Yaygın basının en güzel hizmetlerinden biri okurlarına kitap hediye etmesidir.
Hediyeden kastım kupon karşılığında piyasadan daha uygun fiyatlarda kitap vermesidir.
Keşke yerel gazeteler olarak bizler de okurlarımıza böyle hizmetler verebilsek.
Bu tirajı ne kadar artırır bilmiyorum ama yaygın basındaki gazeteler kültüre ve bilgilenmeye bu şekilde çok güzel katkıda bulunuyorlar.
Eskiden promosyon adı altında bardak, çanak, çömlek, televizyon, müzik seti, buzdolabı verirlerdi.
Bu hiç hoş olmuyordu. Neyse ki buna yasak geldi de basınımız çanak çömlekçilikten kurtulmuş oldu.
Promosyonun bu şekilde değil de kitap ve benzeri kültür sanat eserleriyle yapılması gazetelere yakışıyor.
1994 yılından 2000 yılına kadar muhabirliğini yaptığım ve o tarihten bu yana yaklaşık 20 yıldır aralıksız okuru olduğum Milliyet Gazetesinin bu konuda diğer gazetelerden önde olduğunu söyleyebilirim.
Bu sayede bir kütüphane dolduracak kadar kitabım oldu.
En son 39 kupona bir Türkçe sözlük aldım ki çok muazzam bir şey.
Adı &[#]8220;Misalli Büyük Türkçe Sözlük&[#]8221;
Büyük lafı biraz hafif kalıyor. Devasa bir şey. Tam 1412 sayfa.
İçinde yok yok. İlk gördüğümde bunu okuyan profesör olur dedim.
Sayın profesörlerimiz yanlış anlamasınlar.
Profesör olmak öyle kolay değil tabii ki.
Bizim ki latife olsun. Şaka bir yana gerçekten muhteşem bir eser.
Hem misalli olması sözlüğün zenginliğine zenginlik katmış.
Hazırlayan İlhan Ayverdi. Türkçe&[#]8217;mize, bize, kültürümüze böyle bir katkı yaptığı için kendisine ne kadar çok teşekkür etsek azdır.
Prof. Dr. Ahmet Topaloğlu redaksiyon ve etimolojik çalışmalarla, Hayri Bilecik yine etimolojik olarak (Arapça-Farsça), Prof. Dr. Mustafa Tahralı imla (uygulama) etimoloji (Arapça-Farsça) ile ayrıca Danışma Kurulu&[#]8217;ndaki 11 saygıdeğer hocamız, 16 özel alan danışmanı da bu esere emek ve zahmet vererek çok önemli katkılarda bulunmuş.
Dolayısıyla bir teşekkür de onlara. Çok güzel bir ekip çalışması olmuş.
Bize tek kitapla tam üç ciltlik sözlük veren Ayverdi &[#]8220;Hazırlığı 1972, yazılması 1976 senesinden beri devam etmekte olan bu çok güç çalışmaya neden girdiniz denirse bizi bu yola sevk eden husus, Türk dilinin asırlardır süren çilesinin ve macerasının &[#]8216;benim bir dilim var&[#]8217; şuuruna eren herkesi göreve çağırması gerçeğidir&[#]8221; diyor.
Sayın Ayverdi güzel diyor.
Dilimizi bilmeliyiz. Bilmek yetmez iyi bilmeliyiz. Bilmiyorsak öğrenmeliyiz.
Türkçe-edebiyat hele biz gazeteciler için çok önemli.
Her zaman söylüyorum biz yazı satıyoruz.
Türkçe&[#]8217;miz, dilimiz, üslubumuz iyi olacak ki yazımız iyi olsun.
Yazımız iyi olsun, anlaşılabilir olsun ki kendimizi okutabilelim.
Yazımız iyi olsun ki etkili olabilelim.
Yazısı iyi olmayan, ne dediği anlaşılmayan, kelime haznesi zayıf olan, yazdığı kelimelerin birçoğunun ne anlama geldiğini bilmeyen, düzgün cümle kuramayan, kompozisyon yazamayan gazeteciyi, böyle gazetecilerin haberleriyle çıkan gazeteleri kim okur.
Gazeteci dediğin hem okur hem yazar olacak.
Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz derler.
Bilgi sahibi olabilmek için okumak gerekiyor.
Okuyacağız, bilgi sahibi olacağız ki fikir sahibi olabilelim.
Yeni sahip olduğum 1412 sayfalık Türkçe sözlüğü ne kadar zamanda okurum bilmiyorum.
Bildiğim bir şey varsa o da çok yararlı olacağıdır, bana çok şeyler katacağıdır.
Bu arada geçen cumartesi günü Yaysat&[#]8217;tan sözlüğümü aldım, bir elimde sözlük bir elimde 3,5 yaşındaki yeğenim Arkın&[#]8217;la birlikte Kemerköprü&[#]8217;ye doğru gelirken bir dostumla karşılaştım.
&[#]8220;İnternette her şey var, ne lüzum var bu kitaba&[#]8221; dedi.
Doğru internette her şey var, istediğiniz bilgiye anında ulaşabiliyorsunuz ama kitabın yeri başka.
Konuşmayı çok seviyoruz.
Ama laf olsun torba dolsun misali birçoğumuz boş konuşuyoruz.
Kullandığımız kelimeler arasında anlamını bilmediklerimiz var.
Hem de çok.
Bunları öğrenmek için kitap okumalıyız, sözlük okumalıyız.
Kitapları sevmeliyiz. Dilimizi korumalıyız. Türkçe&[#]8217;mize sahip çıkmalıyız.
Türkçe sözlük internette elinizin altında da var.
Google da Türkçe sözlük yazın, Türk Dil Kurumu (TDK) çok güzel bir hizmet veriyor.
Kurumun sitesine girin, istediğiniz kelimeyi yazın, ne demek olduğunu öğrenin.
Ben takıldığım zaman buraya da müracaat ediyorum.
Size de tavsiye ederim.
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
Sigarayı Bırakma Günü
Yarın Dünya Sigarayı Bırakma Günü.
Böyle günler sigara içenleri bu illetten kurtulmaya teşvik etmek, kendilerinin ve etrafındakilerin zehirlenmelerini önlemek için var.
Tabii bir de sigaranın zararlarını anlatarak yeni tiryakiler oluşmasını engellemek için.
Bu konuda özellikle Sağlık Bakanlığımız son yıllarda yoğun çalışmalar yapıyor.
Yasaklamaya ve kısıtlamaya dönük olarak alınan birçok kararın yanı sıra televizyon kanallarından yapılan uyarılar var.
Hani akciğerleriniz havayı içine çeken sünger gibidir diyerek, günde bir paket sigara içen birinin bir yılda ciğerlerinde bir su bardağı dolusu katran biriktiğini gösteren uyarı var ya herhalde bunu görüp de etkilenmeyen, tedirgin olmayan ve korkmayan yoktur.
Sıkılan süngerden akan katranla dolan bardak ve bu görüntünün üzerine katranın sizi çok hasta etmeye yeteceğinin söylenmesi oldukça etkileyici.
Sigarayı bırakmak için başka bir neden aramaya ne gerek var.
Alın size kocaman bir neden.
Ciğerlerinizi katrana buluyorsunuz, damarlarınızı tıkıyorsunuz.
Sonra o ciğerleri temizlemek çok zor oluyor. Damarlar da açılmıyor.
Bir arkadaşım sigarayı bıraktıktan sonra yeniden başladı.
Yaklaşık üç ay kullanmadı. Bırakırken de ilaç kullandı.
Yeniden başlamasının sebebi aile içinde yaşanan meselelermiş.
Anlayacağınız bu meseleleri sigarayla çözmeye kalkmış.
İlk gördüğü güçlük karşısında hemen pes etmiş.
Biz de pes etmek yok. 18 Şubat&[#]8217;ta sigaradan kurtulalı tam 7 sene olacak.
Bir başka deyişle 7 sene önce aklım başıma geldi.
Ben ne yapıyorum dedim ve bıraktım.
7 yılda 70 tane sorunum olmuştur.
Hiçbirinde aklıma sigarayı getirmedim. Hiçbirinde sigara içme istediğim olmadı.
Sigarayla sorun çözülmez, aksine daha çok sorununuz olur.
Sigaranın hasta eden, sakat bırakan, süründüren ve öldüren özelliklerini bilmeyen yok.
İnsanlar bunu bildikleri halde içiyorlar.
Benim anlayamadığım adam ya da kadın bronşit hastası olmuş halen daha sigara içiyor.
Zatürre olmuş, astım olmuş yine içiyor.
Kalp krizi geçirip ameliyat olanların arasında bile sigara içmeye devam edenler var.
Yakınını akciğer kanserinden kaybetmiş olanlar da bu acı örneğe rağmen bu mereti içmeye devam ediyor.
Bazıları yaşamın sıkıntıları, bu dünyanın kahrı sigara olmadan çekilmez diye düşünüyor.
Yani kendisine bahane yaratarak bile-bile lades yapıyor.
Üzerine bastığı dalı kesiyor.
Kimileri atın ölümü arpadan olsun, nasıl olsa hepimiz bir gün ölmeyecek miyiz diyor.
Sanki sigara içince yaşamın sıkıntıları azalıyor ya da bitiyor, dünyanın kahrı daha kolay çekiliyor.
Yok böyle bir şey. Böyle düşünenler bir anlık zevk uğruna kendilerini kandırıyorlar.
Evet. Hepimiz bir gün gelecek bu hayattan göçeceğiz ama acı çekerek, yatağa bağlı yaşayarak, kanser tedavisiyle kemoterapiyle göçmek var, bir de fazla acı çekmeden hatta hiç acı çekmeden sağlıklı bir şekilde göçmek var.
Öbür tarafa 20 yıl hatta 30 yıl erken gitmek de var.
Geçen gün Manşet gazetesinin manşetinde vardı.
Emekli madenci sigara yüzünden bacaklarını kaybetmiş, tekerlekli sandalyeye, yatağa bağımlı kalmış.
İşte size ibretlik bir sonuç.
9 Şubat&[#]8217;ı fırsat bilin.
Çok geç olmadan sigarayı bırakın.