Daha önce TBMM’de görev alan milletvekillerini yeniden mecliste görmek isteyenler var.

Bu isimler arasında; Ömer Barutçu, Ali Uzun, Zeki Çakan, Hasan Gemici, Fazlı Erdoğan… var.

Ömer Barutçu’nun bu yöndeki tekliflere pek sıcak bakacağını sanmıyoruz.

Ali Uzun, eskiler arasında yeniden meclise gitmeyi en çok isteyen isimlerden biri.

Bu uğurda bağımsız aday bile oldu.

Zeki Çakan’ın adı da sık sık gündeme geliyor.

Eskiler arasında bölgeye en çok hizmet getirebilecek isimlerden birisi, Zeki Çakan…

Beş yıl bakanlık yapan Hasan Gemici de adaylık teklifi bekleyen isimlerden biri.

Ve Fazlı Erdoğan…

Son dönemde AK Parti’de adı en çok geçen isimlerden biri.

Ancak siyaset bir şans işi…

Bakalım bu şans kime gülecek?

Piyango kime vuracak?


Aynı yüzler…


Siyasi partilere bakınca, hep aynı isimler, hep aynı yüzler çıkıyor vatandaşların karşısına... Sanırsınız ki, bu isimler olmazsa, o partiler olmayacak.

O derece yani… Kimileri, ömürleri boyunca kenara koydukları birikimlerini harcıyorlar bu yolda. Ama yine de olmuyor. Siyasetin bir nasip, kısmet işi olduğunu kimse anlamıyor. Paranın doğru yerde, doğru zamanda kullanılması gerektiğini de bilmiyorlar. Peki, nasıl çıkacak yeni yüzler? Nasıl göreceğiz yeni isimleri?

Bu iş için öncelikle Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi gerekiyor.

Sonra da seçim sisteminin... Genel başkanın istediği ismi değil, parti teşkilatlarının ve halkın istediği isimlerin seçilmesi lazım. Bu siyasi partiler için de böyle olmalı, yerel yönetimler için de, milletvekilliği için de… Yoksa aynı isimler ısıtılır ısıtılır önümüze getirilir. Milletvekilleri halkın değil, genel başkanlarının hizmetinde olur…

Sizce de öyle değil mi?


Kıssadan Hisse: Kaçan fırsat…


Aracın direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan rahip, yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Rahibe, arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve “bakayım” derken, bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der: “Rahip, 129’uncu ayeti hatırlıyor musunuz?”

Utançtan kıpkırmızı olan rahip, derhal elini çekerek, rahibeye özürlerini sıralar. Bir müddet sonra tekrar rahibenin bacağına dokunur, vites değiştirme bahanesiyle… Rahibe, aynı soru ile karşılık verir: “Rahip, 129’uncu ayeti hatırlıyor musunuz?”

Utancından yine kızaran rahip elini çeker, “Affedersin kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor” der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur. Rahip, aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak, 129’uncu ayeti açar, okumak için… 129’uncu ayet şöyle demektedir: “İleriye gidiniz, daha yukarılarda arayanız. Orada özellikler bulacaksanız.”

Hikayeden çıkartılacak ders: Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, aksi takdirde fırsatları kaçırabilirsiniz.


Günün Fıkrası: Sütuna dikkat edin…


Amerika’da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti. Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar. Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti sesi duyuldu. Tabut açıldı ve öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşıldı. Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşti ve 10 yıl daha yaşadı. 10 yıl sonra öldüğünde ise, cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı. Tören sonrası görevliler tabutu taşırken, kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocasının arkalardan sesi duyuldu: "Lütfen, sütuna dikkat ediniz..."


Günün Sözü:


Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir.

Maksim Gorki