Meslekte 22. yılıma girdim.

İlk dokuz yılında muhabirlik, Yazı İşleri ve Genel Yayın Yönetmenliği dahil mesleğin her kademesinde bulundum.

Sonra kendi yayın kuruluşumu kurdum.

Yayın kuruluşu sahibi olduktan sonra da eskiden ne yapıyorsam onu yaptım.

Röportaj yaptım, teyp çözdüm, tasarım yaptım.

Yerelde çalışan bir gazeteci neyi yapıyorsa fazlasını yaptım.

Üstüne üstlük patronluk yapmak zorunda da kaldım.

Ama bu işin en zevkli, en güzel, en rahat olanı gazetecilik tarafı.

Mesleğin her iki tarafında duran biri olarak söylüyorum.

Patronluk en zoru.

Bir yayını hazırlamak kolay.

Onu yaşatmak daha zor.

Dengeli bir yayın organı olacaksınız.

Hem aranan, okunan, hem de ekonomik olarak yaşayan bir yayın olmak ne kadar zor.

Pusula Dergisi&[#]8217;nin ilk yıllarında, aylık bir yayın organıyla, tüm güç odaklarına karşı mücadele ettik.

Dönemin Valisi İsmet Metin, devlet eliyle şirket kurup İl Özel İdaresi&[#]8217;ni zarara sokuyor diye bağırdık.

Bakan, milletvekili, işadamları; herkesle tartıştık.

4.5 yıl mücadele ettik.

İl Özel İdaresi 2 milyon lira zarar etti.

Biz de 6 bin lira vergi cezası ödedik.

Devlet dimdik ayakta kaldı.

Olan bize oldu.

Uğradığımız saldırılar, yediğimiz kurşunlar da cabası.

Mesleğe girdiğim ilk günden bu yana hep &[#]8216;çalışan gazeteci&[#]8217; oldum.

Ne zaman üstüme tembellik çökse bir yolunu bulup kurtuldum.

Büyük sözü dinledim.

Bol bol okudum, kendimi geliştirdim.

Öğrendiklerimi çevremle, meslektaşlarımla paylaştım.

Gazeteciliğin şehvetine kapıldığımız dönemler de oldu.

Ama her hatadan ders çıkardım.

Geçenlerde bir mesleki toplantıda genç bir gazeteci arkadaş &[#]8220;Büyükler suçlu. Bize bir şey öğretmediler. Elimize fotoğraf makinesi verip gönderdiler. Haber yazmasını öğretmediler&[#]8221; deyince içimdeki yara yeniden kanadı.

İnanış&[#]8217;ta muhabirliğe başladığımızda elimize fotoğraf makinesi bile vermemişlerdi. Bir ay deneme süresi vardı.

İşi bilen bir muhabirin çantasını taşıdık.

Haber yazardık, çöpe atarlardı.

Bir daha yazardık.

Öyle şimdiki gibi bilgisayarda da değil. Delete ile sil, kontrol C ile seç, kontrol Y ile yapıştır da yapamıyorduk.

Haber yazmasını bize de kimse öğretmedi.

Yaza yaza, okuya okuya öğrendik.

Sen öğrenmek istemedikten sonra kimse sana bir şey öğretemez.

Bunu da öğrendik.

Netice&[#]8230;

Dün Çalışan Gazeteciler Günü´ydü.

Ben yine çalışıyordum.

Siz bu yazıyı okurken yine çalışıyor olacağım.

Bizim gibi çalışan gazetecilerin bayramı kutlu olsun.

Kıssadan hisse&[#]8230;

Bugünlere gelirken çektiğimiz sıkıntıları hatırlıyorum da&[#]8230;

Burada durmak için daha fazla çaba göstermek gerektiğine bir kez daha inanıyorum&[#]8230;

Günün Fıkrası: Genç gazeteci

Genç gazetede yeni işe başlar ve bunun için fotoğraf çekmesi gerekir. Genç sokakta dolaşırken bir kalabalık görür. Fotoğraf çekebilirim belki diye sağa geçer olmaz, sola geçer olmaz. Bir türlü yerde ne var ne yatıyor göremez. Biraz geriye gelir ´´Çekilin yerde yatan benim babam´´der. Kalabalık yarılır ve gazeteci ne görsün yerde yatan bir eşek ölüsü!

Günün Sözü:

Küçük insanlar küçük şeylere çok kırılırlar, büyük insanlar bunların hepsini görür,
fakat kırılmazlar.

La Rochefoucauld