Bir insan düşünün...
Küçük yaşta yetim kalan kardeşinin hakkını koruyacağına dair tanıklar huzurunda söz veriyor! Bu söz, tanıkların imzalarıyla tutanak haline getiriliyor!
Ve bu yetimin hakkı yeniliyor!
Annesi, emzirdiği sütü helal etmiyor!
Güvenmediği için de ölmeden oturduğu evi, bu yetimin üzerine yapıyor!
Sen; parayı buluyorsun, akşama kadar üniversite gençliğinin takıldığı kafelerde sürtüyorsun, lüks arabalara biniyor, kadın peşinde koşuyorsun!
"Allah" diyorsun!
"Kur'an" diyorsun!
"Peygamber" diyorsun!
"Habil" diyorsun!
"Kabil" diyorsun!
"Tayyip" diyorsun!
Bu yazdıklarımı anlamıyorsanız, size hikmet ehli insanların sözleriyle sesleneyim...
Kamyon lastiği kadar kafası, sibop iğnesi kadar aklı olan angut!
Sen de dinle!
Otobüs lastiği kadar kafası, sibop kapağı kadar aklı olan haramzade!
Se de dinle!
“Allahü Teâlâ, saf ve ihlâslı insanları affediyor. Ama şeytan gibi kibirli olanları affetmiyor. Kibir, şirke giden yolun başlangıcıdır. Allahü Teâlâ, (Her günahı affederim, şirki affetmem!) buyuruyor. Kibir, şirke götürdüğü için de, (Kibirleneni acımadan ateşe atarım!) buyuruyor.”
Bir de bu var...
“Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse, altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helâllik dilesin. O gün, dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa, haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir, yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir” (Müsned, II, 435, 506; Buhârî, Rikāk, 48, Mezâlim, 10)
Bir de şu var...
"Benim yanıma her şey ile gelin, affederim. Fakat kul hakkı ile gelmeyin. Onu, ben değil, kulum affeder.”
Ne olacak şimdi?
Ben size söyleyeyim...
Sırat Köprüsü’nden; bugün giydiğiniz kıyafetlerinizle, taktığınız saatlerinizle, salladığınız tespihlerinizle, bindiğiniz pahalı araçlarınızla geçemezsiniz!
Kolunuzdaki saatleri alırlar, araçlarınızdaki çakarları sökerler, size takarlar!
Sırat Köprüsü’nden bağırta bağırta geçirirler!
O köprüden kolay geçmek için yazılan muska da bulunmadı daha!
Haberiniz olsun!
Makine ve Kimya Endüstrisi ne dedi?
Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın “MKE” kışkırtmasına "belge" ile yanıt verdi.
Deniz Yavuzyılmaz’a göre, çıkan hurda, MKE’ye verilmeliydi!
Bu nedenle ihale iptal edilmeliydi!
Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtladı...
"Vallahi ne diyeyim? Bilmiyorum. Tabi kişi kendinden bilir işi... Sayın Vekil, hile-hurda işlerini iyi bilir. Danışmanından sebep... Biz, hile-hurda işlerinden anlamayız. Biz, tabi ki bunu MKE'ye danıştık, ettik. Hatta bu sorunun gelebileceğini bildiğim için yanıma da bu evrağı aldım. Göstermek isterim sizlere... Biz, MKE'ye görüş sorduk. Dedik ki: 'Biz, bu köprüyü yıkmak istiyoruz. İhaleye çıkar mısınız?' Burada size sadece son paragrafı okusam, yeterli herhalde...”
MKE diyor ki:
“Bu itibarla bahse konu köprünün yıkılması işinin şirketimiz kanalı ile yapılamayacağı, yıkım işinin ve yıkım sonucunda çıkacak malzemelerin belediyeniz tarafından değerlendirilmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bilgilerinize gereğini arz ederim.”
Koca koca adamlar!
Siyaset uğruna neler yapıyorlar?
Bunların yaptığını, ilkokul çağındaki çocuklar yapmaz!
'Tramer kaydı' gibi doktor raporu!
Önümüze iki sayfalık bir doktor raporu geldi!
Sanki pert olmuş bir aracın "Tramer Kaydı" gibi!
Yok, yok!
Kaburga var, dalak var, böbrek var, kaş var, göz var, baş var!
O kadar çok tıbbi terim kullanılmış ki!
Sorsan, hiçbir şey yok!
O zaman bu ne?
Ya adam yalan söylüyor!
Ya doktor yalan söylüyor!
Hele bir ortalık durulsun!
"At izi ile it izini" ayırabilecek ortam oluşsun!
O zaman bir daha bakacağız, o rapora!
"Tramer Kaydı" nedir?
Tramer Kaydı, aracın kaza ve hasar geçmişinin, sigorta bilgilerinin kayıt altında tutulmasıdır. Tramer Kaydı ile bir aracın geçmişte yaşadığı kaza sonucu hasar durumunu, değişen parça gibi detaylı bilgilerini öğrenebilirsiniz.