Her üç-beş yılda bir; TTKnın kapatılacağı, satılacağı söylentileri çıkar.
Bir kaç cılız
sesle bu işin o kadar kolay olmadığını söyler, bağırır, çağırırız.
Sonra konu gündemde düştü sanırız.
Meslekte 25inci
yılında olan bir gazeteci olarak TTKnın bu günlere geleceğini biliyorduk.
Müneccim
değildik. Zaten devlet söylüyordu.
25 sene önce, 12 bin 500 işçi, 2,5 milyon ton üretim
sloganı vardı.
İşçi sayısı 10
binin altına, üretim de 1 milyon tona kadar düştü.
Eğer siz bu kurumu sattırmazsanız, bu gidişle
kendiliğinden kapanacak diyor devlet.
Zonguldakın,
devletin karşısına, TTKyı
satamazsınız, kapatamazsınız diyerek çıkmak yerine, bir dosya ile masaya
oturması gerekiyor.
Diyecek ki:
Ey devlet;
TTKyı kapatacaksan, yerine ne koyacaksın?
TTKyı özelleştireceksen, yerine ne koyacaksın?
Tamam, yıllık 500-600 milyon liralık bir zarar var.
TTKyı sattın, bu parayla Zonguldaka ne yapacaksın?
Eğer bu sattıklarının yerine bir şey vereceksen,
konuşalım.
Vermeyeceksen, masadan kalkalım.
Öyle, Çankayanın şişmanı, işçi düşmanı
demeyle olmuyor bu işler.
Bu işi artık
yola koymanın zamanı geldi.
Masaya
oturmanın, uzlaşmanın zamanı geldi.
Eğer devlet, TTK
için ödediği zararı bölgeye yatırım olarak yapacaksa, ocaklarda özel sektör
üretime devam edecekse, kent adına bir sorun yok.
Yoksa
Bu illetle mücadele edelim
Uyuşturucu
illeti can yakmaya devam ediyor.
Biz yaşanan
olumsuzluklardan hep siyasetçileri sorumlu tutarız.
Onlar bizi yavaş
yavaş yalanlarıyla öldürürlerdi.
Şimdi bonzai diye bir illet çıktı.
Çeken düşüyor.
Ya komada, ya
mezarda
Bir ayarı yok.
Bu sentetik
uyuşturucu çok hızlı yayılıyor.
Toplumun yoksul
kesimlerindeki çocuklar, çok ucuza elde ettikleri bu uyuşturucu ile uçuyorlar.
Elbette sorun
sadece Zonguldakın değil.
Zonguldaktaki
yetkililerin de değil.
Ama
önleyemiyorsak bile hızını keselim.
Ailelerle,
devlet görevlileri el ele verelim.
Bakıyorum,
sosyal medyada alkol muhabbeti gırla gidiyor.
Her akşam elinde
başka bir kadeh
Sonra bir
bakıyorsun, çocuk esrara başlamış, bonzaiye başlamış.
Basında içki
reklamı yasak
Televizyonda
bardağı bile gösteremiyorsun.
Ama sosyal medya
baştan aşağıya alkol dolu
İçen değil,
giren sarhoş oluyor.
Sosyal medya yasaklansın demiyorum.
Ama biz de
toplum olarak bu olaya daha duyarlı olalım.
Kıssadan Hisse: Bir Musibet
Kumandanlarından
biri, bir zafer dönüşü Halife Hz. Ömer´in huzuruna çıktı. Yanında kısa boylu,
tıknaz biri bulunuyordu. Hz. Ömer, "Bu
kim?" diye sordu. Kumandan anlattı: "Efendim, bu benim sağ kolumdur. Hangi görevi verdimse, başarı ile
tamamladı. En gizli haberleri yerine ulaştırdı. Bazen bir orduya bedel hizmet
gördü. Zaferlerimi onun sayesinde kazandım diyebilirim."
Aradan zaman
geçti, aynı kumandan halifenin huzuruna yeniden çıktı. Ama mağlup bir kumandan
olarak, Halife sordu:
Hani sağ kolun nerede?
Kumandan: Sormayın ya Ömer, ihanet etti, düşman
tarafına geçti.
Hz. Ömer, bu
defa konuştu:
Allah´tan başka hiç kimseye dayanmamak gerektiğini
geçen sefer söyleyecektim, vazgeçtim. Bir musibet, bin nasihatten yeğdir diye
düşündüm.