Uzunca bir süredir notlarımın arasında...
"Ne zaman yazsam?" diye bekliyordum.
Bu kadar yoğun gündem içinde sizlerle "Ölü At Teorisi"ni paylaşmak istiyorum... 
Bir Kızılderili atasözünde şöyle der:
"Eğer bindiğin atın öldüğünü fark ettiysen, yapılacak en iyi şey inmektir." 
Ancak birçok kurumda, attan inmek yerine ölü atı sürmeye devam ederler. İşte bu durum, liderler için önemli bir ders içeriyor.
Ölü Atı Sürmeye Çalışan Kurumların Yaptığı Hatalar...
Daha Sert Kırbaç Kullanmak: Atı hareket ettirmek için daha fazla baskı uygulamak.
Komite Kurmak: Atı incelemek için uzun toplantılar ve analizler yapmak.
Eğitim Vermek: Çalışanlara "ölü atları nasıl sürecekleri" konusunda eğitimler düzenlemek.
İsim Değiştirmek: Atın adını "enerjisi kısıtlı at" gibi daha havalı bir isimle değiştirmek.
Terfi Ettirmek: Atı üst pozisyona getirip "ilham versin" diye beklemek.
Ölü atı sürmeye devam etmek; ekibi yorar, kaynakları tüketir ve yenilikleri engeller.
Liderler, işe yaramayan stratejileri, projeleri veya sistemleri zamanında bırakabilmeli.
Liderler Nasıl Hareket Etmeli?
Dürüst Bir Değerlendirme Yapın: Hangi projeler "ölü at", hangileri "yaşıyor"?
Verilere ve gerçekçi geri bildirimlere kulak verin.
Hızlı Karar Alın: İşe yaramadığı netse, "batık maliyet" tuzağına düşmeden o attan inin.
Yeniliğe Alan Açın: Çalışanların yeni fikirleri denemekten korkmadığı bir kültür oluşturun.
Hataları "öğrenme fırsatı" olarak görün.
Ekip Motivasyonunu Gözetin: Ölü atı sürmeye zorlanan ekipler, zamanla inisiyatif kaybeder.
Onlara "anlamlı" işler sunun.
Unutmayın: Başarı, neyi bırakacağını bilerek gelir zamanı, enerjiyi ve yeteneği, geleceği inşa edecek alanlara kanalize edin.
Türk atasözü der ki:
"Zorla güzellik olmaz." 
İş dünyasında da ısrarcı olmak her zaman erdem değildir.
"Ölü At Teorisi"ni Uygulamanın Adımları...
Farkına Var: Projenin veya stratejinin artık işe yaramadığını kabul et.
Değerlendir: Veriler ve geri bildirimlerle durumu objektif olarak analiz et.
Karar Ver: Hızlıca harekete geç ve ölü atı terk et.
Yenilik Yap: Yeni fikirler ve stratejiler için alan aç.
Motivasyonu Koru: Ekibin moralini yüksek tut ve anlamlı hedefler sun.
"Ölü At Teorisi", liderlere esneklik, hızlı karar alma ve yenilikçilik konularında önemli bir ders veriyor. Başarı, bazen "daha çok çabalamak" değil, "neyi bırakacağını bilmekle" gelir.
Yıllardır, bilmeden "Ölü At Teorisi"ni uyguluyormuşum.
Ama benim, "Ölü At Teorisi"ni uyguladığımdan haberim yokmuş.
Hatta benim hayatım, "Ölecek At Teorisi" üzerine kurulmuş.
Baktım, olmuyor...
At ölecek...
At beni bırakmadan...
Ben atı bırakırım.
Bu teoriyi ülke için kullanabilirsiniz...
Kentiniz için kullanabilirsiniz...
Kendiniz için kullanabilirsiniz...
Mesela, Zonguldak için Türkiye Taşkömürü Kurumu "ölü at"tır!
Ne kadar işçi alırsanız alın...
Başına kimi atarsanız atayın...
Yönetime kimi getirirseniz getirin...
Bu kurum kar etmez.
İlerleyen günlerde; atları, ölen atları, hem kendimiz hem de kentimiz adına yazmayı sürdüreceğiz.

Kim bu milletvekili?

İyi Parti Zonguldak İl Başkanı Yavuz Erkmen, AK Parti Zonguldak Milletvekillerinden birinin daire müdürlerini azarladığını, mobbing yaptığını açıkladı!
Yavuz Erkmen’i arayıp, bu milletvekilinin kim olduğunu sormadım!
Ama Yavuz Erkmen’in kimi kastettiğini tahmin ediyorum!
Ancak, Yavuz Erkmen’in, cesurca bu milletvekilini açıklamasını beklerdim!
Zonguldak’ta çok ciddi bir muhalefet boşluğu var!
Genelde iktidar, AK Parti...
Yerelde iktidar, CHP...
İki parti, hemen her gün birbirleriyle çarpışıyorlar!
Birbirlerine söylemedik laf bırakmıyor, “Tencere dibin kara, seninki benden kara” diyorlar!
İyi Parti, akıllı bir stratejiyle hem genel iktidarı hem yerel iktidarı silkeleyebilir!
Buna milletvekillerinden başlayabilir!

Başkanın çocukları!

Belediye başkanının çocukları, babalarının işini yürütememişler!
Babaları, işi başka birine devretmiş!
Çocuklar da o işyerinde çalışıyorlarmış!
Çocuklar, kendi işlerini idare edemiyor!
Ama belediyeyi idare ediyorlar!
Arkadaşlarını belediyeye işe yerleştiriyorlar!
Parti yönetiminde görev alıyorlar!
Gazetecilerle tartışıyorlar!
Hatta defterini tuttukları bir gazetecinin ofisine gidip, “Al defterlerini, biz artık senin defterine bakmayacağız” diyebiliyorlar!
Kent Lokantası’nda yürek pişmiyor ama!
Bilmiyorum ama!
Benim tanıdığım o gazeteci, bunların defterini dürer!
Ama bu iş biraz uzun sürer!
Çünkü o gazeteci de belediyeye musluk bağlamış!
Şimdiki çatışma, çıkar çatışması!
Bir süre sonra başka çatışmalar başlar!

Allah, sizi bildiği gibi yapsın!

Zonguldak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinde gıda denetimi yapmış! 
Merkez Çarşısı'nın yıkıldığı alana kurularak açıkta gıda ürünleri satan yöresel pazarını son gününde kapatmış!
“İş olsun, torba dolsun” dediğimiz şey bu olsa gerek!
Zonguldak Belediyesi, günlerdir Zonguldak halkının zehirlenmesine göz yumuyordu!
Yazdık, çizdik...
Şehrin orta yerinde, toz-toprak, pislik içinde gıda satışının olmayacağını yazdık.
Lütfedip kapatmışlar!
Ne zaman?
Son gün!
Allah, sizi bildiği gibi yapsın!
Belediye, bu stantların kurulması için para alıyor!
Üç kuruş para için halkın zehirlenmesine göz yumuyor!
İnşallah, bir daha böyle rezilliğe izin verilmez.