Zeynep bebeğin ölümünün perde arkasındakileri dün gündeme taşımıştık.

Konuyla ilgili ailenin zaten bir şikayeti var.

Ajansların haberleri yaygın medyada dikkat çekti.

Vali Erol Ayyıldız, yaşananlar ve gündeme getirdiğimiz iddiaların ardından kurumlardan bilgi istedi.

İlgisi için teşekkür ediyoruz.

Kurumlarla yaptığımız görüşmelerde, bizler de konuyla ilgili izlenimlerimizi, tanık olduklarımızı paylaştık.

Kişileri yıpratmak gibi bir çabamız zaten yok.

Böyle bir niyetimiz de yok.

Ama sistemin işleyişi ve işletişiyle ilgili sorunumuz var.

Ancak yöneticilerin dikkatini etkili şekilde çekmeden, bazen bu olaylar arada kaynıyor.

Gereken hassasiyet gösterilemeyebiliyor.

Korkumuz ve endişemiz o ki;

“Cihaz var, yoğun bakım ünitesi çalışıyor, hekim eksiğimiz yok” falan denilecek.

Umarız, kısa yoldan böyle bir şey demezler.

Bunun için konunun bağımsız müfettişlerce soruşturulması ve saat saat ne olduğunun araştırılması gerekir.

Yeni olayların yaşanmaması için sağlıklı soruşturma şart.

Kişileri ve kurumları hedef almamaya çaba gösteriyoruz.

Amacımız; sıkıntılı doğum olduğu zaman yerinde müdahale yapılabilmesi…

“Yoğun bakım doktorumuz yok” denilerek, oksijensiz kalan bebeklerin üniversite veya başka hastanelere sevk edilmemesi…

Hastane çalışanlarından, hastane hekimlerinden, ebe ve hemşirelerden de bir talebimiz var.

Lütfen idarecilere çektiğiniz sıkıntıları olduğu gibi anlatın.

Bize anlattıklarınızı, bizlerle paylaştıklarınızı, yaşadıklarınızı olduğu gibi gelecek olan müfettişlere anlatın.

Anlatın ki, medya yazınca, hemen savunmaya geçen idareciler, gerçekleri daha iyi görsünler.

Görmek zorunda kalsınlar.

Gerekirse bize yazın.

Bizler paylaşalım.

Zeynep bebek için belki de gerçekten bir şeyler yapmak mümkün değildi.

Doğum sırasında belki çoktan iş işten geçmişti.

Ancak sonrasında yaşananlar nedeniyle bunu ailesine izah edemezsiniz.

Kamuoyuna izah edemezsiniz, edemeyiz.

Dün Vali Erol Ayyıldız, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Korkut Eren ve İl Sağlık Müdürü Bilal Cin’e çağrıda bulunduk.

Ve bir kez daha diyoruz ki: Kimse sizden bir ayrıcalık beklemiyor.

Allah kimseye yaşatmasın. Zeynep’in başına gelenler, sizin çocuğunuzun başına geldiğinde ne yapmanız gerekiyorsa, lütfen onu yapın.

Zeynep’in cansız bedeninin beşiğe konulmuş fotoğraflarına iyi bakın.

Bir idareci gibi, bürokrat olarak yaklaşırken, kendinizi Zeynep’in babasının-annesinin yerine koyun.

Aynı hastanede yaşanmış benzer olayları araştırın.

O ailelere gidin.

__

Gülay’dan geciken hamle…

MHP Merkez İlçe Başkanı Gürkay Gülay’ı siyasette izlediği yol nedeniyle zaman zaman eleştiriyoruz.

Kimi zaman gençliğin ateşinden, kimi zaman heyecanından, kimi zaman yanlış yönlendirmelerden, kimi zaman eski alışkanlıklardan olsa gerek, ortaya konulan her istikrarsızlığın kendisine eksi yazdığını, yazacağını söyledik.

Anladıkları oldu, anlamadıkları oldu.

Eleştirdiğimiz konulardan biri de ÇATES’teki taşeron sorununa sonuna kadar sahip çıkarken, CHP’li Zonguldak Belediyesi’nin taşeron işçilere uyguladığı muameleye duyarsız kalmasıydı.

Gülay bu konuda sustukça, biz eleştirdik.

Ve Gülay, önceki gün yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Zonguldak Belediyesi, her akşam iftar yemeği veriyor. Bir gün engellilere, bir gün taşeron işçilere, bir gün muhtarlara… Zonguldak Belediyesi, 5 yıldır aynı parti tarafından yönetiliyor. Yaklaşık 4 yıldan bu yana da aynı başkan tarafından yönetiliyor. Ramazan ayları dışında bu insanları hatırlayan bir belediye gördünüz mü? Şimdi taşeron işçiye iftar veriyorsunuz ve ‘sizinle çalışmaktan gurur duyuyoruz’ diyorsunuz. Siz taşeron işçiye bir gece iftar verip doyuracağınıza, taşeron işçilerinin maaşını verin de işçiler her gün doysun. Taşeron işçiler, buraya geldiler, sorunlarını bizimle paylaştılar. Bu işçiler 72 gündür maaş alamıyorlar. Bir iftar yemeğiyle doyurup bu insanları ailece 72 gün kim açlığa mahkum edebilir?”

Tek bir şey söyleyebiliriz.

Gecikmiş bu duyarlılık için o taşeron işçiler adına teşekkür ediyoruz.

Aynı hassasiyetin diğer belediyelerde de maaş alamayan taşeronları kapsayacak şekilde sürdürülmesi dileğiyle…

__

Ya Ali Bektaş olmazsa…

AK Parti’de Zonguldak Belediye Başkanlığı için ismi en çok geçen isim şüphesiz Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş.

Bektaş’ın aday olma ihtimali, kamuoyunda da kabul görmüş durumda.

AK Parti stratejisini CHP’ye göre belirleyecek.

Çünkü CHP, adaylarını çok daha erken belirleyip yola erken çıkacak.

Bektaş, her ne kadar AK Parti’nin adayı gibi görülse de, bu şimdilik ihtimal.

“İlk anketler, son anketler” derken, sürecin netleşmesi beklenecek.

Bektaş, Kozlu’da kalmak ister ve bu düşüncesinde ısrar ederse, “AK Parti’de kriz var” demektir.

__

Basın özgür değildir!

Biz gazeteciler, her daim “özgür gazetecilik”ten dem vururuz.

Oysa basın hiçbir zaman tam anlamıyla özgür değildir.

Olamaz da…

Bahsedilen özgürlük, sadece bir temenni ifadesidir.

Herkesin özgürlüğü, ekonomik gücü, doğruluğu, samimiyeti kadardır.

İnsan hak ve hürriyetlerine gösterdiği saygı, evrensel değerlere gösterdiği özen kadardır.

Bazen bunlar da yetmez.

Siz ne kadar özgür gazetecilik yapmak isteseniz de; sınırları, muhataplarınızın, yargının, bürokrasinin ve siyasetçilerin tahammülü kadardır.

Onların çıkarlarına dokununcaya kadardır.

Ayrıca her canının istediğini yazmak ne kadar özgürlük değilse, hoşgörüsüzlük de, özgürlüğe vurulan en büyük darbedir.

Bu bağlamda basın özgürlüğü konusunda açıklamalarda bulunan herkesin öncellikle temennileri kadar, samimi olmasını bekliyoruz.