Öyle aday
adayları tanıyorum ki…



Ankara’dan
kendilerine sponsor bulup gelmişler.



Önce eve üç
aylık “ev geçindirme parası”
bırakmışlar.



Sonra sahneye
fırlamışlar.



Bu isimlerin
aday olma şansları yok.



Varsayın ki,
aday oldular, seçimi de kazandılar.



Siz kimin vekili
olacaksınız?



Sizi soyup
sahneye çıkartan, cebinize, evinize para bırakan sponsorun mu?



Yoksa size oy
verin seçen halkın mı?



Gudalın biri
anlatıyor, biz de duyuyoruz.



Arkadaşlar…



Nüfus kağıdı
cebinde olmayan aday olmasın.



Cüzdanı cebinde
olmayan aday olmasın.



Sponsoru gudal
olan da aday olmasın…





Erkmen’i hala anlamış
değilim…





Eski Valimiz
Sayın Yavuz Erkmen, Zonguldak’tan milletvekili aday adayı oluyor.



Muhtemelen
MHP’den aday olacak.



Vali Bey’i
sever, sayarız. Ama hala yakın dostu Köksal Toptan’a rağmen (AK Parti Zonguldak
Milletvekili) Zonguldak’tan nasıl aday oluyor? Üstelik MHP’den nasıl aday
oluyor? Hala anlamış değilim. Karşılaştığımızda bu soruyu kendisine soracağım.



Çünkü Yavuz Bey,
Köksal Toptan’la görüşmeden böyle bir karar almamıştır.



Dünkü
fotoğraflara baktım… Yavuz Bey’in yanında eski Belediye Başkanı Secaattin Gonca
var. Diğer yanına da AK Parti eski İl Başkanı Celil Uzun’u alırsa, daha güçlü
olur. Bence bu üçlü, MHP’nin milletvekili çıkartma şansını ciddi biçimde
artırır.



Şaka yapmıyorum.
MHP’nin milletvekili çıkartmasını istediğim için böyle söylüyorum…





Kıssadan Hisse: Deneme…





Büyük bir
sanayici, eski okul arkadaşlarından birinden şöyle bir mektup almıştı: “Sevgili dostum, beraber geçirdiğimiz tatlı
günlerin hatırasına hürmeten, oğlum Ali´ye fabrikada bir iş vereceğini ve...”



Sanayici mektuba
hemen şu cevabı gönderdi: “Sayın Ahmet
Bey, beraber geçirdiğimiz günleri ben de unutamam. Fakat ne yazık ki,
fabrikamda şimdilik boş bir yer olmadığı için...”



Eski arkadaşın ikinci
mektubu: “Geçen mektubumda bir
teferruattan bahsetmeyi unutmuşum. Oğlum işe girerken kendisine miras kalan 500
bin lirayı da sermaye olarak size vermek kararındadır.”



İkinci cevap: “Sevgili dostum. Oğlunuzu bağrımıza basmaya
hazırız. Derhal bana gönder. Lisede ne yaman bir çocuktun, hatırlıyorsun değil
mi?”



Üçüncü ve son
mektup: “Düzeltme: Oğlumun hiç sermayesi
yoktur. Zaten benim oğlum yoktur. Senin yine okuldaki gibi olup olmadığını
öğrenmek istemiştim. Öğrendim. Teşekkürler!”





Günün Fıkrası: Değişim…





Körfez
Savaşı´ndan önceki yıllarda, Amerikalı bir kadın gazeteci, kadınlarla
erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak üzere Kuveyt´e
gitmiş. Gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların kocalarının 5 adım
gerisinden yürüdükleriymiş.



Yıllar sonra
aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt´e gittiğinde bu sefer bir de
bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından geliyor... Bu işe
çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:



"Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme... peki ama
bu değişikliğin sebebi nedir?"



Kuveytli kadın
cevap vermiş:



"Mayınlar..."





Günün Sözü:





Yönümüzü
değiştirmezsek, hedeflediğimiz yere varabiliriz.



Çin Atasözü