İnsanın mağarada başlayan serüveni, uzayın derinliklerine seyahatle devam ediyor.
Bu gelişmenin asıl etkeni, insanın düşünebilen bir varlık
olmasıdır.
Bilimsel düşüncenin temeli de; şüphe ve merak, yani
bilinmeyeni araştırmaktır.
Var olan iki temel felsefeden materyalist düşünce,
yukarıda özetlenen şekliyle aklı önde tutar. Bir diğer düşünce sistemi olan
metafizik felsefe ise, materyalistlerce akıl değil, sadece nakili, Allahtan gelen
vahiyi, asıl almakla eleştirilir. Bu ilk bakışta doğru olarak görülebilir.
Çünkü var oluşun bütünü ve geleceği mutlak güç olan Allaha bağlı ise, akıl
dışta kalabilir. Oysa ki, gerçekte, aklı dışlayan dinler değil, dini kullanan
egemenlerdir. Örneğin;
Kuranın neredeyse tüm surelerinde, Bunda düşünenler için alınacak dersler-ibretler vardır cümlesini
görebilirsiniz.
En açık biçimiyle de Bakara Suresi 251inci ayette, Fakat Allah bütün alemlere ve özellikle
akıllılar dünyasına lütuf sahibidir.
Bu konuda en çarpıcı örneği ise, İmam Gazaliden
verebiliriz.
İmam Gazali (1058-1111), İslamda içtihat (net olmayan
konularda İslam bilginlerinin akıl yoluyla karar üretmesi) devri kapanmıştır.
Akıl değil, vahiy asıldır diyen kişidir. Bu yönüyle de dönemin egemeni
Selçukluların ünlü veziri Nizamülmülkün himayesini kazanmıştır.
O bile şöyle diyor:
Kuranın
nuruyla yetinip akıldan yüz çeviren kimse, gözlerini kapatıp güneş ışığına
yönelen kimse gibidir. Onun körden bir farkı yoktur. Şeriatla birlikte akıl nur
üzeri nurdur.
Ama egemenler adına birileri, sürekli olarak aklı,
düşünmeyi yaşamdan çıkarmaya çalışırlar.
Derler ki:
Aklı öne
çıkarmak, imana zarar verir. Çok düşünürseniz, maazallah dinden çıkarsınız.
[*] [*] [*]
Geniş halk kitlelerinin düşünmesini engelleme çabaları
sadece İslamda mı var? Kesinlikle hayır.
Hıristiyanların Engizisyon dönemini düşünün. Feodaliteden
yana tavır alan kilise, düşünen herkesi yaktı, işkenceden geçirdi. Dünya dönüyor diyen Galileo cezalandırıldı.
Halk otacısı kadınlar (bizdeki kocakarı
ilaçlarını yapanlar) cadı suçlamasıyla diri diri yakıldılar. Bugün de bu
çabalar farklı yöntemlerle de olsa sürmüyor mu?
Profesyonel biçimiyle sektör haline gelen futbol,
basketbol, pembe diziler, magazin, evlilik, Bu Tarz Sizin programları yoluyla
kitlelerinin uyuşturulması, düşünmenin ve aklın engellenmesi içindir.
Hatırlarsanız, Kurtlar Vadisi dizisinin başlarında hayali
bir kahraman olan Çakırın ölümü üzerine bu ülkede gıyabi cenaze namazları
kılındı. Aklını kullananlar, düşünenler bunu yapar mı?
Her dönemin ve her ülkenin egemenleri, kesinlikle geniş
halk kitlelerinin düşünmesini, aklını kullanmasını istemezler. Üstelik bunu
sağlayacak tedbirleri ve araçları kendi akıllarını çok iyi kullanarak bulurlar.
[*] [*] [*]
Peki neden?
Nedeni çok basit;
Var olan
düzen sürsün diye!..
Sistemin
tekerleği dönsün diye!..
İşi biraz daha somuta indirgeyelim
Bugünkü iktidarın vizyonu veya kitlelerin beynine farklı
metotlarla kazınan kimliği nedir?
Bunlar öncelikle çok farklılar.
Müslüman bir kadroya sahipler.
Dine, diyanete düşkünler.
Dine hizmet ediyorlar.
Başlarında bir dünya lideri var.
600 yıl dünyaya hükmetmiş Osmanlı İmparatorluğunun mirasçıları
olduklarını söylüyorlar:
Bu iktidar
sayesinde o güce yeniden ulaşacağız.
Bugüne kadar
Kemalistler bizi ezdi, horladı. Bunlar bizi seviyor, bize hizmet ediyorlar.
[*] [*] [*]
Şimdi bu şahane ve iddialı perdeyi biraz yırtalım ve
perde arkasına bakalım.
Düşünmeye ve sormaya başlayalım
Herhangi bir düzen değişikliği yaptılar mı?
Aynı düzen sürmüyor mu?
12 yılda asgari ücret ve emekli maaşları, yoksulluk ve
açlık sınırının altında kalmadı mı? Emekliye 24 lira zam yaparak, onlara
hakaret etmediler mi?
İşsizlik artmadı mı?
Üretime dönük yatırımlar azalmadı mı?
Taşeronlaşma artmadı mı?
Sigortasız, kayıt dışı işçi çalıştırma artmadı mı?
İşçilerin sendikalaşma oranı düşmedi mi?
Yolsuzluk arsızlaşmadı mı?
Yoksulluk yaygınlaşmadı mı?
Yakınlar, yandaşlar kayırılıp zengin edilmiyor mu?
Gelir dağılımında adaletsizlik artmadı mı?
Vergi, daha çok zenginden değil de; halktan, tüketiciden,
çalışandan alınmıyor mu?
Tarım çökertilmedi mi, köylü topraklarını terk edip
şehirlere göçmedi mi?
Kendimizi besleyecek gıda maddelerini üretirken; şimdi
buğdayı, mısırı, kuru fasulyeyi dışarıdan almıyor muyuz?
Mutfağımıza et, çocuklarımıza çikolata daha az almıyor
muyuz?
Yoksul, yardıma muhtaç aile sayısı tam iki misline
ulaşmadı mı?
Dinimizde haram olduğu halde israf (saraylar, özel uçaklar, özel arabalar) artmadı mı?
Dinimize göre haram olan faiz kaldırıldı mı?
Dinimize göre haram olduğu halde devlet kumar oynatmıyor
mu?
Dinimize göre haram olduğu halde içkiyi mi kaldırdılar?
Gençler arasında uyuşturucu kullanımı yaygınlaşmadı mı?
Dinimiz şefkat ve hoşgörüyü emrettiği halde ülkeyi ötekileştirerek,
ikiye bölmediler mi?
En güvenilir kurumlar olan Adliye, Meclis, Emniyet, Ordu
bugün hangi durumda?
Hz. Ömer, Fırat
kenarında kaybolan koyunun sorumlusu benim demişti. Bunlar suçlulukları
açık olan 4 Bakanı aklamadılar mı?
Devlet harcamaları üzerindeki Sayıştay ve Başbakanlık
Denetleme Kurullarını devreden çıkarmadılar mı?
Örtülü ödenek harcamaları rekor kırmadı mı?
Ülkede baskı rejimi artmıyor mu?
Komşularımızla ilişkilerimizin bu kadar kötü olduğu ve dünyada
yalnızlığımızın böylesi arttığı bir dönem oldu mu?
[*] [*] [*]
Ey benim müteyeddin, dindar kardeşim. Sabah ezanında essalatu hayrun minem nevm çağrısına
uyup, Rabbinin karşısında divana durduğunda, istersen bunları da bir düşün.
Çünkü Allah, Düşünün,
aklınızı kullanın diyor.
Allah kelamına uy.
Allah, Peygamberine bile bu yetkiyi vermediği halde, Allah adına hükmettiğini söyleyenlere
değil...
Düşün; sahi bunlar senden yana mı?
[*] [*] [*]
Haftaya da karşı kampı akıl yönünden sorgulayacağız.
[*] [*] [*]
Bu tavanın
tüm balıkları; birliğiniz, dirliğiniz daim olsun.