Zonguldak’ta,
Devrek’te, Alaplı’da, Gökçebey’de, özellikle CHP’den patır patır aday adayı
çıkıyor. Ama Çaycuma’da hala ses, soluk yok. Ereğli’de Belediye Başkanı Halil
Posbıyık’ın önünü kesebilen yok. Çaycuma’da böylesi bir sorun yaşanırken,
üstelik Nebioğlu Belediye Başkanı partisinden istifa etmişken, CHP Milletvekili
Ali İhsan Köktürk neyle uğraşıyor dersiniz? Ben size söyleyeyim:
“Songül Malkoç’u aday
yapmamak için...”
Oysa
evinin olduğu Çaycuma’da AK Parti, Mithat Gülşen’le iki seçimdir açık ara
kazanıyor. Ama genel seçimde Ali İhsan Köktürklü CHP iyi oy aldığı için sorun
yok! Yani genele Mithat Gülşen karışmıyor. Yerele de Ali İhsan Köktürk

karışmıyor. O nedenle CHP, Çaycuma’da “Laf
olsun, torba dolsun”
diye aday çıkartıyor. Ali İhsan Köktürk, Devrek’le
uğraştığı kadar Çaycuma ve beldeleriyle uğraşsa, partisi açısından daha hayırlı
olacak. Ama kabahat Ali İhsan Köktürk’te değil. Onu “kumanda” edende… Oysa önemli olan Songül Malkoç’un kazanıp
kazanmaması değil, CHP’nin kazanıp kazanmaması. Ali İhsan Köktürk’ün bakış
açısı ne, onu göreceğiz.

CHP tamam... Sıra AK
Parti’de…

CHP’de
beklenen oldu. 22’nci Dönem Milletvekili Harun Akın, Zonguldak Belediye
Başkanlığı’na aday olacağını açıkladı. Önümüzdeki hafta İl Başkanlığı’na
adaylık dilekçesini verecek. Elbette başka adaylar da çıkacak. CHP tamam. Sıra
AK Parti’de. AK Parti, Harun Akın’ın CHP’den aday olacağını biliyordu. Ve buna
göre bir strateji belirliyordu. Eldeki en önemli koz, Kozlu Belediye Başkanı
Ali Bektaş’tı. Akın’ın adaylığını açıklamasının ardından AK Parti’nin hamlesi
bekleniyor.

Kıssadan Hisse:
Arkadaşlık…

Bir
zamanlar iki dost varmış. Ama bu dostlardan biri fakir, biri de zenginmiş. Fakir, bir fabrikada işçi olarak çalışırmış. Zengin de holding sahibiymiş. Fakat zengin olanı parayı çok severmiş. Bu yüzden fakir arkadaşının ondan para
istemesinden çok korkuyormuş. Bir gün fakir arkadaşının çalıştığı yer iflas
etmiş ve bütün çalışanlar işsiz kalmış. Fakir, çok mağdur duruma düşmüş. Çekine
çekine zengin arkadaşının yanına gitmiş ve şöyle demiş: “Şey, arkadaşım. Ben senden bir şey rica edebilir miyim?”

Zengin:
“Evet. Ne istiyorsun?”

Fakir:
“Şey, beni işten çıkardılar da, bana...”

Zengin,
sözünü keserek: “Biliyor musun, ben de

bu aralar çok sıkışığım, iflasın eşiğindeyim.”

Fakir: “Peki, bana...”

Zengin, yine fakirin sözünü keserek: “Anlamıyor musun? Ben de zor durumdayım, sana borç para veremem. Hiç mi utanmıyorsun böyle dilenci gibi para dilenmeye?”

Fakir,

“Ne, borç mu? Ben senden sadece bir iş

veya ‘çevren geniştir, bana iş

bulabilirsin’
diye umuyordum. Fakat sen, senden borç para isteyeceğimi

sandın ve korkuya kapıldın”
dedi. Ve aniden içeriye sekreter girer ve

heyecanla: “Efendim ihaleyi kazandık.

Bir başarıya daha imza attınız. Artık eskisinden de zenginsiniz.”

Fakir:
“Demek öyle, arkadaşlığımız buraya
kadarmış, bir daha görüşmemek üzere”
der ve ölene kadar da daha hiç konuşmazlar.

Günün Sözü:

Elif
okuduk ötürü/Pazar eyledik götürü/Yaratılanı hoş gördük/Yaratandan ötürü…

Mevlana

























































































Yunus Emre