İrem Yağcı, yanlış teşhis ve bir dizi ihmaller sonucunda
aramızdan ayrıldı.
Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yaşanan bu
skandalı çok işledik.
Dönemin CHP Milletvekili Ali Koçal konuyu meclise taşıdı.
Sağlık Bakanına sordu.
Basit bir soruşturma ile kapatılacak olan olay böylece
büyüdü.
Bilirkişi raporlarıyla ihmal doğrulandı.
Konu şu an yargıda.
Ve aynı hastanede yeni bir skandal daha
Haberi yapan Doğan Haber Ajansında Durmuş Sevindik
dostumuzu tebrik ediyoruz.
Boya
ustası Altan Yıldırım ile eşi Berna Yıldırım çiftinin ilk çocukları olan
Zeynep, doğum sırasında beyninin oksijensiz kalması sonucu sevk edildiği Bülent
Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde kan zehirlenmesi ve akut
böbrek yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.
Yıldırım
ailesinin dünyası karardı.
Aile,
doktor ve ebeler hakkında suç duyurusunda bulundu
Bu
skandalın ardından ortaya çıkan gerçekleri paylaştık bugün manşetten.
Ve
Zeynep bebeğin adına bazı sorular sorduk
Hastanede
normal yolla doğum yapan her anneyi, her aileyi aslında benzer trajediler
bekliyor.
Bazen
hekimin de, ebenin de çabası o bebekleri yaşatmaya yetmiyor.
Çünkü
bu hastanede eksik uygulamalar var.
Çünkü
bu hastanede yenidoğan çocuk yoğun bakım ünitesi yok.
Varsa
da yok!
Canı
istediği zaman çalışıyor.
Hekim
ve sorumlu elemanları bulabilirse çalışıyor.
Sorun
olmuyor olmuyor sonunda bir yerde patlak veriyor.
Ve
bir cana mal oluyor.
Bir
anne-babanın dünyası, umutları yıkılıyor.
Bir
anne-baba yıllarca kurtulamayacakları bir travmaya itiliyor.
Gariban
anne-babasının adına soruyoruz.
Kimsesiz
olan anne-babanın adına soruyoruz.
Ve
Zeynepin adına soruyoruz:
Ne
oldu da Zeynep bebeği Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde doğurup Üniversite
hastanesine sevk ettiniz?
Bahsedilen
tedbirler yeterli olsaydı, doğumda yaşanan soruna rağmen Zeynep yaşatılamaz
mıydı?
Ya
da şöyle soralım:
Yaşatılabilir
miydi?
Bazı
hekimler, çalışanlar normal yolla doğum yapmak isteyen anneleri, Yoğun bakım ünitemiz yok. Solunum
cihazımız yok. Bir risk olursa, Tıp Fakültesi Hastanesine göndermek zorunda
kalıyoruz. Doğumunuzu başka yerde yaptırmanızı tavsiye ediyoruz diyor ise,
bu ne anlama geliyor?
Hekimler,
ebeler aynı endişeleri taşıyor ise, anneler, babalar ne yapsın?
Hastane
idarecileri nerede?
Sağlıkta
yaşanan kalite sorunlarını, çalışanların karşılaştıkları zorlukları değil döner
sermaye, maaş ve üye savaşıyla gündeme gelen sendikacılar nerede?
Zonguldakta
hastane tartışmalarıyla yıllardır gündemi işgal eden, hastaneyi yapamadığı gibi
hastaneleri ihmal eden, yoğun bakım ünitesini çalıştıracak hekim ve teknik
personel bulamayan, hemşiresiz bırakan, cihazsız bırakan iktidar temsilcileri
nerede?
Siyaseti
seçim kazanmak zanneden, belediyeleri kazanmak zanneden ve her gün ucuz
polemiklerle geçinen bunca siyasetçi nerede?
O
polemiklere ve siyasetçilere yer vermekten; toplumun, kurumların gerçek
sorunlarına, ihtiyaçlarına yeterince yer vermeyen bizler neredeyiz?
Her
doktora saldırı olayının ardından açıklama yapan Tabipler Odası nerede?
Koskoca
Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi yapan, ama cücük kadar solunum
cihazlarını bulamayan, onları çalıştıracak hekimleri bulamayan Sağlık Bakanı
nerede?
Riski,
tehlikeyi görünce çocukların
gönderilmesine seyirci kalan zihniyet nerede?
Bugün
hep birlikte bu soruları vicdanımıza soralım!
Belki
hepimizin yüzü kızarır!
___
Diyanet yine
karışmış!
Geçen yıl imamların dünyası Diyanette yaşananları
paylaşmıştık.
O günden bu güne çok tantanalar yaşandı.
Diyanetteki yumruklaşmalar, küfürleşmeler caddeden duyuldu.
Ama durulmuyor.
Allahın sevgisini, adaletini anlatan imamlar, yöneticiler, bu
mübarek günlerde yine birbirine düşmüş.
Elden ele, kurumdan kuruma, Ankaraya kadar ulaşan şikayet
dilekçelerinden biri tesadüfen elimize geçti.
İşte orada yazanlar:
Zonguldak İl Müftü
Yardımcısı Bahtiyar Taranoğlu hakkında şikayetlerimizdir.
Müftü Yardımcısı
Bahtiyar Taranoğlu, hiçbir atama olur ve yazılı düzenleme ve görevlendirme
olmadan, İl Müftülüğünde Aile İrşat
Ofisi kurarak, bayan Kur´an kursu öğreticilerini istihdam etme yoluna
girmiştir. Duyulan rahatsızlıklar ve şikayetler neticesinde İl Müftüsünün
müdahalesiyle bu kanunsuz, mesnetsiz uygulamaya son verilmiştir.
İl Müftüsü Nuh Korkmaz´ın
da idare zafiyetinden ve boşluğundan yararlanarak, bu tür uygunsuz işlerin
yapılmasına meydan verilmiştir.
Daire içi personel
merkez ve taşra din görevlileri arasında siyasi ve sendikal ayrıştırma yaparak,
İl Müftüsünü de icraatların uygulanmasında etki altına alarak, idari ve yetki
tasarruflarını kullanarak, personel mağduriyetlerine sebebiyet vermektedir. Din
görevlileri, dernekler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları olarak bunları
tasvip edemeyiz.
Şikayet ve huzursuzluk
hat safhaya çıkmıştır.
Zonguldak´ın yeni
kurulan ilçelerinden Kozlu´ya Müftü olmak isteyen Müftü Yardımcısı Bahtiyar Taranoğlu,
İşimi engellemeyin, söylediklerimi
yapın, sözlerim talimattır. Uymayanın
şeklindeki sözleriyle birçok
personeli etkilemeye çalışmaktadır.
Müftü Yardımcısı
Bahtiyar Taranoğlu, Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Cami Yaptırma ve
Yaşatma Derneği Başkanı olarak ilahiyat cami yapımı için ihale açmış, bir ay
sonra ihaleyi iptal ederek,
konuşulmaktadır. Bu durum Diyanet camiamızda
güven kaybına sebep olmaktadır. Bu durumları tasvip etmiyor, şikayet ediyoruz.
Şikayetlerimiz
konusunda gereğinin yapılmasını bilgilerinize arz ederiz.
Noktalı yerleri mecburen boş geçtik.
Yazının sonunda gönderilen yerler var.
Hani bazen derler ya, İmam
böyle yaparsa, cemaat ne yapsın? diye
Aynen öyle bir durum!