Eylül ayı ile birlikte referandum için geri sayım başlamış oldu.


12 Eylül&[#]8217;e az bir zaman kala partiler çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı.


Evetçi partiler vatandaşa neden evet, hayırcı partiler de neden hayır denilmesi gerektiğini söylüyor.


Partiler vatandaşı ikna etmek için büyük çaba harcıyor.


Yapılan çalışmalar genel ve yerel seçim dönemlerini aratmıyor.


Evetçi partilerle hayırcı partilerin kendilerine göre ikna edici sebepleri var.


Vatandaş evetçileri de dinliyor, hayırcıları da.


Hangisine inanacağına şaşırıyor.


Kafalar karışmış durumda.


Sorun yaratan, tartışmalara sebep olan iki madde var; bunlar Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısını değiştiren maddeler.


Muhalefete göre iktidar bu maddelerle yüksek yargıyı kendisine bağlayarak kontrol altına alacak.


Bu sayede hükümetin aldığı kararlar Anayasa Mahkemesi&[#]8217;nden dönmeyecek, hakim savcı atamaları da hükümetin istediği şekilde olacak.


Ayrıca AK Parti bir dava söz konusu olduğunda mahkeme kararı ile kapanma tehlikesinden kurtulmuş olacak.


Başbakan Erdoğan hükümetin aldığı kararların iptali yüzünden yüksek yargıya sert çıkışlarıyla biliniyor.


Muhalefet bu hatırlatmayla yargıyla ilgili endişelerinde haklılık payı olduğunu göstermek istiyor.


İktidara göre ise yapılan değişikliklerle Adalet Bakanının Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu&[#]8217;ndaki yetkileri azalıyor, kurul Ankara&[#]8217;daki yüksek yargı mensuplarından değil yurt çapındaki 10 binden fazla hakim ve savcının kullanacağı oylarla oluşuyor.


İktidar Anayasa Mahkemesinin yapısını da değiştirerek yargıyı tarafsız ve bağımsız hale getirdiğini savunuyor.


Anayasada değiştirilen madde sayısı 26.


Muhalefette içinde yargı ile ilgili olan iki madde hariç diğer 24 maddeye evet veririm diyenlerin sayısı bir hayli fazla.


Sorun Anayasada yargı için yapılan düzenlemelerde.


Milliyet&[#]8217;te geçenlerde Melih Aşık yazdı.


Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun Siyaset Meydanı&[#]8217;nda yargı konusundaki maddelerle ilgili açıklamalarını aktaran Melih Aşık bakın ne diyor:


&[#]8220;Anayasa içinde hangi tuzaklar saklı? Kemal Kılıçdaroğlu Siyaset Meydanı&[#]8217;nda anlatıyor: &[#]8216;Diyelim ki bir savcı sizinle ilgili ciddi iddialarda bulundu. Sizi tutuklattı, içeri girdiniz, aylarca içerde kaldınız.


Sizin özel telefonlarınızı da dinletti, kamuoyunda sizi karaladı ve 3 ay sonra hâkim sizi tahliye etti. Siz, &[#]8216;haksızlığa uğradım&[#]8217; diye gittiniz Adalet Bakanlığı&[#]8217;na savcıyı şikâyet ettiniz. Adalet Bakanı savcı hakkında soruşturma açılmasına izin verirse zaten soruşturma açılır. İzin vermezse sizin Danıştay&[#]8217;a başvurma hakkınız var.


Danıştay soruşturma izni verebilir. Anayasa değişikliğiyle sizin elinizden bu hak alınıyor. Sizin Danıştay&[#]8217;a başvurma hakkınız yok artık. İşadamlarına anlattım bunu.


Yarın mesela ben Adalet Bakanı olayım dedim. Beğenmediğim işadamları var. 3 tane imzasız ihbar dilekçesi yazdırırım, bir savcıya da telefon ederim bunları hallettiririm. İnanmak istemediler...&[#]8221;
Kılıçdaroğlu bir başka örnek veriyor:


&[#]8220;Tüpraş&[#]8217;ı özelleştirdik. İhale açıldı 1.3 milyar dolara bir grup aldı. Petrol-İş Sendikası buna itiraz etti. Danıştay özelleştirmeyi iptal etti. Sonra bir ihale daha açıldı 12 Eylül 2005&[#]8217;te. Aynı Tüpraş&[#]8217;ın yüzde 65 değil, yüzde 51&[#]8217;lik hissesi 4 milyar 140 milyon dolara satıldı. Devlet 3 milyar dolar kazandı. Artık bu olamayacak. Anayasa değişikliği sonucu yerindelik denetimi yapamayacak Danıştay. Kamu yararı nedeniyle ihale iptal edemeyecek...&[#]8221;


Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun televizyonda anlattıkları böyle.


İktidara göre yapılan değişiklikle yargı bağımsız ve tarafsız olacak.


Muhalefete göre ise tam tersi; yargı iktidardan yana bağımlı ve taraflı olacak.


Hangisine inanacağız?


Eğer Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun dedikleri doğruysa hayırcılar yargı konusunda endişelenmekte çok haklı.


Sayın Milletvekilimiz Yılmaz Tunç, o köy senin bu köy benim gezerek, ilçelere ve beldelere giderek, esnafları, kurumları, kuruluşları ve vatandaşları ziyaret ederek, anayasada yapılan değişikliklerin vatana millete sağlayacağı faydaları anlatıyor, yeniliklerden söz ediyor.


Bir de Sayın Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun yargı konusundaki sözleri ile ilgili değerlendirme yaparsa belki kafalardaki soru işaretleri dağılmış olur.





Elektrik kesintileri&[#]8230;



Bakım onarım ve tesis yenileme çalışmaları nedeniyle programlı ve haberli elektrik kesintilerinin tam gaz devam ettiği Bartın&[#]8217;da arızadan kaynaklanan ani ve habersiz kesintiler de devam ediyor.


Bu kesintilerin kısa sürede giderilememesi mağduriyet yaratıyor.


Arızalar daha çok havaların bozuk olduğu zamanlarda meydana geliyor.


Bu kesintilere geçen gece bir yenisi daha eklendi.


İki yağmur, bir şimşek, bir gök gürültüsü bizim elektrikler yine gitti.


Hatlarımız, altyapımız, üstyapımız bu kadar dayanıksız, bu kadar yetersiz.


Her hava olayı bu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor.


Sistem üflesen gidiyor, dökülüyor.


Çarşamba gecesi saat 01.30 civarında bazı semtler karanlıkta kaldı.


Aniden kesilen elektrikler uzun süre gelmedi.


Bu süre saat 04.00&[#]8217;ü buldu.


Gece deyip geçmemek lazım o saatte çalışan fabrikalarda üretim durdu, elektrikle işi olanlar, iş yapanlar mağdur oldu.


Öğrendik ki kesinti trafoya yıldırım düşmesi sonucu olmuş.


Her yıldırım düşmesinde elektriksiz kalacaksak işimiz var.


Buna önlem almak mümkün değil mi?


Diyelim ki işyerinde bir kesinti sonrası elektriklerin geliş gidişi sırasında makineniz veya elektronik cihazınız zarar gördü ve bir daha çalışamayacak duruma geldi.


Koruma roleniz yoksa kusurlu sayılıyorsunuz, basiretsiz bir tüccar gibi görülüyorsunuz.


Elektrik şirketini istediğiniz kadar mahkemeye verin bu kusur karşınıza çıkıyor ve davayı kaybetmenize ya da istediğiniz gibi sonuçlanmamasına yol açıyor.


Vatandaşa, esnafa, sanayiciye koruma rolesi soruluyor da elektrik şirketine neden sorulmuyor?


Trafolarda yıldırım düşmesine karşı hani koruma?


Paratonerlerle (yıldırım savar) önlem alınamaz mı?




Şok Market beşledi



Marketlerin Bartın&[#]8217;a ilgisi sürüyor.


Migros bünyesindeki Şok Market zincirine yeni bir halka daha ekledi.


Telekom karşısı, Hendekyanı, Kemer Polis karakolu karşısı ve Yalı&[#]8217;dan sonra beşinci mağazasını Gölbucağı&[#]8217;na açan marketin yükselişi sürüyor.


Şok marketin bu gidişle merkezi yerlerin dışında bütün mahallelerde de birer mağazası olursa hiç şaşırmamak lazım.


Parasını bankaya yatıran, üretimden çok tüketimi seven Bartın adeta market cenneti oldu.


Adım başı market olan şehir bu sektörde ilginç bir görüntü veriyor.


Millet her şeyden kısıyor ama boğazından kısmıyor.


Böyle olduğu sürece marketlerin çoğalması da çok doğal.


Mesele arz ve talep meselesi.


Yeni marketimiz hayırlı olsun.