Reis, Türkçe&[#]8230;

Hi (hay), English&[#]8230;

Yani İngilizce&[#]8230;

Merhaba&[#]8230;

Tamamı; reis merhaba!

Zorlama bir kelime&[#]8230;

Zorlama bir anlam.

Zorlayınca, neler oluyor&[#]8230;

Bir kelime bile göklere çıkıyor.

İşin esasına gelince&[#]8230;

Bir mantar türü&[#]8230;

Diğer adı; ölümsüzlük mantarı&[#]8230;

Çocukluğumdan hatırlıyorum.

Bizim ormanlarda zaman zaman karşılaşıyorduk.

Dün internet sitelerinde haberi vardı.

Zonguldak&[#]8217;ta bulunmuş&[#]8230;

Çok manidar geldi.

Doğaya küsmüş kocaman bir şehir&[#]8230;

İçerisinde ölümsüzlük mantarı barındırıyor.

İnsanlar ekmeğini taştan çıkarıyor.

Yerin metrelerce altında verilen bir mücadele&[#]8230;

Üzerinde başka mücadele&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

İşi zorlayalım.

Her konuşmadan neler çıkar.

Her yazıdan neler neler&[#]8230;

Ne anlamlar yükleriz mesleklere&[#]8230;

Siyasilere&[#]8230;

Bürokratlara&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Yapılması gereken başka bir şey&[#]8230;

Sade olmak&[#]8230;

Olduğu gibi kabul etmek&[#]8230;

Varsa çözümü, onu arayıp bulmak&[#]8230;

Tedaviye ihtiyaç varsa, tedavi olmak&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Sonuç:

Zorlamayalım kendimizi&[#]8230;

Sıkıştırmayalım şehrimizi&[#]8230;

Hayatı biraz da akışına bırakalım.

Daha çok sevelim sevdiklerimizi&[#]8230;

İnsansa&[#]8230;

Farklı düşünebilir.

Başka yollardan gidebilir.

Yargılamayalım.

Yadırgamayalım.

Saygı duyalım.

Rahat bırakalım.

Ta ki kendi özgürlük sınırına dayanıncaya kadar...

Dünya yuvarlak&[#]8230;

Dörtnala deli taylar gibi koştu&[#]8230;

Aktı zaman, yetişemedi&[#]8230;

Kan ter içinde, nefes nefese&[#]8230;

Varamadı menzile&[#]8230;

Tam ufukta belirmişken menzil&[#]8230;

Ulaştığında gün batımını gördü.

Dünya bu işte&[#]8230;

Bugünden yarına koşmak&[#]8230;

Hiç durmamak&[#]8230;

Didinmek, hatta yırtınmak var&[#]8230;

Durmak yok&[#]8230;

Yürü, yürüyebildiğin kadar.

Rotanı şaşırma&[#]8230;

İlerle, sonsuza dek.

- Tam dibi göründü&[#]8230;

- Sonu geldi&[#]8230;
Derken&[#]8230;
Bakmışsın başa dönmüşsün.
&[#]8220;Galu bela&[#]8221; dediğin yerdesin.
Bu kez yorgun&[#]8230;

Bu kez yılgın&[#]8230;

Vicdanında sızlıyor günahların&[#]8230;

Yaptığın ışıklar gece feneri gibi arkanda&[#]8230;

Aydınlığın aksı vuruyor sağına-soluna&[#]8230;

Önün yine karanlık&[#]8230;

Senden önce gelmişse&[#]8230;

Göndermişsen, o zaman her yan aydınlık.

Yürü&[#]8230;

Sonsuza yürü&[#]8230;

Dünya yuvarlak.

Kıblen şaşmamışsa&[#]8230;

Başladığın yere dönersin.

Son ümit&[#]8230;

Nasreddin Hoca'nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolmuş.

Hoca, eşeği aramak için kırlara doğru açılmış.

Bir taraftan da bir türkü söylemeye başlamış.

Böylece dolaşıp dururken bir tanıdığına rastlamış.

Tanıdığı sormuş:

- Hoca, böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyorsun?

Hoca merhum da, eşeğini kaybettiğini, onu aramakta olduğunu söylemiş.

Ahbabı:

- Bu ne iştir Hoca Efendi? Benim bildiğim, insan eşeğini kaybetti mi, feryat eder, ağlar, dövünür. Sen ise türkü söylüyorsun!

Hoca, ona önündeki tepeyi göstermiş.
- Bir ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi orada da bulamazsam, o zaman siz dinleyin bendeki feryadı!