Hava durumunu sordum.
Havanın belirsiz olduğunu söylediler.
Rüzgârın ne taraftan estiğini kestiremiyorlarmış.
Şiddetini de.
&[#]8220;Denize çıkacağım&[#]8221; dedim.
&[#]8220;Boşuna niyetlenme&[#]8221; dediler.
&[#]8220;Dalga yüksekliği beş ile sekiz metre arasında değişiyor.&[#]8221;
İnadım tuttu bir kere.
Denize çıkacağım.
&[#]8220;Rüzgârın yönü ve şiddeti ile dalga yüksekliği bana vız gelir tırıs gider&[#]8221; dedim.
&[#]8220;Sen bilirsin. Başına bir iş gelirse imdat çağrısı yapma&[#]8221; dediler.
&[#]8220;Yapmam. Ben ne denizler gördüm&[#]8221; dedim.
Ya Allah minicik tekneme atladım.
Ne demiş büyüklerimiz?
&[#]8220;Boğulursan büyük denizlerde boğul.&[#]8221;
Tekneyi karadan kopartamıyorum bir türlü.
Makineye tam yol gaz veriyorum dalga ve rüzgâr mümkünü yok teknenin denize açılmasına olanak sağlamıyor.
İnat ettim ya.
Mutlaka açılmam gerek.
Sonucu ne olursa olsun!
Teknem parçalanacakmış, ben boğulup gidecekmişim, hiç umurumda değil.
Arkamda kalacak olan yakınlarım perişan olacakmış, hiç dert değil.
&[#]8220;İnadım inat, adım Kara Murat&[#]8221;
Bir fırsatını bulup, tekneyi dalga üstüne bindirip, dalganın geri çekilmesinden de yararlanarak açıldım.
Karada kalıp benim deli saçması bir işe girişmeme hayretle bakanlara seslendim.
&[#]8220;Nasıl? Açılmak diye buna derim ben!&[#]8221;
Denizciler iyi bilirler.
Fırtınalı havada, dalgalar tekneyi karaya vurup parçalamasın diye tekneyi sürekli açıklara doğru götürmek gerekir.
Açığa giderken dalgayı hep baştan almak durumundasın.
Bu seferki dalga öyle düzenli bir dalga olmadığından, teknenin yanından bir darbe aldık.
Tekne yan yattı.
İçine su aldı.
Tekne battı, batacak.
Ben dümende.
Motorlar stop.
Teknenin sonu belli. Batacak batmasına da, benim durumum ne olacak?
Teknenin batmasına yakın, tekneyi önce fareler terk eder.
Kaptan ise tekne ile birlikte batmayı göze alır denir.
Nerede, o kaptanlar?
Şimdiki kaptanlar benim gibi öngörüsüz ve inatçı.
Kötü hava yaratıp, açılım hırsı ile macera peşinde koşmaktan başka bir şey yapmıyorlar!