Dolar yükseliyor...
Vergiler artıyor...
Fiyatlar uçuyor...
Ama böyle olacağı belliydi.
Pandemiden bu yana ekonomi kötüye gitti.
Seçim döneminde toplumun her kesimine verildi!
Bu kadar genç yaşta insanı emekli ederseniz...
12 bin lira alan memurun maaşını 22 bin lira yaparsanız...
"Bu da yetmez, biraz da zam yapılmalı" derseniz...
Yeni vergiler, yeni zamlar gelir.
Devlet, çok ciddi tedbirler alıyor.
Muhalefet hiç cırlamasın!
EYT için bastıran onlardı!
Emekliler için bastıran onlardı!
Memurlar için bastıran onlardı!
Asgari ücret için bastıran onlardı!
Hükümet, hepsine verdi!
Bu acı reçeteye hep birlikte katlanacağız.
Milli Eğitim’de 15 Temmuz zirvesi
15 Temmuz etkinliklerinde enteresan bir manzara ortaya çıktı!
Günlerdir Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül hakkında ipe sapa gelmez yayınlar yapan Elmas Tv çalışanı Akın Kavi ile İl Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan bir araya gelmiş!
Yanlarında kim mi var?
Tabi ki Ak Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı!
Birlikte kulis yapıp çay içmişler!
Gündem Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül!
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan, görevden alınmadan birini görevden alıp Muammer Avcı ve yaveri Akın Kavi’ye yaranma derdinde!
Milli Eğitim’i ne hallere düşürdüler?
Alo Fatih arıyor!
Akın Kavi yazıyor!
Bir insana bu kadar toprak yeter!
Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar?” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.
Sıradan, kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de reis, herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahom’a, “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek ya da koşarak ulaştığın bütün yerler senindir. Fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım. Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin” der.
Pahom, güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye... Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken, gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker, orayı da almak için koşmaya başlar.
"Şu bağ, bu bahçe" derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler.
Reis, Pahom’un mezarının başında durur, şöyle der:
“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!” (Alıntı)
Niteliksiz ve meteliksiz adamlar!
Zonguldak’taki nitelikli, niteliksiz, meteliksiz tüm dolandırıcılar, başkalarının adına iş kuruyorlar!
Devleti ve milleti dolandırdıkları için kendi adlarına iş yapmıyorlar!
Karısının adına iş yapıp, “Ben işadamıyım” diye sokakta gezenler var!
Sülalede adam bırakmamışlar!
Enişte, hala oğlu, dayı oğlu, amca oğlu bitmiş, sıra eşe gelmiş!
Ondan sonra torunlara geçecekler!
Gerçi, Zonguldak’ta torunu adına şirket kurup "işadamıyım" diye gezenler de var!
Kendi adına iş yapamayan, bankada hesap açamayan birinden "işadamı" olur mu?
Bırakın işadamını "adam" olur mu?
Garibin olmuyor tutacak dalı...
Devrek'in Özbağı Köyü’nden geçen Dirgine Çayı'na giren Beycumalı ikizlerden Ali Can Öztürk kurtuldu, Ercan Öztürk’ün cansız bedeni bulundu.
Ne acı bir olay...
Aile için...
İkizi için...
"Aşık Mehmet" adıyla bilinen Mehmet Sarsık, böyle yakmış vakti zamanında ağıdı...
“Beycuma üstünde bir küçük çalı
Garibin olmuyor tutacak dalı
Açmadan soluyor öksüzün gülü
Derdime bir çare bulamıyorum”
Çay kenarına oturup, çay suyundan demliyorsun çayı...
Sen, serin sularda giderken, geride bırakıyorsun büyük bir acı...
Allah’ım bu nasıl bir acı?