CHP'li Devrek eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt ile birlikte 30 kişiye yönelik "rüşvet ve usulsüzlük" soruşturmasının ilk davası görüldü.
8 saat süren davada ne ifadeler vardı, neler neler!
İBAN'lara atılan paralar mı dersiniz?
Mesai ücretleri mi? dersiniz?
Sahte imzalar mı? dersiniz?
"İmzalar bana ait değil" diyenler mi dersiniz?
Belediye Başkanı Çetin Bozkurt'un ifadeleri ise çok ilginçti...
Sanki belediyede başkan değil de vasıfsız personelmiş gibi savunma yaptı!
Savunmalarının bir kısmına göz gezdirelim...
"Kontrolör 'Başkanım, senin imzanı kullanmışlar' dedi.
Adam emekli olmuş, benim haberim yok. Ben de işlerin bu kadar büyüyeceğini düşünmedim.
Ben izinde olduğum için vekalette olan Şeref Aydınlı emeklilik evrağını imzalamış. O imzalar benim değil ama ikimiz aynı suçtan yargılanıyoruz.
Fazla mesai ile ilgiliyse; Tuncay Ulupınar, 'ben bordro imzalamışım' gibi suçlama yapmış bana. Ben bordro imzalamadım.
Zonguldak'ta tarihin en büyük sel felaketini yaşadık.
Valilik hasar olarak en yüksek hasarı 8 milyon TL olarak belirledi.
O zaman ihaleye çıktık, benim ihale ile ilgim bu kadar.
Bu kadar kişi ihaleden bahsediyor.
Seldeki çamurun içinde bana evrağı getirdiler, imza attırdılar. Bunu yapan Serdar Çavuşoğlu'dur.
Ne hikmetse Serdar ondan sonra ortadan yok oldu. Ben selde Karşıyaka'dan çarşıya geçmemişim."

Çetin Bozkurt!
Sen nasıl belediye başkanısın?
"Evrağa bakmadan imza attım" ne demek?
Selde çamurların içinde imza attırıldığını söylüyorsun.
İstersen foseptiğin içinde ol!
O evraklara neden imza attığını bilmek zorundasın!
Bir belediye başkanının bunu deme şansı yok!

Tanju Özcan'a verilen destek, Çetin Bozkurt'a verilmedi!

Siyasette bazen verilen destek kadar, verilmeyen destek de çok şey anlatır.
Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Devrek eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt’un "rüşvet ve usulsüzlük" davasında yaşanan tablo,
CHP Zonguldak örgütündeki birbirine bağlılığı bir kez daha sorgulamamıza neden oldu.
Ayağında elektronik kelepçe ile ev hapsinde bulunan eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, uzun bir aranın ardından kamuoyu önüne çıktı.
Gözler, CHP’nin Zonguldak’taki kurmaylarını aradı.
CHP Milletvekilleri Deniz Yavuzyılmaz ve Eylem Ertuğ Ertuğrul yoktu.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem yoktu.
CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden yoktu.
Partinin üst düzey isimlerinden hiçbiri, eski belediye başkanlarının yanında görünmeyi tercih etmedi.
CHP heyeti, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yargılandığı davaya destek vermek için adeta çıkarma yapmıştı.
Fotoğraflar verilmiş, dayanışma mesajları paylaşılmış, “belediye başkanlarımız yalnız değildir” vurgusu yapılmıştı.
Peki, aynı dayanışma neden bugün gösterilmedi?
Bu sorunun cevabını CHP yönetiminin vermesi gerekiyor.
Bugün adliyede yalnızca CHP Devrek İlçe Başkanı Uğur Dikenli ve Devrekli İl Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Esen vardı.
İl Başkanı Devrim Dural bir ara uğradı, gitti!
“Yoksa kendi örgütü de Çetin Bozkurt’a inanmıyor mu?” yorumları yapıldı.
Hukuken masumiyet karinesi vardır. Mahkeme kararını vermeden kimseyi suçlu ilan etmek doğru değil.
Acaba araya bir mesafe mi konuldu?
CHP Zonguldak örgütünün bugün ortaya koyduğu tavır da tam olarak bunu düşündürüyor.
Sessiz bir mesafe mi konuldu?
Parti yönetimi, bu sessizliği nasıl açıklayacak?
Gerçi şimdiye kadar neyi açıkladılar ki?