Demokrasinin en önemli özelliklerinden biri iktidarın karşında bir de muhalefetin olmasıdır.
Muhalefetin görevi iktidarın yanlışlarını söylemek, eksikleri, aksaklıkları, sorunları gündeme getirmek, çözüm önerilerinde bulunmak, hükümeti ve bürokratları uyarmak, halkın uyanık olmasını sağlamaktır.
Muhalefet partisi temsilcilerinin bunun için sürekli konuşmaları, açıklama ve değerlendirme yapmaları gerekir.
Muhalefet demokrasinin olmazsa olmazıdır. Basın yayın organları da öyledir.
İktidar yaptığı hizmetleri halka basın yoluyla anlatır. Muhalefette aynı şekilde iktidara yanlışlarını söyler, uyarıda bulunur.
O bakımdan iktidarın da muhalefetin de konuşkan olması gerekir.
İktidarın Bartın&[#]8217;da bu konuda maşallahı var.
Teşkilattan yapılan açıklamaların dışında Milletvekili Yılmaz Tunç&[#]8217;tan her gün bir açıklama, ziyaret ve inceleme haberi geliyor.
Ak Parti vekiliyle ve yönetimiyle basın ve medyayı çok iyi değerlendiriyor.
Aynı sözleri muhalefet için söyleyemiyoruz. Bartın da muhalefet bu konuda zayıf kalıyor.
Bazı parti yöneticileri gazeteci sorarsa cevap veriyor, öyle konuşuyor.
Bazıları gelişmeleri yakından takip ediyor, gazeteci sormadan konuşuyor.
Bazıları gazeteci sorsa da konuşmuyor. Bazıları bir takım kaygılar veya kişisel hesaplar nedeniyle konuşmuyor. Bazıları da konuşmayı sevmediği ya da bilmediği için konuşmuyor
Bartın&[#]8217;da bu görevi en iyi yapan muhalefet partisi temsilcisi Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Yaşar Sinoplu ve Demokrat Partinin önde gelen isimlerinden biri olan Hamit Güngör&[#]8217;dür.
Parti yöneticilerinin yeterince konuşmadığı sayılı illerden biriyizdir herhalde.
Kimi il başkanının ve ilçe başkanının bayramdan bayrama internetten indirdikleri başkalarına ait mesajlarla konuştuğu, kimi il başkanının ve ilçe başkanının özel işlerinden dolayı konuşamadığı, yöre ve ülke sorunlarıyla ilgilenmeye vakit bulamadığı ilimizde iyi ki Sinoplu ve Güngör gibi iki güzel örnek var.
Yoksa sessiz sedasız, demokrasi dışı bir il olacakmışız.
Bakın Bartın&[#]8217;daki bütün yerel gazetelerde haftada en az üç gün bu siyasetçinin açıklaması var.
Sinoplu ve Güngör&[#]8217;de olmasaydı, Ak Parti ne kadar mutlu mesut olurdu kim bilir.
Düşünsenize eleştiri yok, tepki yok, itiraz yok, öneri yok, o yok, bu yok.
Kimse eksikten, gedikten, yanlıştan, istekten, talepten bahsetmiyor. İktidar temsilcileri mutlaka çok sevinirlerdi.
Sadece partilerin değil sivil toplum örgütlerinin de (Çevre Meclisi hariç) çok konuşmadığı bir şehir olan Bartın&[#]8217;da demokrasinin ayakları işte bu yüzden yere sağlam basmıyor.
Aslına bakarsanız muhalefet yapabilmek Türkiye gibi demokrasisi bütün kurum ve kuralları ile oturmamış ülkelerde çok büyük cesaret ister.
Özellikle tek başına iktidar döneminde çok daha büyük cesaret ister.
Belki de sessizliğin ve isteksizliğin altında böyle bir neden yatıyor.
Sinoplu ve Güngör cesaret sahibi çok değerli iki siyasetçimizdir.
Bartın&[#]8217;da il başkanları, ilçe başkanları susuyor, onlar konuşuyor. Bartın&[#]8217;da herkes susuyor çoğu zaman sadece onlar konuşuyor.
İktidara yanlışlarını, eksiklerini söylüyorlar. Yöre ve ülke sorunlarını gündeme getiriyorlar.
Muhalefet olmanın gereğini yapıyorlar, üstlendikleri görevi en iyi şekilde yerine getiriyorlar.
Hiç iki bir etmiyorlar, ne sorsanız cevap veriyorlar.
Bıkmadan usanmadan konuşuyorlar. Sadece iktidarı değil halkı da uyarıyorlar.
Diyeceksiniz ki konuşuyorlar da ne oluyor?
İktidarı eleştiriyorlar, yeri geliyor yerden yere vuruyorlar, 2007&[#]8217;de ve 2009&[#]8217;da sandıktan çıkan sonuçlara bak.
Bu sonuçlara etki eden birçok sebep var.
Bu sebepleri başka bir yazıda ele alırız.
Muhalefet görevini en iyi şekilde yaparak demokrasinin gereğini yerine getiren Sinoplu ve Güngör&[#]8217;ü kutluyor, başarılar diliyoruz.
Tarihi yapıları korumanın zorlukları
Bir zamanlar 200&[#]8217;den fazla tescilli tarihi bina bulunan Bartın&[#]8217;da korunamadığı için bu yapılarda kayda değer azalma oldu.
Bu konularda gazetelere yansıyan haber ve yorumlarda &[#]8216;vur abalıya&[#]8217; misali, ilgisizlik ve bakımsızlık denilerek, bütün suç hep ev sahiplerinin üzerine atıldı.
Halbuki mevzuatta da korumayı zorlaştıran, işi yokuşa süren birçok madde var.
Bu maddelerden biri, restorasyonunu Kasım ayının başında yaptığımız haberle duyurduğumuz, bugünkü sayımızda da gelişmeleri haber yaptığımız Somaklı sokaktaki binanın karşısına çıkmış.
Benim mahallemin alt sokağında yer aldığı için çok iyi bildiğim bu bina harabe durumdaydı.
Binayı satın alan ve restore ettirip ev pansiyon olarak turizmin hizmetine sunmayı planlayan sahibiyle dün tanışma imkanı buldum.
Üç katlı tescilli tarihi ahşap evi restore ettiren kişi İl Genel Meclisi Başkanımız Ali Kartal&[#]8217;ın İstanbul&[#]8217;da oturan baldızı.
Evin önünde yaptığımız sohbette restorasyonda çalışan işçilerin normal bir inşaatta çalışan işçilerden 4 katı fazla sigorta parası ödemek zorunda kaldıklarını öğrendim.
Meclis Başkanı Ali Kartal bu konunun tarihi bina sahiplerine büyük bir külfet getirdiğini söylüyor.
Yasa, Bartın&[#]8217;daki tarihi evin restorasyonu ile Topkapı Sarayı&[#]8217;nın restorasyonunu bir tutmuş.
Bu konuda yeni bir düzenleme yapılması gerekiyor.
Son yıllarda güzel örnekler ortaya çıkıyor. Bu örnekler ne zahmetlerle oluyor şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Tarihi yapılara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu&[#]8217;ndan izin almadan bir çivi bile çakamıyorsunuz.
Restorasyon için sadece para yetmiyor, ayrıca birçok bürokratik işlem yapmak zorundasınız.
Buna rağmen Bartın&[#]8217;da güzel örnekler var.
Mesela Kavaklı ile Yalı arasındaki Esmerkuyusu sokakta restorasyon harikası çok güzel bir eser var.
Bu eser Bartın&[#]8217;a profesyonel ligde unutulmaz heyecanlar yaşatan Bartınspor&[#]8217;un efsane Başkanı Faruk Narin&[#]8217;e ait. Devletin kültürel mirası yaşatmak için TOKİ ve Kültür Bakanlığı aracılığı ile kredi vermesi önemli bir destek ama yetmez.
Bu desteğin sigorta konusu iyileştirilerek ve bürokratik işlemler makul düzeye çekilerek artırılması gerekir.
Tefeci operasyonu
Şu an Bayburt&[#]8217;ta bulunan eski Emniyet Müdürümüz Mesut İnce&[#]8217;nin zamanında her operasyondan sonra yazı yazıp polisimize moral veriyorduk.
Bu şekilde kazandığımız düşmanın haddi hesabı yok, ayrı konu.
Suya sabuna dokunmayan gazeteci olmayı beceremediğimiz için bugün yine bu konuda görüş beyan edeceğiz.
14 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan son operasyonun altında geçen Temmuz ayında göreve başlayan yeni Emniyet Müdürümüz Burhan Gümüş&[#]8217;ün imzası var.
Tefecilik konusu Bartın&[#]8217;ın önemli sorunları arasında yer alıyor.
Hatta diyebilirim ki şehrin ekonomisi tefecilerin eline geçmiş durumda.
Tefecilik suçsa, ki suç olduğu yasalarda yazıyor, o zaman bu suçla mücadele etmek gerekiyor.
Bu suçla mücadele eden Sayın Müdürümüz ve operasyonda emeği geçen Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Müdür ve ekipleri başarılı bir çalışma yaptı.
Bu operasyonla literatüre yeni bir suç daha eklendi; Kredi kartı kullanmak suretiyle tefecilik yapmak!
Bu da olayın ilginç bir boyutu olsa gerek.
Bartın&[#]8217;da çok tefeci var.
Hatta öyle ki bilinenlerin dışında bir de duyunca insanın ağzını açık bırakan isimlerden bile bahsediliyor.
Bazıları da var ki bunlar çekirge hikayesini bile yalancı çıkarıyorlar.
Kaç kere sıçradılar da halen daha sıcak çorbanın içine düşmediler.
Sayın Müdürümüze ve ekibine başarılı çalışmalarının devamını dileriz.