AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar'ın son dönemde Zonguldak'la ilgili ciddi bir uğraş içinde olduğunu gören var mı?

Zonguldak'ın bu kadar sorunu varken, milletvekillerimiz ne yapıyor dersiniz?

Bakın, Sapça Tüneli'nin yenisi açıldı! Eskisinden farkı yok!

Efendim, bir kat daha asfalt atılacak, ondan sonra düzelecekmiş!

Deve gibi, nereniz doğru ki sizin!

Şimdi eski tüneli yıkıp yeniden yapacaklarmış!

Gitti iki sene!

Ereğli yolunda Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban'ın müdahalesi olmasa, o rezil Soğanlı Kavşağı düzeltilmeyecekti!

Faruk Çaturoğlu, referandumdan sonra kayboldu.

Özcan Ulupınar ise, babasının acısını yeni yeni atıyor.

Referandum bitti. Şimdi kongre çalışmaları başlar.

21 Mayıs'ta Ankara'da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Başkanı olacak.

Sonra belde, ilçe, il kongreleri yapılacak.

Kongreler bitince, yeni dönem için milletvekili adaylığı yarışı başlayacak.

Milletvekilleri seçim çalışması yapmaktan Zonguldak'a zaman ayıramıyor ki!

Artık yeter... Şu seçim işleri bitsin, geçim işleri başlasın.

Önünden ye!

Biz Zonguldak'takilerle uğraşırken, bir de uzaklardan, hatta çok uzaklardan havlayanlar oluyor!

"Yahu, siz doğru işler yapsaydınız, oralarda mı olurdunuz?" demek geliyor içimden.

Ama demiyorum. Çünkü orada olmaları, burada olmalarından daha iyi!

Mesela, bunların biri, daha neden cezaevine girdiğini bile açıklayamıyor.

Açıklamasına da gerek yok.

Nasıl olsa yakında yeni kararlar veriliyor.

Bizimki de yolda!

O uzaktaki, çok uzaktakine de söyleyecek bir sözümüz var!

Lütfen önünden ye!

Kıssadan Hisse: Sende bu evlat acısı,

bende de bu kuyruk acısı varken!

Zamanın birinde, bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradan'a olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş, ''Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim'' demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!'' demiş.

Oduncu, altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Ailesi de dahil hiç kimseye olanı-biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Oduncu, yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış.

Oduncu, oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış, ''Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş. Oğlu inanmamış, ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ''Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış, ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde.

Oduncu, durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı... ''Hatalı olan oğlum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş.

Yılan ise acı acı gülümsemiş, ''Çok isterdim, ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş.

Günün Fıkrası: Turşu mu, darbe mi?

Güney Amerika'da bir uzmana sormuşlar:

"Turşu yapmak mı daha kolaydır, darbe yapmak mı?"

Uzman cevap vermiş:

"Darbe yapmak kolaydır. Çünkü hıyar turşusu yapacaksan, aynı boyda hıyarlar bulup bunları kıvamında tuz, sirke ve limon içinde bir müddet bekletmek gerekir. Sizin anlayacağınız uzun iş. Ama darbe yapmak için üç hıyar yeterlidir!"

Günün Sözü:

"Sahip olduğunuz tek şey bir çekiçse, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız."

Abraham Maslo