Önümüzdeki Pazar günü Anayasa değişiklikleri için sandık başına gideceğiz.


Referandum tarihi bayram ertesine rastlıyor.


Bu &8216;bir bayram bitecek, bir bayram başlayacak&8217; demek oluyor.


Evet çıkarsa başta iktidar partisi AK Parti olmak üzere evetçiler, hayır çıkarsa da başta muhalefet partisi CHP ve MHP olmak üzere hayırcılar bayram yapacak.


Oldukça yoğun bir propaganda dönemi yaşadık, halen yaşamaya devam ediyoruz.


Partiler bütün güçleriyle kampanya yürüttüler, bütün partililer seferber oldu.


Yapılan çalışmalar genel ve yerel seçim dönemlerini aratmadı.


Vatandaş evetçileri de dinledi, hayırcıları da.


Neden evet ve hayır denilmesi gerektiği konusunda yapılan bilgilendirmelerin sonucunda kafalarda az çok bir fikir oluştu.


Halen daha kararsız var mı bilmiyorum ama benim tercihimin belli olduğunu söyleyebilirim.


Öncelikle yapılan değişikliklerin yeterli olmadığını düşündüğümü belirtmek isterim.


Öyle ya madem bu anayasa darbe anayasası, neden sadece 26 madde?


Antidemokratik bu kadar mı madde var?


26 madde değiştirmekle darbe anayasasından kurtulmuş mu olacağız?


Yarım yamalak bir iş yapılıyor ve bu da asıl amaç başka şeklindeki görüşleri kuvvetlendirerek yargı ile ilgili endişeleri artırıyor.


Mecliste tek-tek oylanan maddelerin vatandaşın önüne paket halinde konulması da daha fazla demokrasi tanımına uymuyor.


Hem daha fazla demokrasi diyeceksiniz hem de maddeleri tek-tek oylatmak yerine paket halinde oylatarak vatandaşa dayatma yapacaksınız.


Bu doğru değil.


26 madde tek-tek oylansaydı, vatandaş aklına yatan, inandığı güvendiği, olmasını istediği maddelere evet, diğerlerine hayır deseydi, diyebilseydi hem referandum çok daha demokratik olurdu, hem de bakış açımız değişirdi.


Propaganda döneminde iktidarın baskıcı tutumu da tercihleri hayır yönünde etkileyen bir başka husus.


Dikkat edin bakın köylerde yapılan çalışmalar sırasında özellikle MHP&8217;nin fotoğraflarında insanlar yüzlerini saklıyorlar, objektiflere sırtlarını dönüyorlar.


Bu CHP&8217;nin resimlerinde de görülüyor.


İktidar partisinden yansıyan fotoğraflar öyle değil.


İnsanlar objektiflere poz veriyorlar, oldukça rahat görünüyorlar.


Sayın Başbakanımızın &8220;taraf olmayan bertaraf olur&8221; şeklindeki çıkışları da baskının bir başka boyutu.


Ortada insanlar evet oyu vermeye zorlanıyorlar gibi bir görüntü var.


Ben de birçok kişi gibi hükümetin yargıyı kendisine bağlamaya çalıştığına inanıyorum.


En büyük çekince de bu zaten.


Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu&8217;nun yapısını değiştiren maddeler düşündürücü.


Yeni oluşumda hükümetin etkisi görülüyor, ağırlığı artıyor.


Hükümetin yüksek yargı ile sürekli karşı karşıya geldiğini ve atıştığını biliyoruz.


Bunun nedeni hükümetin Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay kararlarını beğenmemesi, bakanlar kurulu kararlarının ve çıkarılan yasaların iptal edilmesi.


Öyle bir görüntü ortaya çıktı ki hükümet (valilerin mahkeme kararı ile geri dönmesi ve türban gibi) hem kararlarının iptal edilmesini istemiyor, hem de ileride Yüce Divan&8217;da yargılanma durumu ihtimali üzerine sanki kendisini şimdiden garanti altına alıyor.


Bir önceki yazımda da dediğim gibi iptal edilen yasal düzenlemeler hukuka uygun olsalardı iptal edilmezlerdi.


Sayın Başbakanın yargıyla ilgili &8220;Vali&8217;yi görevden alıyoruz, mahkeme kararı ile geri dönüyor&8221; şeklindeki yakınmasını ele alalım.


Valiler gerekçesiz bir şekilde (yani keyfi ve siyaseten) görevlerinden alındıkları için açtıkları davaları kazanıyorlar.


Hükümet bu işi gerekçeli yapsa, yani bu değişiklikler hukuka uygun olsa hiç sorun olmayacak.


Sonuçta mahkemeler ellerindeki belgelere ve önlerindeki kanunlara göre karar veriyorlar.


Bizim Valimiz de mahkeme kararı ile görevine geri dönen valiler arasında bulunuyor.


Nihayetinde hukuk devletiyiz ve hükümetin mahkeme kararı ile göreve iadelerden rahatsız olmaması gerekir.


Yargının da aynen basın gibi bağımsız ve tarafsız olması gerekir.


Böyle olmazsa hukuk devleti olamayız.


Demokratik bir devlet de olamayız.


Muhalefetin dediği gibi diktatörlüğe gideriz.


Ben 12 Eylül&8217;de sandık başına gittiğimde bu hususları dikkate alarak oy kullanacağım.


Anayasa değişikliklerinin yargıyı getireceği noktadan endişeliyim, bundan kaygı duyuyorum.


26 maddeyi ayrı-ayrı oylayabilseydik ben de birçok kişi gibi 24&8217;üne evet derdim.


Dediğim gibi sorun yargıyla ilgili iki maddede.


Kimseye evet veya hayır verin demiyorum.


Herkes hür iradesiyle kendi kararını kendisi versin.


Referandum hayırlı olsun.



Bayram yazısı



Bugün arife.


Ramazan ayı yarın bayramla taçlanacak.


Bayram birçok kişi için tatil anlamına geliyor.


Bu bayramda hafta sonunu da sayarsak 5 gün tatil yapacağız.


Hafta sonları, dini ve milli bayramlar ve bazı özel günlerle birlikte senenin üçte birinden fazlası tatille geçiyor.


Çalıştığımız günlerde de öyle aman-aman iş yaptığımız da yok zaten.


Dolayısıyla hep tatilde sayılırız.


Bayramların kötü yanı nedir diye sorsalar, herhalde verilecek en doğru cevap &8216;üretimin durması ve tüketimin artması&8217; olur.


Bayram tatili boyunca üretim açısından hayat büyük ölçüde durmuş olacak.


Fabrikaların çoğu çalışmayacak, üretim yapılmayacak.


Resmi daireler de, (nöbetçi personelle görev yapacak bazıları hariç) hizmet vermeyecek.


Resmi ve özel kurum ve kuruluşların çoğu kapalı olacak, personel çalışmayacak, iş ve işlemler yapılmayacak.


Bayramların güzel yanları da var.


Bunlardan biri bayram öncesi yapılan alışverişlerle ekonominin canlılık kazanmasıdır.


O nedenle bayramlar tatili sevenlerle birlikte en çok esnafın tüccarın yüzünü güldürüyor.


Bir de dini duygular öne çıkıp yardımlaşmaya sebep olduğu için yoksulların yüzünü güldürüyor.


Bayramların bir güzel yanı da insanların bir araya gelmesine, birlik beraberliğe vesile olması.


Ancak bu birlik kısa sürüyor, uzun ömürlü olmuyor, bayramda kalıyor, devam etmiyor.


Eski bayramlar, dostluklar, samimiyetler kalmadı.


İnsanların birçoğu sistem yüzünden günlük yaşadıkları, günü kurtarmaya çalıştıkları için bazı değerler ne yazık ki kayboldu.


Bol yeme içme olması da bayramların bir başka olumsuz yönü.


Ramazan ayında oruç tutup yemek düzenini değiştirenlerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor.


Doktorların tavsiyelerine uyun.


Fazla yemek, tatlı, abur cubur vesaire yemeyin.


Trafiğe de mutlaka dikkat edin.


Kurallara uyun, uymayanları uyarın.


Asla sigara içmeyin, çağımızın vebası bu meretten özellikle uzak durun.


Bana göre en büyük bayram sağlık.


Sağlığı yerinde olana her gün bayram.


Bir de deliye.


Bütün sevdiklerimin, sevenlerimin, dost ve arkadaşlarımın bayramı kutlu olsun.