İmam Gazali...
Çarşıya gezintiye çıkar.
O yürürken...
İnsanlara selam verir...
Hal-hatır eder.
Her sorduğu...
Sohbet ettiği...
Peşine takılır.
Kalabalık insan topluluğu oluşur.
Öyle de devam eder.
Onlar gezerken...
Onu tanımayan yaşlı teyze...
Kalabalıktan birine sorar...
- Evladım!
Bu adam kim?
- Teyzeciğim!
Tanımıyor musun?
O kişi İmam Gazali...
- Tanımıyorum.
Niye bu kadar insan peşinden gidiyor?
- O, Allah'ın varlığını bin yoldan gösteren...
İspat eden kişidir.
İnsanlar onun için ilgi gösteriyor.
Peşinden gidiyor.
- Allah'ın varlığını ispata gerek mi var?
Adam şaşırır.
Anlatmak ister.
Teyze oralı olmaz.
Adam anlatamaz.
Vesaire...
Durumu İmam Gazali'ye aktarır.
- İşte!
O teyzenin inandığı gibi inanın...
Benim araştırdığım gibi araştırın.
Kimsenin Allah'ı korumak...
Kollamak gibi bir görevi yoktur.
Allah'ın buna hiç ihtiyacı da yoktur.
Görevimiz, anlamak...
Yaşamak...
Ve anlatmaktır.
[*] [*] [*] [*]
İman açısından bakalım.
Şeksiz-şüphesiz inanış...
Teslimiyet...
İmam açısından bakalım.
Bilerek...
Öğrenerek...
Hakkını vererek...
Tahlil-i imam sahibi olmak.
[*] [*] [*] [*]
Gelelim bize...
Taklidi imam sahibiyiz...
Millet olarak.
Anne-baba Müslüman...
Biz de Müslüman...
Tarikatlar...
Cemaatler...
Gruplar...
Özeti...
Ayrılma...
Ayrıştırmak...
Ne varsa düne dair...
Bizde o var.
Artarak var.
[*] [*] [*] [*]
Din...
İnanç konusu böyle...
Yaşam tarzımız da böyle...
Bakalım tarıma...
Bizimkiler fındıkçılık yapıyor.
Bakıyorlar...
Komşu bu yıl fındığa ne attı?
Taban gübresi...
Ne zaman attı?
Ekim-Kasım ayında.
Ne kadar attı?
Dönüme bir çuval...
Sözü uzatmaya gerek yok.
Hemen taklit ediyoruz.
O taklitçi...
Biz onun taklitçisi...
Ezbere gidiyoruz.
Sonuç...
Onda bir ürün...
O da iki yılda bir.
Sonra şikayet ediyoruz.
Örnekleri başka konulardan çoğaltabiliriz.
Ne yaparsanız yapın...
Araştırın...
Öğrenin...
Bilerek...
İnanarak yapın.
Gerisi boş...