Zonguldak Barosu, "PKK terör örgütü üyesi" olduğu iddiasıyla tutuklanan İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in antidemokratik yöntemlerle gözaltına alındığını iddia ederek, "Seçilenin değil, seçmenin de anayasal haklarının ihlal edildiğinin göstergesidir" şeklinde bir açıklama yapmış!
Zonguldak Barosu Başkanı Avukat Türker Kapkaç, "PKK terör örgütü üyeliği" iddiasıyla tutuklanan belediye başkanını savunuyor!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in, "Terör örgütüne üye olmak suçundan" tutuklanmasının ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i hedef alarak, “Buradan sesleniyorum... Sayın Erdoğan'ın talimatıyla gelip de bu operasyonlara girişen Akın Gürlek, Zekeriya Öz'ü hatırlıyor musun? Sen, Erdoğan'ın Zekeriya Öz'üsün" dedi!
Zonguldak Barosu Başkanı Avukat Türker Kapkaç’ın, bir hukukçu olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i savunan bir açıklamasını okudunuz mu?
Okuyamazsınız!
Çünkü Baro Başkanı Türker Kapkaç, siyaset yapıyor!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i teröriste benzetiyor!
Zonguldak Barosu, hukukçunun değil, siyasetçinin yanında yer alıyor!
Baro yönetiminde, Türker Kapkaç’ın bu tavrından rahatsız olanlar var.
Ama ne hikmetse, seslerini yükseltmiyorlar!
Geçtiğimiz günlerde Zonguldaklı avukatların başına bir iş geldi!
Biz yazmasak, Zonguldak Barosu Başkanı Avukat Türker Kapkaç, üyesi olan avukatlara bile sahip çıkmayacaktı!
Özgür Özel’i; CHP İl Başkanı, Merkez İlçe Başkanı savunsun!
Türker Kapkaç, üyelerini savunsun!
Siyaset yapacaksa, "Baro Başkanlığı"nı bıraksın!
Çarşı karışır!
Zonguldak Belediye Meclisi’nin CHP’li üyeleri arasında ciddi bir kriz var!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in liderlik vasfı olmadığı için birlik-bütünlüğü sağlayamıyor!
Zaten belediyeyi de yönettiği söylenemez!
Zonguldak Belediye Başkanlığı'nı, CHP değil de Tahsin Erdem ve ailesi kazanmış!
Belediyeye alınacak personele, eşi ve çocukları karar veriyor!
Belediyede o kadar çok "baş" var ki!
Herkes kendini "baş" zannediyor!
Belediye çalışanları durumdan rahatsız.
Hizmetler aksadığı için halk durumdan rahatsız.
İşe adam yerleştirme hayali olanlar, şu an sessiz!
Talepler yerine gelmeyince, çarşı karışır!
Sosyete pazarı işini gördük!
Mesela, Tahsin Erdem, pazaryerinde Trabzonlu bir esnafın tezgahını kapatabilir mi?
Kapatamaz!
Bekleyip, görelim!
Otelde kömürcülere ders veriyor!
Otelde, oda oda gezen eğitimcinin sadece "otel" hastalığı yokmuş!
Bir de "büyük cip" hastalığı varmış!
Hatta “Kocamın ki küçük, ben büyük cip seviyorum” diyormuş!
"Zonguldak’ta kimin cipi büyük?" sorusu geliyor akla!
Hemen hepsi kömürcü!
Ödemedikleri vergiler ve SGK paraları ile hep büyük ciplere biniyorlar!
Cipsever eğitimci, eğer beğendiği erkeğin cipi küçükse, "Arkadaşını getir" diyormuş!
Bir cipin nesi var, iki cipin sesi var!
Okulda çocukları eğitmesi gereken eğitimcinin, otel odalarında kömürcüleri eğitmesi akıl karı bir iş değil!
Özelde çalışın eğitimcilere ek ders ücreti verilmiyor mu?
Hoca hanım, neden otel odalarında ders veriyor?
Kıssadan Hisse: Marangoz...
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak, eşi ve büyüyen ailesiyle birlikte daha özgür bir yaşam sürmek hayalinden söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti. Ne var ki, gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti... İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzatarak, "Bu ev senin. Sana, benden hediye" dedi. Marangoz, şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?
Hisse: Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat, bir kendin yap tasarımıdır" demiştir biri... Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyleyse, onu akıllıca kurun. Unutmayın... Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın. Hiç incinmemişsiniz gibi sevinin. Kimse izlemiyormuş gibi dans edin. (Alıntı)
Günün Fıkrası: Kedi-Fare...
Adamın biri, kendini fare zannettiği için akıl hastenesine düşmüş. Tedavisi bittikten sonra doktor sormuş:
"Şimdi sen bir fare misin yoksa insan mı?"
"Fare olur mu doktor bey, ben bir insanım."
"O zaman artık gidebilirsin, iyileştin artık."
Deli, kapıdan çıkmış ve "İmdaaaaaat" diye bağırarak, tekrar içeri girmiş.
Doktor, ne olduğunu sorunca:
"Bir kedi gördüm de ondan korktum."
"Sen, hani artık kendini bir fare zannetmiyordun."
"Ben fare olmadığımı biliyorum da kedi nerden bilsin?"