Hava sıcak...

Çok sıcak...

Eskilerin deyimiyle...

Tanıdığım en olgun insan...

Şimdilerde yüz yaşına merdiven dayamış...

Halen dipdiri...

Sağlıklı...

Yılların verdiği yorgunluk var dizlerinde...

Derisi yaşlanmış...

Çok şükür.

Sağlık sorunu yok.

Allah daha uzun ömür versin.

Dokuz evlat...

Torun sayısını bilmiyorum.

Oturup saymak lazım...

Torunlarının torunu oldu.

Onların sayısı bile çift haneli rakamlara ulaştı.

Hayat tecrübesini varın siz düşünün.

Aklınız...

Hayaliniz yetiyorsa...

İşin başka boyutu...

Uzun ömür...

Yaşı bir asra yakın...

Tek Allah kulunun kalbini kırmadı...

Şimdi...

Allah gecinden versin...

Hak vaki olsa...

Cennet kapıları ardına kadar açılır.

Onun tecrübesine göre...

Onun deyimiyle...

- Ortalık yanıyor.

Dikkat etmek lazım...

[*] [*] [*] [*]

Eskiden...

Çocukluğumuzda...

Seksenli yılların başı...

Elektrik yok.

Doğal olarak teknolojik hiçbir şey yok...

Söz öyle geldi...

Gerçekte de böyle...

Her şey doğal...

Hayat doğal akıyor.

En azından biz öyle biliyoruz.

Akköy'de...

Sabah gün ışığıyla kalk...

Kahvaltı...

Azık çantasını hazırla...

Hayvanları boşla...

Güneş tepeye çıkmadan...

Sıcak yakmaya başlamadan...

Hayvanları doyurmak lazım...

Biz buna "kuşluklamak" derdik.

Kuşluk vakti otlamaya çıktıklarından olsa gerek.

Öğle arası...

Bir dere kenarı...

Büyük ağaçların altında...

Tabiri caizse, kaba gölgede dinlenirdik...

Ta ki güneş dönünceye kadar...

[*] [*] [*] [*]

Sonra...

Ortalık serinlemeye başlar.

Hayvanlar kıpırdar.

Lider kalkar.

Büyük zil...

Ya da kelek...

Ondadır.

O ses yapar.

Sürü kalkar gölgeden...

Sonra bir su içerler.

Başlarlar otlamaya...

Gün batımını ağıla yakın yerde karşılaşırlar.

[*] [*] [*] [*]

Sonuç...

Bizim sürü bilirdi.

Sıcak...

Soğuk...

Ne zaman otlanacak?

Ne zaman yatılacak?

Çobanı dinlerler...

Liderin peşinden giderler.

Hava sıcak...

Dikkat etmek lazım...

Kimse sorun çıkartıp suçu güneşe atmasın...

Serinkanlı olmak lazım...