AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı'nın milletvekillerini "yok sayan tavrı", parti içinde sıkıntılara neden oluyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan ve AK Parti Merkez İlçe Başkanı Mükerrem Ayçiçek ile bir akort tutturmaya çalışan İl Başkanı Muammer Avcı'nın; AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Polat Türkmen, Ahmet Çolakoğlu ve Hamdi Uçar'ı dışlayan tavrına son vermesi isteniyor.
Başkan Muammer Avcı, "milletvekili olma" hayali kuruyor!
Olabilir...
Ama milletvekili adayı oluncaya kadar "İl Başkanı" gibi davranması gerekiyor!
Milletvekillerinin haklarında yaptığı konuşmalar doğru değil!
Eğer böyle devam ederse, şimdiki milletvekilleri aday olamazsa, onlar da Muammer Avcı hakkında konuşmaya başlarlar!
Olay, çok farklı boyutlara gider!

Sizinkisi şiirse, bunlar ne?
Son dönemde Zonguldak'ta bazı siyasetçiler, içlerindeki kırığı şiirle çıkartmaya çalışıyorlar!
Bir şiir sever ve şiir yazar olarak, edebiyata yapılan bu kötülüğe sessiz kalamam...
Sadece "laf sokmak" için şiir yazılır mı?
Hiçbir edebi karşılığı olmayan kelimeleri bir araya getirip, aklınca kafiye uyarlayarak, şiir yazdığını sananlar!
Telefon açın, birbirinize sövün, daha iyi!
Hiç olmazsa, biz, sizin seviyenizi görmemiş, bilmemiş oluruz!
Sizinkisi şiirse, şairlerin yazdığı ne?
"Yağdı yağmur, çaktı şimşek... Sen de mi şair oldun?" deyince, kızıyorsunuz!
Yakında "Yağdı yağmur, giydim gocuğu...
Şair olduysam, sana ne Gazipaşa çocuğu..." diye de yanıtlar alabiliriz!
Ama bırakın bu işi!
Mesela, sizinkisi şiirse, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Zonguldak Ağıdı" adlı şiiri ne?
"Bir kömür, bir uzak, bir kara, bir derin...
Ellerin, yer altında yitmiş kocaman ellerin.
Yıllarca çalışırsın, gündeliğin on lira...
Açsın, susar kuyular bağıra bağıra...
Ko yamyassı ayakların balçık toprağa girsin.
Kim yürürse, öldürürler bilirsin.
Zonguldak, ölü iki gecede, gecede diri bir...
Zonguldak bir, Türkiye bir, aç Türkiye değil midir?
Tanrı yeryüzünündür, bir pay düşmez sana...
Sen yer altındasın, Tanrısızsın, anlasana."

Dünyanın en dürüst belediye başkanı!
Bazı belediye başkanlarına çok gereksiz övgüler düzülüyor!
Yani yakından tanımasak, bilmesek, inanacağız!
Mesela, diyorlar ki:
"Yakınlarını işe almadı!"
Çocukları bile adamla konuşmuyor! Hangi yakınını işe alacak?
Ama sevgilisinin sekreterini işe alıyor!
İşe aldığını sevgili yapıyor!
"Müteahhitlerle ilişkiye girmiyor" diyorlar!
Ama iş yaptığı tüm müteahhitlerin canı yanmış, bağırıyor!
Kendi araçlarını, başkaları üzerinden belediye şirketlerine kiralıyor!
Ama dünyanın en dürüst belediye başkanı!
Evinin-çiftliğinin tüm işlerini belediye çalışanlarına yaptırıyor!
Ama dünyanın en dürüst belediye başkanı!

Tefecilik...
Zonguldak'ta bir süre önce tefecilerle sıkıntı yaşayanlarla ilgili yaptığım yorumda, tefeciden para alanın da suçlu olduğuna vurgu yapmış, "Tefeci, size zorla mı para verdi? Para almak için yalvarıyorsunuz" demiştim!
Benim "tefecileri savunduğumu" iddia eden zavallılar olmuştu!
Yargıtay, bu konuda bir içtihat kararı açıkladı.
Haber şöyle:
"Tefecilikle alakalı Yargıtay'dan emsal nitelikte bir karar çıktı. Tefecilik suçunda, para alan tarafın suçun mağduru olmadığının belirtildiği Yüksek Mahkeme kararında, 'Suçun mağduru tüm toplumdur' ifadelerine yer verildi."
Hayırlı işler!