hem evim hem ofisim olsun.
Değil mi?
Geçelim ikinci ve en ciddi mevzuya.
Tahsin Erdem,
Ami mevzusunu şikayet etmek için,
Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti’ne gitmiş.
Şafak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Fadi Yılmaz Elma çok doğru bir soru sormuş.
Fadi, “Başkanım bir ön seçim yaşadınız. Ön seçim sonrası sosyal medyada dönen videolarda döndúğü gibi "Bu zafer senin eserin Mustafa Özdemir" denildi. Bu zafer Mustafa Özdemir'in mi?" demiş.
Çok yerinde bir tespit ve soru.
Fadi gazetecilik yapmış.
Tahsin Erdem ise gazetecilerin mabedinde,
Bir gazeteciye ayar vermeye kalkmış.
Cevap olarak, “Sen bana bu soruyu soramazsın” demiş.
Pardon da siz kimsiniz?
Herkes sizi övecek,
Herkes sizin istediğiniz soruları mı soracak?
Fadi’ye bu yapılanı kabul etmiyorum.
Fadi,
Meslek örgütümüzün başkan yardımcısıdır.
Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkan Yardımcısıdır.
Ben de aynı dernekte başkan yardımcısıyım.
Bizim dernekte,
Ömer Selim Alan’ı kınayalım diye,
Yanıp tutuşanlar vardı.
Şimdi neredeler?
Tahsin Erdem’i neden kınamıyorsunuz?
Gazeteciye bu lafları söyleyenlere,
Neden ses çıkarmıyorsunuz?
Tahsin Erdem,
KGD’ye ziyarete gelecek.
Ben ziyaretin kabul edilmemesi için görüş bildireceğim.
Gelirse de,
Toplantıya katılıp,
Fadi’ye bu yapılanla ilgili soru soracağım.
Yarın da,
Yönetim kuruluna,
Bir kınama için resmi başvuruda bulunacağım.
Öyle kadın bir gazeteciyi azarlayıp,
Bir de utanmadan derneğimize gelemezsiniz.
Herkes haddini bilecek!
Yine diyorum.
Bizim derneğin kınama meraklılarına sesleniyorum.
Buyrun yiyorsa şimdi yaygara koparın!
Hem bir gazeteci azarlandı.
Hem de bir kadın…