Kirazlıköprü mevkiinde meydana gelen patlaktan dolayı kentimizin gündeminde yer alan sorunlar arasında bir anda öne çıkan su konusunun üzerinde durmaya devam ediyoruz.
Biliyorsunuz belediyenin geceli gündüzlü çalışmasıyla patlak onarıldı, arıza giderildi ve kentin bir bölümü iki günlük ayrılıktan sonra suya kavuştu.
Bir bölümü diyorum çünkü yüksek kesimlerdeki binaların üst katlarındaki sıkıntı bir süre daha devam etti.
Halatçıyaması mevkiine su gece geldi, ertesi günü saat 11.00 gibi tekrar gitti.
Su kesildiği gün akşam saatlerinde 20.00 gibi tekrar geldi.
Bu kesinti kimi zaman 09.00&[#]8217;da başlıyor, kimi zaman 11.00&[#]8217;de.
Gelişi de bazen akşam oluyor, bazen de gece yarısı 24.00&[#]8217;ü buluyor.
Dolayısıyla Ulupınar suyunda arızanın giderilmesine pek fazla sevinemedik.
Şu sıralar suyumuz kesilmiyor, o da yoğun yağmur yağışından.
Bu kadar yağmurda da herhalde susuz kalamazdık.
Suyu üç aydır kesintili olarak kullanmanın ne demek olduğunu bilir misiniz?
Damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış.
Dolayısıyla bu durumdaki bir vatandaşın halinden de bu durumdaki bir başka vatandaş tabii ki daha iyi anlar.
Önceki yazımda da dediğim gibi yüksek kesimlerdeki binaların üst katlarında büyük sıkıntı var. İsale hattında patlak olsun olmasın ya da bir başka nedenle arıza olsun olmasın yüksek kesimlerde su yine yok, yine yok.
Belediye Başkanımız tüm ülkeye yayın yapan bir kanalımızın haber bülteninde kendisine yapılan eleştirilere hiç kızmasın.
Bartın onu sorunları çözsün, en iyi şekilde hizmet etsin, hizmeti kaliteli, sağlıklı ve kesintisiz versin diye oraya getirdi.
Başkanımız göreve geleli 2,5 yıl oldu.
Şu an görev süresinin yarısında. Geçen 2,5 yılda ilk iş olarak bu soruna el atılsaydı, belki şu ana kadar epey mesafe almış olurduk.
İsale hattının ikisi de değişmek istiyor. Bugün başlansa kim bilir ne zaman biter.
Gelelim Kitap Fuarı&[#]8217;na.
Biliyorsunuz geçtiğimiz Perşembe akşamı kültür meşalesini 15. kez yaktık.
Bartın Belediyesi arızaları hemen gideremiyor, su konusunda bu açıdan başarılı sayılmaz ama kültür ve sanat etkinliklerinde son derece başarılı.
Kitap Fuarı da bunlardan biri.
Fuarlar şairleri ve yazarları okurlarıyla buluştururken, kitapseverleri de Belediye Sosyal Tesisleri&[#]8217;nde açılan standlarda kitaplarla bir araya getiriyor.
Kitap Fuarları hiç şüphe yok ki kitap okuma alışkanlığının kazanılmasına önemli katkılar yapıyor.
Şairlere ve yazarlara ilimize hoş geldiniz diyor, su konusunda eleştirdiğimiz belediyemizi bu konuda takdir ettiğimizi belirtmek istiyoruz.
Belediye Başkanımız Cemal Akın, eğer 5 yılın hakkını gerçekten vermek istiyorsa su sorununu mutlaka çözmeli.
Biliyorsunuz Türkiye&[#]8217;nin 2023 hedefi var.
Bartın Cumhuriyetimizin 100. yılına rastlayan 2023&[#]8217;e bu su hattı ile giremez, girmemeli.
Başkanımıza su konusunda hiç bir şey yapmıyor demiyoruz.
Yapılanları yeterli bulmadığımızı söylüyoruz.
Bir şeyler yapılıyor ama bunlar su sorununu çözmeye ya da çözme aşamasına getirmeye yetmiyor.
Daha çok çalışmamız gerekiyor.
Sudan devam ediyoruz.
Binalardaki musluklar akmayınca millet haliyle sokaklardaki kavşak suyu çeşmelerine yöneliyor.
Normalde içme suyu olarak kullanılan bu su (Allah&[#]8217;tan böyle bir alternatifimiz var) Ulupınar suyu kesik olduğu için aynı zamanda kullanma suyu oldu.
Son kesintide insanlar kavşak suyu çeşmelerine sefer üzerine sefer yaptılar.
İhtiyaçlarından fazla su alanlar oldu.
Evde tek başına yaşadıkları halde 10 kişilik bir ailenin harcayabileceği kadar su dolduranlar vardı.
Bu kişiler başkalarının haklarını yediler, paylaşımcılıktan ve hemşehrilik duygusundan yoksun olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Su konusunda dikkatimi çeken bir başka husus suyun kesik olduğu akşam saatlerinde bazı çeşmelerin musluklarının açık bırakılması.
Yolumun üzerinde böyle kaç tane çeşme görüyorum.
Hepsini de kapatıyorum. Sabah saatlerinde su verildikten sonra açık musluktan boşa akacak tonlarca suya yazık günah değil mi?
Çeşmeyi açık bırakıp giden insanlara ne demek lazım.
Bunu da siz söyleyin.
Zaten suyumuzun önemli bir bölümü, eskiyen ve yenilenmeyi bekleyen şebeke için gereğinin yapılamamasından dolayı boşa akıyor.
Su konusu çok önemli.
Yapılıncaya kadar boruların bir daha patlamaması ve havaların yağışlı olması için dua edeceğiz.
Yaz kış su sıkıntısı çekilen bir şehir olduk.
Allah yardımcımız olsun.
Memleketimden gazetecilik manzaraları (LXXX)
Biliyorsunuz araya 20. yıl yazıları girdiği için manzara yazılarımıza epey ara vermiştik.
Bu sayede mevkutelerimiz biraz olsun rahat nefes almış oldular.
Biz yazmıyoruz diye bunlar hatasız çıkıyor değiller elbette.
Keşke öyle olsalar, hatasız ya da az hatalı yayınlar yapsalar da biz de onlara bir şey demesek.
Hata yapmadan duramıyorlar.
Hem de ne bariz, ne evlere şenlik hatalar.
En çok haber tekrarı yapan mevkute olarak bilinen Hergün, Kurucaşile Kaymakamı ile ilgili haberde çamı devirmiş.
İl Genel Meclisi Başkanı Ali Kartal&[#]8217;ın ilçeye yeni atanan Kaymakam Ahmet Gazi Kaya&[#]8217;yı ziyareti ile ilgili haberde eski kaymakam Mustafa Serin&[#]8217;in yeni kaymakam olarak adı geçiyor.
Kaymakam Serin teftiş görevine atanmak üzere ilçedeki görevini tamamlarken ayrılmadan önce onuruna verilen veda yemeğine katılmıştı.
Veda yemeği gazetemize haber olmuştu.
Kaymakam Serin gitmiş, Kaymakam Kaya gelmiş. İlçede yeni bir dönem başlamış ama Hergün&[#]8217;ün haberi yok.
Haberde Kurucaşile Kaymakamı olarak atanan Ahmet Gazi Kaya&[#]8217;nın adı geçmesi gerekirken, eski kaymakam ilçede halen daha görev yapıyormuş gibi gösterilmiş.
Meclis Başkanı Kartal da haberde eski kaymakama hayırlı olsuna gitmiş görünüyor.
İşin ilginç tarafı bu mevkutenin yaptığı hatanın farkında olmaması.
Başkası fark edip bildirse o da yok. Okurları da uyarmıyorlar demek ki.
Hatalarını fark etmiş olsalar ertesi gün düzeltme yapıp okurlarından ve kaymakam Ahmet Gazi Kaya&[#]8217;dan özür dilemeleri gerekirdi.
Bunlar düzeltme ve özür müessesesini de çalıştırmıyorlar.
Bu mevkutenin göze batan bir diğer hatası spor sayfasında.
Haber başlığında demişler ki: &[#]8220;Deplasman sizden, tezarruhat bizden&[#]8221;
İlk gördüğümde Osmanlıca bir kelime zandım.
Sonra anladım ki, tezahürat demek istenilmiş.
Tezahüratı yazmasını bilmeyen gazeteci olur mu?
Oluyor işte. Bir de Halk isimli mevkutenin adı Enerjisa olan elektrik şirketini halen daha Başkent Elektrik diye veriyor olması.
Burada çalışanların kendi mevkutelerinden haberleri yok anlaşılan.
Enerjisa şirketinin aralarında bizim de olduğumuz basın kuruluşlarında yayınlanan bir reklamı oldu. Duyuru mahiyetindeki bu reklamı bunlar da yayınladılar.
Reklamda yazıyor; Şirket adımız artık Enerjisa diyor.
Yarın bir kez daha çıkacak olan bu reklamı iyi okuyun.
Hata yapmamış olursunuz. Ne yazık ki resmi ilanlar işini daha iyi yapanlara verilmiyor.
İşini iyi yapan da alıyor, yap(a)mayan da.
Boşuna uğraşıyoruz. Aslında bunun bir değerlendirmesi, bir yaptırımı olmalı.
Olsa bu hatalar en aza iner ve gazeteler daha ciddi hale gelir.
Gazetecilik çok büyük sorumluluk istiyor.
Bu sorumluluğu gösterenlerle göstermeyenleri aynı kefeye koymak çok yanlış.