MHP Zonguldak Belediye Başkan Adayı Gürkan Gülay, seçim öncesinde, “Özel halk otobüslerini kaldıracağım” demişti.
Özel Halk Otobüsleri İşletmecisi Akın Kavi de, “Sen git önce kaçak büfeni yıktır. Belediyeye olan borçlarını öde” diyerek meydan okumuştu.
Akın Kavi, bu sözüyle kalmamış, Kozlu sahil yolundaki üç kafenin yıkım kararı olmasına rağmen yıkılmadığından hareketle şikayetçi olmuş.
İçişleri Bakanlığı Müfettişleri, günlerdir Zonguldak Belediyesi’nde inceleme yapıyor. Belediye, yıkım kararına rağmen kafeleri neden yıkmadığını anlatmaya çalışadursun, müfettişler, başka işlere de el atmışlar.
Bu üç büfenin kira ve su ödemelerinin yapılmadığı da tespit edilmiş.
Yani, Zonguldak Belediyesi’nin bu üç büfeyi kolladığı gerçeği çıkmış ortaya...
Şimdi herkes müfettişlerin nasıl bir rapor yazacağını merak ediyor.
Daha doğrusu, bu büfelerin yıkılıp yıkılmayacağını…
Belediyeye olan borçların ödenip ödenmeyeceğini…
Elbette biz de merak ediyoruz.
Hani sürekli yazıyoruz ya, “Kentini düşünen, kendini düşünen” diye…
Bu kafelerin siyaset yapan sahiplerinin de kenti değil, kendilerini düşündüğü çok net bir şekilde çıktı ortaya…
Bu büfe sahiplerinin neden Muharrem Akdemir’in Zonguldak Belediye Başkanı seçilmesi için yırtındıkları da çıktı ortaya…
Sizce de öyle değil mi?

Kutlanacak davranış…

AK Parti’de seçimi kaybeden Çaycuma eski İlçe Başkanı Vedat Emeksiz, dün sosyal paylaşım sitesinden bir mesaj yayınladı:
“Pazar günü yapılan İlçe Kongremizde, İlçe Başkanı seçilen Adil Düzlü´ye yeni görevinde sonsuz başarılar diler, siyasetin bir bayrak yarışı olduğunu hatırlatır, her zaman AK Partimin ve teşkilatlarımızın emrinde olduğumu belirtmek isterim. Bu kongrede bana destek veren ya da vermeyen tüm delege ve üyelerimize de şükranlarımı sunarım.”
Son dönemde görülmemiş bir siyasi olgunluktur bu. Oysa direnebilir, başka yollara tevessül edebilirdi. Ama herkese teşekkür edip, AK Parti’nin hizmetinde olacağını deklare ederek, kendisini, partisini ve ailesini rahatlatmıştır.
Vedat Emeksiz’i bu olgunluğu nedeniyle kutluyoruz.

Kıssadan Hisse: Onun ipiyle…

Eskiden bir Boytabhk sanatı varmış. Kendir ve keten liflerinden çul, yular, ip, urgan, palamar, halat gibi şeyleri imal eden esnafın, halk arasındaki adı, “Mutaf”mış.
Mutaf esnafı arasında, hileli malzeme ile çürük ip imal eden Ali Usta adında biri, malının bozukluğu ile bilinirmiş. Ona, “İpi Çürük Ali Usta” derlermiş. Ali Usta´nın yaptığı ip ve urganlar olmadık yerde kopar, kazalara neden olurmuş.
Bir gün, evlerden birinin bahçesindeki derin kuyuya bir koyun düşmüş. Kuyuya inmeye hazırlanan biri, ev sahibinden urgan istemiş. Getirilen urganı beğenmemiş, "Bu urgan, İpi Çürük Ali Usta’nın malıdır. Onun ipi ile kuyuya inilmez" demiş.
Kuyu başındaki ev sahibi, "Haksızlık ediyorsun ustam, Ali Usta’nın ipi ile kuyuya inilir. Ama aynı iple çıkılır mı, çıkılmaz mı, orasını bilmem?" deyince etrafındakiler gülüşmüş.

Günün Fıkrası: Temel’in sırrı…

Taka kaptanı Temel Reis, yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sonra onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa, merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar.
Şöyle yazıyormuş:
“Sancak sağ, iskele sol…”

Günün Sözü:

Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan, paranın sahtesini yapar, para da insanın...
Benjamin Franklin