Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Köksal Bahar, hakkında yaptığımız "Yedieminde Yolsuzluk" başlıklı haberimiz ve köşe yazımızın ardından ortalık toz-duman oldu.
Haberi yaptıktan sonra Yediemin Otoparkı'nda aracı kaybolan Mustafa Çınar ile Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz görüştü. Vali Tutulmaz, "Bu nedir?" diye sordu.
İl Emniyet Müdürlüğü'nden yetkili isimler aradı ve bilgi aldılar, bu konudaki şikayetlerin değerlendirildiğini ve soruşturmaların devam ettiğini söylediler.
Emniyet Müdür Yardımcısı, Yediemin Otoparkı'na bizzat giderek, incelemelerde bulundu.
Osman Köksal Bahar, bu durumdan rahatsız oldu. Yana yana beni aradı ve açıklama yapacağını söyledi.
Gerçi, benden önce oraya koşa koşa gidenler olmuş! Hem de sadece kendilerinin çağrıldığını düşünerek!
Osman Köksal Bahar'ın basın toplantısına gittim. Haberdeki iddialar üzerinden gideceğine, "Vay Pusula Gazetesi...", "Vay Ali Rıza Tığ..." sürekli bizi eleştiriyor.
Ben de kendisini uyararak, "Sayın Başkan, haberdeki iddialar üzerinden gidelim" dedim.
O ise, sürekli olarak haberin yalan olduğu,
Ali Rıza Tığ'ın avantacı olduğu gibi şeyler söyledi. Sanki kendisine bunları sormuşlar gibi...
Osman Köksal Bahar'la bir süre -tabiri caizse- boğuştuk, videoda izleyenler görmüştür zaten.
Bana, "Bu haberi niye başka bir gazete yapmadı da siz yaptınız? Onlar gazeteci değil mi? Sizden başka bu memlekette gazeteci yok mu?" dedi.
Saçmalığa bakar mısınız?
Gelmiş bana, benim yaptığım haberi sorguluyor.
Demek ki, bu haberi yapacak başka gazeteci yokmuş, benim sorunum mu?
"Mağdur olan şahıs, Pusula Gazetesi'ni tercih etti" diye rahatsız mı oldunuz?
Zaten Zonguldak'ta basın işleri şöyle yürüyor... Pusula Gazetesi başta olmak üzere iki-üç yayın organı var, onlar haber yapar. Diğerleri de onların yaptığı haberler üzerinden gider!
Osman Köksal Bahar haberinde de aynen böyle oldu.
Ben Pusula Gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak yaptığım haberin sonuna kadar arkasındayım.
Pusula Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Rıza Tığ da yaptığım haberin arkasında.
Ve Osman Köksal Bahar ile ilgili bu haberler devam edecek.
Haber merkezimize ulaşan çok konu var ve bunların hepsini işleyeceğiz.
Biz "halkla ilişkiler" değil "gazetecilik" yapıyoruz.
Açıklamazsan, kendine lakap bul!
Osman Köksal Bahar, basın toplantısında benim gazeteciliğimi eleştirdi ya...
Bana bir de şöyle bir iftira attı.
İftirayı aynı şekilde yazıyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum:
"Ben sana bir şey daha söyleyeyim. Özel konuştuğumuzu da telefonla kaydedip de birilerine satan gazeteci de sensin değil mi?"
Söylediği sözlere kendisi inanıyor mu acaba?
Bir kere ben aldığım demeci kendim haber yaparım
ya da şöyle söyleyeyim anlaması için...
Haberi kendim yapmak için demeç alırım, haberi vermek istediğim arkadaşımla paylaşırım.
Sayın Osman Köksal Bahar, kimse kimseden para ile haber almaz zaten. Kafanı yorma... Çatır çatır çalarlar! Bilmiyorsan öğren.
Bu nasıl bir uydurmadır?
Sadece gülüyorum...
Aklı sıra kendi deyimiyle ben ona "hırsız" demişim ya...
O da beni canlı yayında rencide edecek!
Hoppp yavaş biraz...
Osman Köksal Bahar'ı ve haberimi yapan yayınları şikayet edeceğim. Mahkemede hesaplaşacağız.
Benimle yaptığı kaydı ortaya çıkaracak ve haberi kime, kaç TL'ye sattığımı söyleyecek.
Zonguldak, gerçek gazetecileri bir kez daha gördü
Zonguldak kamuoyu, Osman Köksal Bahar'ın yaptığı basın toplantısından sonra hangi basın organının, neyi haber yaptığını görmüştür.
Vatandaşların yedieminde kaybolan araçlarını mı haber yaptılar?
Yoksa Pusula Gazetesi'ni mi?
Ali Rıza Tığ'ı mı?
Öznur Güneş'i mi haber yaptılar?
Durum ortada...
Derdi "kamu görevi" yapmak olmayanlar, "dedikodu" yaparlar ancak.
Canlı yayında Ali Rıza'ya yapılan tehditleri yazmamışlar Öznur Güneş'e atılan iftiraları yazmışlar.
Bir tanesi de yazmış:
"Kamuoyu, şimdi Öznur Güneş'in, Bahar ile yaptığı özel görüşmenin kaydını başka birine satıp-satmadığı iddialarını merak ediyor."
Sanki Zonguldak'ın başka sorunu yok.