Bartın Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sevgili Dostum Arif Üçler’in annesinin cenazesi için geçtiğimiz Cuma günü Bartın’a gittim.


Bende bıraktığı kötü anılar yüzünden uzun süredir Bartın’a gitmiyordum.


Bartın Üniversitesi’nin Kutlubeyyazıcılar Köyü’nde (Zonguldak sınırına yakın, ana yolun kenarında) yükselen fakülte binalarını gördüm. Kimi tamamlanmış, kimi tamamlanmak üzere…


Sanki ikinci bir üniversite doğuyor Bartın’da…


Arazi gelişmeye o kadar müsait ki…


Karabük Üniversitesi’nin öğrenci sayısı nasıl geçmişse, yakın gelecekte Bartın’ın, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ni geçeceğine inanıyorum.


Üniversiteye giriş için anayola dev bir kavşak yapılıyor.


Bir sene sonra sanırım orada eğitim-öğretim başlar.


Asla kıskanmıyorum. Karabük de, Bartın da bizi geçsin. Hiç önemli değil.


Ama kızıyorum.


Zonguldak’ın politikacıları nerelerle uğraşıyor, Bartın’ın ki neyle uğraşıyor?


“Acaba” diyorum kendi kendime:

“Bartın’ın AK Partili tek milletvekili olduğu için mi bu kadar hizmet getirebiliyor iline?”

Bizim üç milletvekilimiz var.


AK Parti iktidar olduğundan beri hep bir çekişme, hep bir çekişme…


Yazık oluyor; atalarını bu ülke için Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, madenlerinde şehit veren cumhuriyetin ilk kentine…


Sıradan bir atama için bile üç milletvekilinin imzası gerekiyor.


Bartın’da ise, tek milletvekili istiyor ve oluyor.


Farkında mısınız, bizimkiler bir belediye başkanını bile partiye alıp-almamayı beceremiyorlar.


Biri, “Ben söz verdim” diyor.


Diğeri, “Teşkilata soralım” diyor.


Öbürü, “Onu alırsanız, ben de şunu alırım” diyor.


Demek ki, hizmet konusunda da durum böyle...


Biri, “Zonguldak Merkez’e olsun” derse…


Diğeri, “Devrek-Çaycuma-Gökçebey’e olsun” derse…


Öbürü de, “Ereğli-Alaplı’ya olsun” der.


Olacak iş de geri gider.


Bizim orkestra da mı bir sorun var?


Yoksa şefte mi?


Ya da aletlerde mi?


Sizce sorun nerede?



Fikirleri tartışalım, ama…



Halkın Sesi Yazarı Ahmet Öztürk’e, “Sana başka yerde o kadar para vermezler! Bak, önceki işyerinde paran kaldı. ÇAYBEL’den paranı al, dümenine bak. Bize bulaşma Ahmet Ağabey…” dedik. Bize demediğini bırakmadı.


“Belden aşağı vuruyorsun” diyor.

Sevgili Ahmet Ağabey; biz senin Çaycuma Belediyesi’nde kültür işleri yaptığını ve ÇAYBEL’den para aldığını söylüyoruz. Sen ise benim, “belden aşağı”ya yazdığımı söylüyorsun.

Sen Çaycuma’da belden aşağı bir iş mi yapıyorsun?


Fikirleri tartışalım. Ama Bülent Kantarcı’nın yanında işe girip, iki de bir Pusula’ya sallamayalım. Olur mu? Sen zaten orada yaptığın işle, aldığın parayı fazlasıyla hak ediyorsundur. Bize sallamanın sana bir katkısı olmaz. “İşine bak” dememin sebebi o. Yoksa biz seni seviyoruz… Ama öyle AK Parti’yle, karışık-kuruşuk işlerle bizi harmanlayıp çerez yaparsan, rahatsız oluruz.



Nasıl olacaksa…



Siyasette ortalık kızışıyor.


Ülke genelinde harekete geçen bir partinin genel başkan adayının Zonguldak’ta hareket edeceği isimlerden birine bakıyoruz.


Aman Allah’ım... Tam bir felaket…


Şimdi çok detaylarına girmeyeceğim.


Ama şu kadar söyleyeyim.


Evli bir kadınla beraber olup, kocasını kurşunlayan adam, yeniden siyasete ısınıyormuş.


Nasıl olacak bu iş?


Adam çıkar da, “Bu böyle böyle derse” insan içine nasıl çıkacak?


Nasıl oy isteyecek?


İnsanların evine nasıl girecek?


Ya da insanlar, bu kişiyi evlerine nasıl davet edecek?