“Zonguldak’ta yerel basın çalışanlarının Dünya Gazeteciler Günü’nde başlattığı eylem, ikinci gününde devam ediyor. Basın çalışanlarının; emek hırsızlığına, sansüre ve itibarsızlaştırmaya karşı başlattığı eylemin ikinci gününde, Belediye Başkanı Tahsin Erdem ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil de destek verdi.”

Haberin özeti bu...

Peki, hem Zonguldak Belediyesi hem de Genel Maden İşçileri Sendikası yerel basına destek veriyorlar mı?

Genel Maden-İş, "çam sakızı-çoban armağanı" sayılabilecek bir abone ücreti ödüyor!

Zonguldak Belediyesi onu da yapmıyor!

Tasarruf tedbirlerini bahane edebilirler!

Ama sen vermek isteyince, tasarruf tedbiri bahane olmaz!

Dediğim gibi, tasarruf tedbiri bahane!

Zonguldak’ta hep böyle oluyor!

Zonguldakspor Futbol Kulübü’yle ilgili bir gündem var!

İlk koşan CHP oluyor!

"Para" deyince; ortada ne "C" kalıyor, ne "H" kalıyor, ne de "P"!

Zonguldakspor 67 Kız Basketbol Takımı işinde de öyle olmadı mı?

Verdiler gazı, verdiler gazı, verdiler gazı!

Sonra bir baktık...

Ortada ne "C" kaldı, ne "H" kaldı, ne de "P"!

Gazeteciler, Madenci Anıtı’nda değil...

Zonguldak Valiliği önünde eylem yapmalı.

Bizim sorunumuzu madenci değil, devlet çözecek.

Basın İlan Kurumu, ilan ücretlerini artıracak.

Devlet, basını tasarruf tedbirinden çıkartacak.

Bunun için Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’na gidilmeli.

Vali Bey, hem Basın İlan Kurumu’nu hem de Maliye Bakanlığı'nı aramalı.

Talepleri iletmeli.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp sorunu çözebilir!

Ama bu ara çok meşgul!

Çocuklarını işe yerleştirdi!

Şimdi arkadaşlarına kamuda yönetim kurulu üyeliği ayarlıyor!

Kendi sorununu çözemeyen biri, kentin sorununu nasıl çözecek?

Bizimki de laf işte!

Kendi derdine deva olamadı!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde neydi o gürültü?

İyi Parti, Deva Partisi ve Gelecek Partisi, CHP ile ittifak yaptı!

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaklardı!

Seçim bitti!

Masa dağıldı!

Ortada ne İyi Parti kaldı, ne Gelecek Partisi, ne de Deva Partisi!

MHP, şu anda Türkiye siyasetini belirliyor.

Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin her sözü gündem oluyor.

Köklü bir siyasi geçmişin olunca...

Ülkesini ve devletini seven bir lider olunca...

Siyaset nasıl şekilleniyor.

İyi Parti, ittifakta kendine yer edindi!

Deva ve Gelecek Partileri, CHP sayesinde meclise girebildi!

Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden yürüyen siyasi anlayış tutmadı!

Bu durum, sadece siyasette böyle değil ki!

İş dünyasında da böyle!

Medyada da böyle!

Kendini çok önemli sanan kişilerin, bir darbede yıkılıp kaybolduklarını görmüyor muyuz?

Kendi derdine deva olamayanların; Zonguldak’a, ülkeye hangi hayrı dokunur?

Sen, herkesi öksüz mü sandın?

Amin Feryadi, bir işadamını dolandırmış!

Kapora verip, iş yaptırmış!

Sonra üstüne yatmış!

Sonra, sonra, sonra...

Sonrası karışık!

Esmer, ata atladı!

Tabancalar patladı!

Esmer, gelin giderken!

Sarışınlar çatladı!!

Boş kovanlar bulununca!

Altın kaplama tabanca patladı!

Esmerin adı Oya!

Benzer Güneş'e, Ay'a!

Bir küser, bir naz eder!

Öptürmez doya doya!

Kıssadan Hisse: Kurnaz tilki, aptal ayı...

Günlerden bir gün, kurnazlığıyla ünlü tilki ve aptal ayı, kavgaya tutuşurlar. Tilki kurnaz ya... Eline uzunca bir değnek alır ki, ayı ona yaklaşamasın. Ayı da eline kısa bir değnek alır ve der ki:

"Ben onu tek bir vuruşla yere sererim..."

Ve kapışma başlar. Tilki, uzunca olan değneğiyle her vuruşuyla beraber geri çekilir ki, ayı ona yetişmesin. Bu şekilde devam eden vuruşma, tilkinin kapısına kadar devam eder. Eee içeri girseler -ki girecekler- tilki o küçücük yerde bu kocaman sopayı nasıl çevirecek? Hemen, "Duuurrr, dur bir dakika... Gel seninle bir anlaşma yapalım olmaz mı?" der.

Ayı: "Ne anlaşması, seni bir yakalayayım görürsün anlaşmayı..."

Tilki: "Dur bak, ben düşünüyorum bu adalet değil. Hep ben vurdum, şimdi sen al bu uzun değneği, ver kısa olanını ki adalet sağlansın."

Ayı, "İyi, bu güzel işte..." der, değnekleri değiştirirler. Ve kavga yeniden başlar. Başlar başlamasına amma tilki yuvaya geçmiş, değneği daracık yuvada döndüremeyen ayı dayak yemeye devam eder. 

Hisse: Şöyle bir hayatınıza bakın bakalım... Çevrenizde böyle güzel ve adalet (!) sahibi niceleri var. Önce vururlar, vururlar... Sonra da "Aman hatamı anladım" der, özür diler. Amma özür dilerken, bir kez daha vururlar.

Günün Fıkrası: İçin yanar...

Nasreddin Hoca’yı çok cimri komşularından birisi yemeğe çağırmış. Sofraya oturmuşlar. İki kişilik servis için ortaya dört adet zeytin, iki haşlanmış yumurta, bir tutam tuz, iki dilim ekmek ile su getirmişler. Yemeğin üstüne bir kaşık bal ikram etmeyi düşünen ev sahibi, her nasılsa bal çanağını sofranın altına koymuş.

Bunu gören Hoca, çanağı sofraya koyduğu gibi başlamış ekmeksiz atıştırmaya...

Ev sahibi bakmış ki balı tükeniyor, “Hocam, ekmeksiz yersen için yanar” demiş.

Hoca, aldırış etmeyip balı yemeye devam ederken seslenmiş:

“Kimin içinin yandığı belli...”