Ramazan ayında olunur da bu ayın ruhuna uygun yazılar yazmamak olmaz.


İslam dini bize ne kadar uyuyor, biz ona ne kadar uyuyoruz?


Onun yap dediklerini yapıyor, yapma dediklerini yapmıyor muyuz?


Bu sorulara herkesin kendine göre mutlaka bir cevabı vardır.


Ramazan ayında camiler dolup taştığına göre en çok bu ayda İslam dinine uyuyor olmalıyız.


Buradan da bu ay bazı kişileri dine imana getiriyor sonucu çıkarabiliriz.


Öyle bir dine imana getiriyor ki bu kişiler içkiyi, kumarı, fuhuşu, dedikoduyu, riyayı, sahtekarlığı bırakıp oruç tutuyor namaz kılıyor, Allah ve Peygamber sözlerini dillerinden düşürmüyor.


Fakat ne yazık ki Ramazan bitince bunların çoğu eski hallerine geri dönüyorlar.


Bunlar dini işlerine geldiği gibi yorumluyorlar.


Yani nalıncı keseri gibiler, kendilerine yontuyorlar.


Ben bunlara Ramazan Müslüman&[#]8217;ı diyorum.


Ramazan&[#]8217;da yapılan ibadet kuşkusuz ki daha sevap.


Herhalde yüce Mevlam bu sevabı insanın kalbine göre verir.


Siz eğer 11 ay günah işleyip bir ay sevap kazanmaya çalışıyorsanız, İslam dininin yap dediklerini yılın 30 günü yapıp 335 günü yapmıyorsanız ve bütün bunları bilerek ve isteyerek yapıyorsanız bu sevaba zor nail olursunuz diye düşünüyorum.


Din adamı değilim ama bunu bilmek için din adamı olmaya gerek yok.


İlköğretim ve orta öğretimde aldığımız din eğitimi bunları bilmek için yeterli.


Ramazan Müslümanlığı konusunu her Ramazan&[#]8217;da işliyorum.


Bunu her Ramazan yazıyorum ki bu tipler utansın, İslam dinini herkes işine geldiği gibi kullanmasın, kafasına göre bilmesin, yorumlamasın diye yazıyorum.


Bakınız dini duyguların öne çıktığı bu ayda birçok kişi yardım dağıtacak.


Yardımlaşma damarı kabaranların yanı sıra bir de bazılarının Müslümanlık damarı kabaracak.


Bazı kişiler bir ay boyunca oruç tutup namaz kılacak, içkiden, kumardan, ahlaksızlıktan, kavgadan, dövüşten, küfürden, yalandan, dolandan uzak duracak.


Yani İslam dinine uygun hareket edecek.


Böyle devam etseler iyi ama ne yazık ki edenlerin sayısı az.


Ramazan&[#]8217;ı fırsat bilip sigarayı bırakan ve bir daha içmeyenler olduğu gibi Ramazan&[#]8217;da dine imana gelip de kötü alışkanlıkları terk edenler ve Ramazandan sonra da bunlardan uzak duranlar var.


Az da olsa var.


Ramazan bittikten sonra eski hallerine yeniden geri dönenler, yine içki içip kumar oynayanlar, dedikodu yapanlar, arkadan kuyu kazanlar, senin külahını bana benim külahımı sana giydirmeye çalışanlar, alavere dalavere peşinde olanlar var.


Bunu nereden biliyoruz?


Tabi ki önceki Ramazanlardan.


Yani tecrübeyle sabit.


Müslümanların sadece Ramazan ayında değil her ay İslam&[#]8217;a uygun yaşamaları gerekiyor.


Din derslerinde bize öğretilen budur.


Ramazan da dine imana gelip Ramazandan sonra dini imanı bırakanlar &[#]8220;onun yeri ayrı, bunun yeri ayrı&[#]8221; zihniyetinde olan kişiler.


Dolayısıyla bu yanlışları bilerek ve isteyerek yapıyorlar.


Müftümüz Sayın İsmail Bayrak da daha önce verdiği bir beyanatta &[#]8220;onun yeri ayrı bunun yeri ayrı diye bir şey olmaz, İslam dininin yap dediğini yapmak, yapma dediğini yapmamak lazım&[#]8221; demişti.


&[#]8220;Ramazan ayında Allah&[#]8217;ın rahmeti bol bol tecelli etmektedir. Ramazan münasebetiyle günahlarımıza tövbe etmeliyiz ve tabir-i caizse hayatımıza yeni bir sayfa açıp Ramazan ayından sonra da günah işlememeye, kötülüklerden uzak durmaya, hatalarla buluşmamaya dikkat etmeliyiz.


Tutulan oruç aynı zamanda insanı kötülüklere karşı da tutar. Eğer gerçek manada oruç tutarsak kötülüklerden de engellenmiş oluruz. Madem Allah bizi yaratmış, tüm nimetlerden faydalandırmış, onun verdiği görevleri yerine getirmek de boynumuzun borcudur&[#]8221;


Bu sözler de Müftümüze ait.


Müftümüzün oldukça anlamlı olan bu sözlerini geçen Ramazan ayında da köşemizde kullanmıştık.


Önemli bulduğumuz için tekrar ediyoruz.


Ramazan Müslümanlığının bana göre Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan bir farkı yoktur.


Müslümanlığı sadece bir ay değil 12 ay boyunca yapmak lazım, samimi olmak lazım.


Gerek Müftü Bey&[#]8217;in sözlerinden gerekse bizim sözlerimizden, yani bu yazıdan bu sonuç çıkıyor.


Geçen yıl yazımızı bitirirken &[#]8220;Hayatta her şeyi olduğu gibi dini de işlerine geldiği gibi yorumlayan, nalıncı keseri gibi kendisine yontan kişilere yanlış yaptıklarını söylemek müftümüzün din adamlığı görevi ise bizim de gazetecilik görevimizdir. Allah böylelerine akıl fikir versin&[#]8221; demiştik.


Ne de güzel demişiz değil mi?



Ertan Çolakoğlu&[#]8217;nu milletvekili yapmışlar



Devire devire memlekette çam bırakmadılar.


Biz bunların hatalarını yüzlerine vurmaktan bıktık bunlar hata yapmaktan bıkmadı.


Halk gazetesinin son marifeti Ertan Çolakoğlu&[#]8217;nu milletvekili yapmak.


Seçimde milletin yapamadığını bu mevkute tek başına yaptı.


Tek başına dedik ama aynı aileye ait İletişim isimli mevkuteyi de sayarsak bu hatayı ikisi birden yaptı.


Hak ve Eşitlik Partisi 24&[#]8217;ncü dönem milletvekili adayı Ertan Çolakoğlu&[#]8217;nun ırmaktaki kirlilik ve balık ölümleri ile ilgili yaptığı açıklamayı biz dahil birçok gazete kullandı.


Söz konusu hatayı sadece Halk ve İletişim&[#]8217;in yapması çok manidar.


Bu gazeteler yoksa aynı yerde aynı kişiler tarafından mı hazırlanıyorlar?


Konuyu Valilik Kontrol Kurulu&[#]8217;nun ve Sayın Valimizin dikkatine sunuyoruz.


Ayrıca Bartın&[#]8217;a Cuma günü Bakan geldi, İletişim isimli mevkutede ertesi günü tek satır haber yok.


Bir de 74 Haber&[#]8217;de. 4 günlük gazete var, ikisinde yok. Neden yok. Haber değeri görmedik ya da canımız istemedi koymadık deme lüksünüz var mı?


Adama gülerler.


Bu gazeteler hem devletin resmi ilanını alıyorlar, hem de devletin bakanının Bartın&[#]8217;a yaptığı ziyareti ertesi günkü sayılarında vermiyorlar.


Bunu da ilgililerin dikkatine sunuyoruz.


Bakan haberi demişken Manşet&[#]8217;le Halk&[#]8217;ın manşet başlığı aynı, ikisi de &[#]8220;İlk ziyaret Bartın&[#]8217;a&[#]8221; demiş, pişti olmuş.


Bazı haberlerimiz birbirine benziyor diye bizim Manşet&[#]8217;le beraber çalıştığımızı söyleyen Halk&[#]8217;a şimdi biz soruyoruz: Hayrola bakan haberini beraber mi hazırladınız yoksa.


Ertan Çolakoğlu konusunu kapatmadan önce bir şey daha: Hiç seçime girmeye, masraf yapmaya gerek yok.


Bundan sonra milletvekili olmak isteyen Halk ve İletişim&[#]8217;e gitsin, olsun bitsin.


Bu arada Sayın Çolakoğlu&[#]8217;ndan iyi milletvekili olur ama milletvekili olmak için önce seçilmek gerekiyor.


Adayı milletvekili yaptıklarına göre demek ki bunların haberi yazarken akılları bir karış havada.


Bir konu daha: İletişim&[#]8217;in üzerinde epeydir satış fiyatı yok.


Bu mevkute bedava mı dağıtılıyor yoksa?


Halk gazetesinin sahibi Vali&[#]8217;yle, Pusula gazetesiyle, diğer gazetelerle, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanıyla, Bartın Genç İşadamları Derneği Başkanıyla, Valilik basın birimiyle uğraşacağına gazetesine çeki düzen versin, elemanlarıyla ilgilensin.


Haberlerde sorunlar görüldüğüne göre elemanlarının sorunları var galiba.


Bu sorunlarla ilgilensin. Gerekirse onları seminerlere göndersin.


Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp.


Bunları konuşurken Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı Güngör Yavuzaslan&[#]8217;dan söz etmeden geçmeyelim.


Bildiğim kadarıyla bahis konusu mevkuteler Yavuzaslan&[#]8217;ın başkanı olduğu derneğin üyeleri.


Yavuzaslan konuyla ilgilense, gazetecilik eğitimi, haber yazımı konusunda seminer organizasyonu yapsa hiç fena olmaz.


Bu arada kendisini habercilikteki üstün performansından ve başarılı çalışmalarından dolayı bir kez daha tebrik ediyoruz.


Son günlerde iyice coştu. Gazetelere haber yağdırıyor.


Vallahi hızına yetişmekte zorlanıyoruz. Tek başına üç kişilik iş yapıyor.


Geçen hafta da yazdım. Bir kez daha yazıyorum.


Helal olsun. Bu yönüyle örnek olsun.


Gençlere taş çıkartıyor. Bravo.