Yaklaşık 2 yıl önceydi.
Yılmaz Erdoğan&8217;ın film çekimiyle ilgili Zonguldak&8217;a geldiği ve Fener&8217;de olduğu söylendi.
Hemen yanımızda olan ve mobileti bulunan arkadaşa seslenerek; &8220;Beni Fener&8217;e götür&8221; dedim.
Deniz Feneri&8217;nin o tarafa yöneldik.
Haber doğruydu.
Aracına binmek üzereydi.
Daha bir mobiletten inemeden hareket etti.
El kol işaretleriyle bir dakikasını rica ettiysek de durmadı.
Mobiletle peşine gitmeye karar verdik.
Mutlaka bir yerde durur diye düşündük.
Kozlu Sahil Yolu&8217;na yönelince İstanbul&8217;a doğru hareket ettiğini düşündük.
Fark bir ara epey açıldı.
Sonra yavaşladığını görünce yanından geçerken fotoğrafa asıldım.
&8220;Yılmaz Erdoğan Zonguldak&8217;tan geçti&8221; demek için böyle bir fotoğraf yeterli olurdu.
Sonra durdu.
Limanda kömür depolarına bakmaya başladı.
Yanaştık.
Selamlaştık.
Ancak diyalog kurmakta zorlandık.
Öfkeyle ayrılıp döndük.
Sonrasında a takip etmedik.
Yılmaz Erdoğan&8217;ın aynı gün Kozlu TTK&8217;da inceleme yaparken bu olayı diğer gazeteci arkadaşlara anlattığını öğrendik.
Alınganlığına ve serzenişine bakmaksızın o gün bu gün Yılmaz Erdoğan&8217;ın &8216;Mükellefiyet Zamanında Aşk&8217; olarak dillendirilen ancak &8216;Kelebeğin Rüyası&8217; ismiyle çekileceğini öğrendiğimiz filmini beklemeye başladık.
Sinema tarihinde bazı Zonguldak filmleri var.
Ancak bunlara yenileri eklenememişti.
Kaldı ki Zonguldak&8217;ın kömür damarlarının yanında, edebiyat, şiir, hüzün damarlarına kimse el atmamıştı.
Zonguldak, tarihindeki bereketli şairlerin kömür yüzlü hüzünlerini doğru dürüst anlatamamıştı.
Mükellefiyet dönemlerinden kalan travmaları, Fransız kültürüyle bezenmiş mimarisini, sosyal yaşamını, sinemalarını bir türlü anlatamamıştı.
Bir dönem kömürle çalışan sinema makineleriyle her mahallede izlenen filmlerin heyecanını anlatacak birilerine ihtiyaç vardı.
Edebiyatta, sinemada, resimde, gazetecilikte çok önemli isimler yetiştirmiş Zonguldak yıllardır kendini içli bir sinema filmiyle anlatamamıştı.
Yılmaz Erdoğan ve bu fikrin gelişmesinde kendisine yardımcı olanlara kocaman bir teşekkür.
Bir teşekkür de Zonguldak&8217;ın sevilen siması Erbil Baruönü&8217;nün yönetmen oğlu Kıvanç Baruönü&8217;ye.
Ve daha pek çok isme.
Umarız bu film Yılmaz Erdoğan&8217;ın 263 madencinin yaşamını yitirdiği grizu faciasını anlatan bir film daha çekmesinin yolunu açar.
Heyecanla bekliyoruz.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü yapılan söylemlere bakınca ister istemez gazetecilerin sorumluluklarının gözden kaçırıldığını düşünenlerdenim.
Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluklar Bildirgesinin maddelerinden biri şöyle der;
Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.
Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır.
İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz&8221;
Daha pek çok madde var ama bu madde sanki hepsinin özeti gibi.
Ne kadar gazeteci olursak olalım galiba insan olamadıktan sonra her şey boş.
Dün Ereğli&8217;de bir kez daha gördük ki ortam fena gergin.
Gerilimden beslenen taraflar da gergin.
Dedikodu kazanı felaket kaynıyor.
İftiralar hava da uçuşuyor.
Çatışma görüntüsü ağır basıyor.
Ereğli&8217;de iyi şeylerin olmadığını söylemiştik geçtiğimiz günlerde.
Görünen o ki bir süre daha böyle gidecek.
Huzur bulmak için huzur bozmanın Ereğli&8217;ye faydası olmayacak.
Öfkenin ve huzursuzluğun yarattığı girdap büyüyor.
Bu girdap öyle ki girdabın büyümesine etken olanları da alıp götürür.
Geçmiş yıllarda sözü dinlenen insanlar huzur ve asayiş adına devreye girerdi.
Artık onların da sözü dinlenmez olmuş.
Geçmiş yıllarda kaymakamlar huzur ve asayiş adına devreye girerdi.
Ereğli Kaymakamı devlet adına, Ereğli&8217;de huzurlu bir şekilde yaşamak isteyenler adına bir şey yapabilecek gibi durmuyor.
Ereğli&8217;nin öfke kontrolü giderek yok oluyor.
Değerler yok oluyor.
Bu yok oluşun kimseye faydası olmayacak.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle dün Erdemir&8217;deydik.
ERDEMİR Kurumsal İletişim ve Sosyal Hizmetler Müdürü Gülşin Yöney ve Birim Şefi Noyan Keskin ile birlikte Pusula&8217;nın ağacını diktik.
Gülüç yolu üzerinde ERDEMİR&8217;e bitişik yeşil alan üzerinde Pusula Ailesi&8217;nin de bir dikili ağacı oldu.
Her yolumuz düştüğünde görebileceğimiz çok güzel bir yerde
Gösterdikleri incelik ve samimiyet için teşekkürler.