Kamu Hastaneleri Birliği Zonguldak Genel Sekreteri Uzman Dr. Muharrem Erdem, 8 Mart 2017 tarihinde Pusula'nın ısrarlı yayınları üzerine şöyle bir açıklama yapmıştı:

"İlimiz Atatürk Devlet Hastanesi kafeteryası/kantini 16 Şubat 2015 tarihinde yapılan sözleşme gereği (24 aylık) 529 bin 200 TL'ye bahsedilen firmaya, Ereğli Devlet Hastanesi kafeterya/kantini 30 Eylül 2014 tarihinde yine aynı firmaya aynı süreyle 1 milyon 500 bin TL'ye kiralanmıştı.

Kiralama yapılan firma sözleşme süresince Atatürk Devlet Hastanesi kafeteryası/kantini için kira bedeli olarak bugüne kadar toplamda 274 bin 561 TL ödeme yapmış, ödenmeyen kira bedeli, elektrik, su borcu, cezai işlemler ve gecikme faizleri olarak toplam 1 milyon 141 bin 367 TL borcu, Ereğli Devlet Hastanesi kafeteryası/kantini için ise firmaca bugüne kadar toplamda 832 bin 500 bin TL ödeme yapılmış; ödenmeyen kira bedeli, elektrik, su borcu ve gecikme faizleri olarak toplam 825 bin 892 bin TL olmak üzere toplam 1 milyon 967 bin 259 TL borcu bulunmaktadır. Söz konusu firma, her iki hastane kafeteryası/kantini için sözleşme süresi içerisinde yalnızca toplam 1 milyon 107 bin 61 TL ödeme yapmıştır.

İlgili firmaya her iki hastane kafeteryası/kantini için borcunu ödememesi nedeniyle farklı tarihlerde; Ereğli Devlet Hastanesi için 2014 yılında 1 kez, 2015 yılında 5 kez, 2016 yılında ise 3 kez olmak üzere toplam 9 kez, Atatürk Devlet Hastanesi için de yine 2015 yılında 3 kez, 2016 yılında ise 4 kez olmak üzere toplam 7 kez ihtarname gönderilmiş, netice alınamaması üzerine 2015-2016 yıllarında tahliye ve icra takibi davaları açılmak suretiyle hukuki süreç başlatılmıştır. Bu arada, yukarıda anlatılan süreçle birlikte başlatılan tahliye ve kira alacaklı icra takibi ile birlikte, ilgili firmanın 11 bankadaki hesaplarına, Zonguldak Merkezde 1 arsasına, Ereğli ilçesinde 2 arsa ve 1 akaryakıt-LPG istasyonu ve şirkete ait 2 adet araca haciz konulmuş olup, işlemlere halen devam edilmektedir."

İşte bu 2 milyon liralık borç için geçen iki aylık süre zarfında hiç ödeme yapılmadığı ortaya çıktı. Oysa bir akaryakıt istasyonundan bu para, iki ayda çok rahatlıkla tahsil edilebilirdi.

Ey Muharrem Erdem!

Bu kantinciyi, yöneticilik yaptığın hastanede kiraları tahsil etmeyerek korudun, kolladın! Peki, şimdi neden hala kolluyorsun? Eğer sana siyasi baskı yapan birisi varsa, çık bunu kamuoyuna açıkla! Seni biz korur, kollarız! Yetimin hakkını kimlerde bırakıyorsun!

AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır'a da çağrı yapıyoruz.

Devletin tahsil edilemeyen bu 2 milyon lirası için neden harekete geçmiyorsunuz?

Milletin, yetimin hakkını neden korumuyorsunuz?

Kıssadan Hisse: Öncelik!

Deniz fenerinde yalnız yaşamayı seçmiş bir adam varmış. Her yıl adama deniz fenerinin bir yıl yanmasına yetecek kadar yağ verilirmiş. "Gemilerin kayalıklara çarpmasını engellesin" diye... Bir akşam kapısı çalınmış ve yakınlarda oturan yaşlı bir adam, sınırlı yağdan ödünç istemiş ve haklı bir gerekçeyle, "Karanlıktayım" demiş. Adam ona biraz yağ vermiş. Başka bir akşam, bir yolcu yoluna devam edebilmek için biraz yağ için yalvarmış, adam ona da biraz yağ vermiş. Daha başka bir gece, bir kadın çalmış adamın kapısını ve adam dayanamayıp ona da vermiş yağı. Yağ zamanından önce bitmiş. Bir gece adam fenere doğru yürümüş. Gökyüzünde şimşekler çakıyor, yeryüzünde fırtınalar esiyormuş. Yağ bitmiş, o gece fener yanmamış. Sabah adam denize bakmış, kıyıda karaya vuran gemiler, sahilde yüzlerce ceset varmış. Adamın yağı verirken yaptığı çok doğru gibi görünse de yanlıştı. Çünkü önceliği fener ve gemilerdi.

Hayattaki önceliklerinize dikkat edin!

Günün Fıkrası: Motoru sıcak tutacaksın!

80'lik ihtiyar, 20 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler. Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik, memnun mesut devam ederken, bir yıl sonra ihtiyar adam karısını doğum yapmak üzere hastaneye götürür. Herkes şaşkınlık içindedir. Derken hemşire gelip adamı tebrik eder:

"Bu mükemmel bir şey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız?"

"Eee" der ihtiyar: "Motoru sıcak tutacaksın kızım!"

Ertesi yıl ihtiyarın genç karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler. Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde, "Tebrik ederim, bu olağanüstü bir şey!" deyince ihtiyar kıs kıs güler: "Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!"

Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara, "Vay be, ne erkekmişsin!" der. İhtiyar, "Motoru sıcak tutacaksın" diye cevap verince hemşire atılır: "Eh artık yağı değiştirsen iyi olacak. Bu defaki zenci!"

Günün Sözü:

"İntikam ve cezalandırma fikri çocukça bir hayalidir. Dürüst olmak gerekirse, 'intikam' diye bir şey yoktur. İntikam, güçsüz olduğunuzda ve güçsüz olduğunuz için gerçekleştirmek istediğiniz bir eylemdir. Güçsüzlük hissi ortadan kalktıktan hemen sonra o arzu da buharlaşır."

George Orwell